Dr. İbrahim KARAER

 

ÖZET

Isparta ili Senirkent ilçesi Uluğbey köyündeki Veli Baba Dergahı ile ilgili Öztoprak Ailesi Arşivindeki belgeleri okumaya devam ediyoruz. Bu bölümde incelediğimiz arşiv belgeleri arasında; Mehmet Takiyüddin Efendinin oğlu Hakkı Efendiye verdiği 1917 tarihli vekaletname, Veli Baba Değirmeninin Veli Baba Dergahı Mütevelli ve Postnişini Mehmet Takiyüddin Efendiye teslim edilmesi ve Uluğbey köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesine tahsisi hakkında yapılan yazışmalar, mahkeme kararları ile Mehmet Takiyüddin Efendinin Acem muhaciri olduğu, evraklarda tahrifat yaptığına dair Uluborlu, Senirkent ve Uluğbey halkından bazılarının Meclis Başkanlığı ve bakanlıklara yaptıkları şikayetler ile Takiyüddin Efendinin bu iddialara verdiği cevapları içeren belgelerle karşılaştık. Veli Baba Dergahı ve Uluğbey köyü tarihine ışık tutan bu belgeleri okuyarak, Uluğbey halkı ve bilim alemini bilgilendirmeye çalıştık.

Not: Önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi Öztoprak Ailesi Arşivindeki belgeleri flaş diskteki fotoğraflardan okuyoruz. Kaliteli çekim yapabilmek için genellikle her belgeden birden fazla fotoğraf çekilmiştir. Belgelere erişim için, bu fotoğrafların numaralarına atıf yapılmıştır.

515-520 numaralı fotoğraf; Takiyüddin Efendinin, 20 Ağustos 1917 tarihinde oğlu İbrahim Hakkı Efendiye vakıfla ilgili işlerin takibi için verdiği tasdikli vekaletname suretidir. Takiyüddin Efendinin bu tarihte İstanbul’da Çarşu Kapusu civarında Hüseyin Ağa Mahallesinde Cami-i Şerif sokağında sekiz numaralı hanede ikamet ettiği ve Bayazid Cami-i Şerifinde dersiam olarak görev yaptığı anlaşılıyor (Belge-1 Öztoprak Ailesi Arşivi nu.515-520).

521-522 numaralı fotoğraf; Veli Baba Zaviyesi Vakfiyesinin 24 Ağustos 1897 tarihinde Hamid Sancağı Evkaf İdaresi tarafından tasdik edilmiş suretidir. Vakfiyenin tasdiki ile ilgili not şöyledir: “İşbu vakfiye-i mamul-i bih Hamidabad Evkaf İdaresinde mahfuz olunan sicilat-ı vakfiyeye bi’l-mukabil aynen ve harfiyen olduğu tasdik kılındı 25 Rabiul-evvel 1315 (24 Ağustos 1897). Aslıyla mukabele olunmuştur.

İdare-i Evkaf-ı Liva Hamidabad”

(Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 521-522).

523 numaralı fotoğraf; Veli Baba Zaviyesi Zaviyedarı Mehmet Takiyüddin Efendi ile Senirkentli Turgutlar Mahallesi halkından Himmet oğulları Hacı Mehmet, Hacı Ali ve Mustafa arasında cereyan eden Veli Baba Değirmeni davası ile ilgili Uluborlu Kazası İdare Meclisi mazbatasıdır. Uluborlu Kazası İdare Meclisinin Hamidadabad Mutasarrıflığına sunduğu gün ve ayı tam okunamayan 48 numaralı mazbatada; kazada oluşturulan bir heyetin değirmeni Veli Baba Zaviyesine teslim için gittiğinde orada hazır bulunan Hacı Ali ve Hacı Mehmet ve Mustafa Efendiye emirname-i tebliğ etmeleri üzerine adı geçenlerin bizler bu emre razı değiliz ibraz edecek elimizde evraklarımız vardır dedikleri ve teslimin gerçekleşmediğini; 14 Kasım 1894 tarihli emirname üzerine ikinci bir heyet oluşturulduğu, heyetin oraya vardığında hazır bulunan Mustafa tarafından değirmenin teslim edildiği; görevli heyet raporlarında söz konusu değirmenin zorla teslimi hakkında bir kayıt olmadığı belirtilmiştir Hamidabad Mutasarrıflığına gönderilen 1 Aralık 1894 tarih ve 45 numaralı Uluborlu Kazası İdare Meclisi mazbatasında; söz konusu değirmenin 14 Kasım 1894 tarihli emirname gereği kazada oluşturulan bir heyet marifetiyle Veli Baba Zaviyesi Mütevelli ve Postnişini Takiyüddin Efendiye teslim edildiği bildirilmiştir. (Belge-2 Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 523).

524 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeninin Mütevelli Mehmet Takiyüddin Efendiye tesliminden sonra yapılan yazışmalarla ilgili bilgi notudur (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 524).

525 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni ile ilgili Konya Valisi Ali Kemal imzalı Sadaret makamına yazılan 26 Şaban 1312 (22 Şubat 1895) tarihli yazı suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 525).

526 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında 16 Şaban 1312 (12 Şubat 1895) tarih ve 7469 numaralı yazı suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 526).

527 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında Evkaf-ı Hümayun Nazırı Seyyid Ali Galip imzalı Konya vilayetine yazılan 29 Temmuz 1311 (10 Ağustos 1895) tarihli yazı suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 527).

528 numaralı fotoğraf net çekilmemiş, yazı okunamadı (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 528).

529 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında Konya Vilayetinden Hamidabad Mutasarrıflığına yazılan 5 Teşrin-i evvel 1312 (17 Ekim 1896) tarihli yazı sureti ile aynı yazının altında Hamidabad Mutasarrıfının Uluborlu Kaymakamlığına yazdığı 20 Teşrin-i evvel 1312 (1 Kasım 1896) tarihli yazı suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 529).

530 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında yapılan yazışmalarla ilgili bilgi notudur (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 530).

531 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında Konya Valisi Ali Kemal imzalı Hamidabad Mutasarrıflığına yazılan 5 Teşrin-i evvel 1312 (17 Ekim 1896) tarih ve 2672 numaralı yazı suretidir. Bu yazının altında, Hamidabad İdare Meclisinin 22 Teşrin-i evvel 1312 (3 Kasım 1896) tarih ve 417 numaralı karar ile söz konusu değirmenin mütevelliye teslimine karar verildiği belirtilmiştir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 531).

532 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında 11 Teşrin-i sani 1312 (23 Kasım 1896) tarihinde Uluborlu Kaymakamlığından Hamidabad Mutasarrıflığına, 13 Teşrin-i sani 1312 (25 Kasım 1896) tarihinde Uluborlu’da Hamidabad Tabur Ağalığına yazılan yazı suretleridir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 532).

533 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeninin mütevelli Mehmet Takiyüddin Efendiye teslimi hakkında 13 Teşrin-i sani 1312 (25 Kasım 1896) tarihli Uluborlu Kaymakamı İhsan, 16 Teşrin-i sani 1312 (28 Kasım 1896) tarihli Hamidabad Mutasarrıfı Mehmet Ali Paşa ve 15 Teşrin-i sani 1312 (27 Kasım 1896) tarihli Hamidabad Tabur Ağası Raşit imzalı yazıların suretleridir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 533).

534 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında Konya İstinaf Mahkemesi Müddeiumumiliğine yazılan 15 Haziran 1311 (27 Haziran 1895) tarihli yazı suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 534).

535 numaralı fotoğraf; Veli Baba Değirmeni hakkında 3 Temmuz 1311 (15 Temmuz 1895) tarihli Hamidabad Mutasarrıflığının yazı suretidir. Yazının yazıldığı makam silik olduğu için okunamadı (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 535).

536 numaralı fotoğraf; Konya Merkez Naibi Mehmet Seyyid Efendinin Veli Baba Değirmeni hakkında Isparta Mutasarrıfı Mehmet Ali Paşa’ya yazdığı 6 Nisan 1312 (18 Nisan 1896) tarihli yazı suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 536).

537-538 numaralı fotoğraflar; Veli Baba Değirmeni hakkında altında yedi mühür basılı 1 Kanun-ı evvel 1310 (13 Aralık 1894) tarihli mazbata suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 537-538).

539 numaralı fotoğraf; Mehmet Takiyüddin Efendinin İlegüb köyünün Veli Baba zaviyesinin vakfı olduğuna dair Meşihat makamına 6 Mart 1326 (19 Mart 1910) tarihli dilekçesi ve buna verilen cevap suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 534).

540 numaralı fotoğraf; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesi Vakfına ait olduğuna dair yapılan yazışmaların tarih ve numaralarını içeren bilgi notudur (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 540).

541 numaralı fotoğraf; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesi Vakfına ait olduğuna dair Şurayı Devlet Mülkiye ve Maarif Dairesinin 19 Recep 1331 (24 Haziran 1913) tarihli ve 463 numaralı mazbatasının tasdikli suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 541).

542 numaralı fotoğraf; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesi Vakfına tahsisine dair Şurayı Devlet Heyet-i Umumiyesinin 19 Kanun-ı evvel 1328 (1 Ocak 1913) tarih ve 1506 numaralı tasdikli mazbata suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 542).

543-545 numaralı fotoğraf; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesi Vakfına tahsisine dair Şurayı Devlet Heyet-i Umumiyesince tanzim olunan 10 Teşrin-i sani 1327 (23 Kasım 1911) tarihli ve 1569 numaralı mazbatanın tasdikli suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 543-545).

546 numaralı fotoğraf; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesi Vakfına tahsisine dair Şurayı Devlet Mülkiye Dairesinin 6 Muharrem 1329 (7 Ocak 1911) tarihli ikinci karar suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 546).

547-549 numaralı fotoğraflar; Veli Baba Derhahı Mütevellisi Mehmet Takiyüddin Efendinin 6 Mart 1326 (19 Mart 1910) tarihli Meşihat Makamına verdiği dilekçedir. Takiyüddin Efendi söz konusu dilekçesinde İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesine tahsisi ile ilgili Meclis-i Tetkikat-ı Şer’iye kararının tasdikli bir suretinin kendisine verilmesini talep etmiştir. Takiyüddin Efendinin dilekçesinin altında Meclis-i Tetkikat-ı Şeriye kararı ve bu kararın 2 Rabiul-ahir 1328 tarihinde Takiyüddin Efendiye verildiği belirtilmiştir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 547-549).

550 numaralı fotoğraf; Mehmet Takiyüddin Efendinin İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesi Vakfına tahsisi için Şurayı Devlete verdiği 7 Şevval 1328 (12 Ekim 1910) tarihli dilekçe suretidir. (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 550).

551-552 numaralı fotoğraflar; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesine tahsisi hakkında Maliye Nezareti Tetkikat-ı Arazi-i Mevkufe Komisyonunun 2 Kanun-ı sani 1325 (15 Ocak 1910) tarihli tasdikli karar suretidir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 551-552).

553-555 numaralı fotoğrafların baş kısmında; “Uluborlu Kazası Meclis-i İdaresinden otuz bir mart hadisesinde Maliye Nezaretine mevrud mazbata ve Meclis-i Mebusan’a çekilen telgraf ve divan-ı harb-i örfiye gönderilmiş on dokuz adet mektuplarım ve Maliye Nezaretine vermiş olduğum dilekçe suretleridir” yazmasına rağmen, sadece Takiyüddin Efendinin Maliye Nezaretine yazdığı dilekçe ve İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesine tahsisi hakkında yazışmalar bulunmaktadır.

Takiyüddin Efendinin 10 Mayıs 1325 (23 Mayıs 1909) tarihli dilekçe suretinin hangi makama yazıldığı açık değildir. Belgenin içeriğinden Maliye Nezaretine yazıldığı anlaşılmaktadır. Takiyüddin Efendi, İlegüb köyünün Veli Baba Zaviyesinin Vakfı olduğuna dair Mahkeme-i Teftişin tasdikli kararını talep ettiği dilekçesinde; “Uluborlu kazası idare meclisinde hazırlanan mazbata ile Uluborlu, Senirkent ve İlegüb halkından bazılarının kendisinin Acem muhaciri olduğu, Veli Baba sülalesinden olan Ramazan ve oğullarının Şeyh Hüseyin beratını tahrif ederek zaviyenin mütevelli ve postnişinliğini kendisine intikal ettirdiğine dair Meclis Başkanlığı, Maliye, Dahiliye ve Evkaf nezaretlerine çektikleri telgraf, mazbata ve şikayet dilekçelerine cevap vermiştir. Takiyüddin Efendi söz konusu dilekçesinde; İstanbul’a eğitim için 1286 tarihinde geldiğini ve o günden bugüne herhangi bir kötü haline kimsenin şahit olmadığını belirterek, Uluborlu ve Senirkent halkını hasitlik ve münafıkla suçlamıştır. Takiyüddin Efendi, dilekçesinde Veli Baba Zaviyesi Vakfı, İlegüb köyü a’şarının vakfa meşrutiyeti ve mütevellileri hakkında ayrıntılı bilgi de vermiştir (Belge-3 Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 553-555).

 

Takiyüddin Efendi Maliye Nezaretine verdiği dilekçenin altına şunları yazmıştır: “Bu arz-ı halim devair-i lazimesinde muamele görerek Maliye Nezaretince yakin hasıl olmuş ve Evkaf Nezaretinin tezkiresi de buna mukayyed bulunmuş olmakla kaza mazbatasının ve Senirkent ahalisinden bühtanı havi keşide eyledikleri telgraflar ve Ramazan oğlu Mehmet’in arz-ı hali battal torbasında hıfz olunmuş ise de karye-i mezkurenin vakfiyetine maliyede Arazi-i Mevkufe Komisyonundan dört defa itiraz vuku’ bulmuş olduğu bundan aşağısında zikr ü beyan kılınmıştır. Senirkentlilerin Uluborluların ve İlegüb’den bazı münafıkların ve Ramazan oğlu Hüseyin ve diğerlerinin pederi Mustafa’dır ve onun pederi Ramazan’dır. Bunlar Evkafın Cihat İdaresinde ismi ve resmi yoktur bir de Ramazan’ın biraderi Safi oğlu Hüseyin var imiş onun pederi Halil’dir ve Halil’in pederi de Safi’dir. Bunlar dahi Evkaf’ın Cihat İdaresinde isimleri yoktur. Karyemizce onu öteden beri Acem deyu yad ettikleri kesan bunlar ve ahfadıdır. Halbuki Senirkent ve Uluborlu ve İlegüb’den Nebi Dedeyi ve pederi Mehmet Biruciyi bilmeyenler kalb mevzu’u etmişler ise de Nebi Dede kabrinin taşında yazılmış ve Evkaf-ı Hümayun Cihat İdaresinde mukayyed bulunmuş bunları tekzip eylemiştir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 553-555).

Takiyüddin Efendi açıklamasında, kendisine yöneltilen iddialarla ilgili Uluborlu kazası idare meclisi mazbatası, Senirkent ve Uluğbey halkının şikayetleriyle ilgili telgraf ve dilekçe suretlerine yer vermemiştir. Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi belgeleri arasında bulduğumuz “Senirkent halkı adına Maarif, Maliye ve Dahiliye Nezaretlerine çekilen telgraflar; Takiyüddin efendinin sözünü ettiği telgraflar olmalıdır (Belge 4 COA MF.İBT. 245-18).

Yine Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi belgeleri arasında bulunan bir belgeye göre; Takiyüddin Efendinin Veli Baba Dergahı Mütevelli ve Postnişini olarak görevlendirilmesinden yaklaşık bir yıl sonra, Uluğbey köyü halkından Safi Ramazan oğlu Şeyh Hasan bin Mustafa adlı şahıs Maliye Nezaretine 15 Temmuz 1895 tarihinde dilekçe ile müracaat ederek Veli Baba Dergahı Mütevelli ve Postnişini olan babası Mustafa bin Ramazan Efendinin vefatıyla adı geçen dergahın tevliyet ve zaviyedarlığının kendisine tevcih edilmesini talep etmiştir. Adı geçen dilekçesinde, Takiyüddin Efendinin Ilgın muhacirlerinden olup Uluğbey köyüne sonradan iskan edildiğini, kendi elindeki dergaha ait berat ve saire evrakı ele geçirip kendi adına berat aldığını, bu konudaki davanın mahallinde devam ettiğini; Hamid Sancağı Mal Sandığından her ay aldığı 500 guruş ta’amiye bedelinin mahkeme neticeleninceye kadar sandıkta tutulmasını talep etmiştir (Belge-5 COA EV.MKT 2125).

556 numaralı fotoğraf; Senirkent, Uluborlu ve İlegüb’den bazılarının Meclis-i Mebusana, Maliye Nezaretine ve Dahiliye Nezaretine çektikleri telgraf ve gönderdikleri mazbata ve dilekçeler üzerine Maliye Nezareti tarafından yapılan inceleme sonucu hazırlanan 25 Mart 1325 (7 Nisan 1909) tarihli yazıya, Evkaf Nazırı Halil imzalı 4 Mayıs 1325 (17 Mayıs 1909) tarihli cevap suretidir (Belge-4 Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 556).

557 numaralı fotoğraf; Cihat İdaresinin Mahkeme-i Teftişe verdiği cevap yazısı suretidir. Söz konusu 23 Eylül 1324 (6 Ekim 1908) tarihli yazıda; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesine vakfiyeti ve 15 Safer 1312 (18 Ağustos 1894) tarihinde Mehmet Takiyüddin Efendiye zaviyedarlığın tevcih edildiği belirtilmiştir. Bu yazının Mahkeme-i Teftişe intikalinden sonra 28 Zilhicce 1326 (21 Ocak 1909) tarihinde Mahkeme-i Teftiş’in ikinci kararı yayımlanmıştır (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 557).

558-573 numaralı fotoğraflar; İlegüb köyü a’şarının Veli Baba Zaviyesine tahsisi ile ilgili yazışma suretleridir (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 558-573).

574-575 numaralı fotoğraflar; şeceredir. (Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 574-575).

SONUÇ

Bu bölümde incelediğimiz belgeler arasında Veli Baba Değirmeni ve İlegüb köyü a’aşarının Veli Baba Zaviyesine iadesi ile ilgili çok miktarda belge ile karşılaştık. Bu belgelerden Veli Baba Değirmeninin Veli Baba Zaviyesine teslimiyle ilgili 1894 tarihli Uluborlu kazası idare meclisi kararları ile Takiyüddin Efendinin hakkındaki iddialara cevap niteliğindeki Maliye Nezaretine verdiği dilekçe dikkat çekmektedir. Karşılıklı suçlamaları, o günün kısır çekişmeleri olarak değerlendirmek gerekir. Nitekim Takiyüddin Efendi, yargılandığı mahkemede berat etmiş, vefat ettiği 1918 yılına kadar Veli Baba Zaviyesi mütevelli ve postnişini olarak görevini sürdürmüştür. Belgelerde ismi geçen ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.

BELGELER

Belge 1

Belge yer numarası: Öztoprak Ailesi Arşivi nu.515-520

Tarih: 2 Zilkade 1335 (20 Ağustos 1917)

Mahmiye-i İstanbul’da Çarşu Kapusu civarında Hüseyin Ağa Mahallesinde Cami-i Şerif sokağında sekiz numaralı hanede sakin zat-ı zeyl-i vesikada muharrerü’l-esami müslimin tarifleriyle maruf Uluborlu kazasına tabi İlegüb karyesinde vaki e’izze-i kiramdan Veli Baba Zaviyesi ba-berat mütevelli ve zaviyedarı Bayazid Cami-i Şerifi dersiamlarından Uluborlulu Mehmet Takiyüddin Efendi ibn-i Musa Kazım Efendi meclis-i şer’ide takrir ve kelam idüb yedimde olub işbu meclis-i şer’ide ibraz eylediğim kaza-i mahkeme halini mükteseb  ilam-ı şer’i ile ve vakfa taalluk olduğu üzere vakf-ı merhum mumaileyhin karye-i mezkurede vaki zaviyesine meşrut  Veli Baba Değirmeni namıyla maruf değirmeni ile levmi laimeli (lulay-ı halta) ve’c-ciran iki kıta bağ ve emval-i mevkufe-i sairesini taraf-ı vakfa teslim hükm-i şer’iye iktiran etmiş olduğu halde ber-muceb ilam-ı mezkure hala canib-i vakfa teslim edilmemiş olduğundan zikri sebkat eden değirmeni ile iki kıta bağ ve derun-i ilam-ı mezkurda muharrer emvali mevkufe sairenin her birini mahallinde daire-i icra vasıtasıyla vakıf içün teslim ve bundan naşi muhakeme ve muhasame zuhur eder ise icab edenler ile müdafaa ve mürafaya ve vakf-ı mezkurun leh ve aleyhinde zuhur etmiş ve edecek vuku’a gelmiş ve gelecek kaffe-i (…) hakkında bidayeten ve istinafen ve iadeten ve temyizen ve tashihan taleb ve dava ve muhakeme ve muhasame müdafaa ve mürafaya ve hacz-ı vaz’ ve fekkine protesto ve keşide ve cevab itasına ve zaviye-i mezkureye mevkuf aşar bedeli ile mahsusu ta’amiyeden üç yüz otuz üç senesi maliyesine ait olan mebaliğ ile sinin-i atiye de tahsil edecek mebaliğim mahall-i mezkure vüruduma değin ahz u kabza vakfiye ve huşu-ı mezkurun mütevakkıf olduğu umurun küllisini ifaya merraten ba’de uhra aharı tevkil ve teşrik ve azle me’zun olmak üzere tarafımdan elyevm sabıku’z-zikr İlegüb karyesinde mütemekkin sulbi kebir oğlum İbrahim Hakkı Efendiyi gıyabında kabulüne mevkufe vekalet-i mutlaka-i sahiha- şer’iyye ile vekil nasb ve tayin eyledim demekliğini ma-vaka’a bit-taleb ketb olundu. Fil-yevmis-sani min şehr-i zilkadeti’ş-şerife li-sene hams ve selasin mie ve elf 2 Zilkade 1335 (20 Ağustos 1917)

Şahidler:

Mahkeme-i Evkaf-ı Hümayun Hademesinden Yusuf Ağa ibn-i (..) Ağa

Evkaf-ı Hümayun Müşaviri Odacısı Hüseyin Hüsnü Efendi ibn-i Bekir Ağa

Pul

El-emru kema zükire fihi nemakahu’l-fakir ileyhi teala azze (şanuhu) Aksekili Mahmud Hamid Efendizade Ahmet Kemaleddin el-müşavir bi-mahkeme-i Evkaf gufıra lehuma fi 2 Zilhicce sene 1335 (19 Eylül 1917)

Mühür

Belge 2

Belge yer numarası: Öztoprak Ailesi Arşivi nu.523

Hamidabad Sancağı Mutasarrıflığı Canib-i samisine

Uluborlu kazasının mazbata suretidir

Numara 48

Tarih: Gün ve ay silik olduğu için okunamadı sene 1312 / 1310 (1894)

Meclis-i İdare Kaza: Uluborlu

Yassıviran karyesinde vaki taht-ı temliklerinden bulunan değirmenin İlegüb karyesinde medfun Veli Baba Tekkesi Mütevellisi Takiyüddin Efendiye suret-i cebriyyede teslim olunduğuna dair Senirkent’in Turgutlar Mahallesinden Mehmet Ali Efendi zade Hacı Ali ve Hacı Mehmet’in vermiş oldukları mufassal arz-ı hal üzerine Meclis-i İdare-i Livadan yazılan kararın leffiyle bu babda cereyan eden muamelenin mezkur arz-ı hal yine iade kılınmak üzere ba-mazbata arz-ı iş’arı şeref-varid olan 13 Kanun-ı evvel sene 1310 (25 Aralık 1894) tarih ve 280 numaralı emirname-i cenabı mutasarrıf-i efhamilerinde irade ve iş’ar buyrulmuş müstağni-i arz olunacağı üzere mezkur değirmenin tekke-i mezkureye meşrutiyeti ve isminize delaleti cihetiyle mütevelli-i mumaileyhin hasıl olacağı berat-ı alişan ve vakfiye-i mamulün bih ahkam-ı celilesine tevfikan teslimi ve ba’de merkuman Mehmet Ali Efendi oğullarının şayanı kabul bir diyecekleri olacağı halde şer’an ve nizamen icabına bakılması hakkında makam-ı devletlerinden şeref-varid eden 2 Teşrin-i sani sene (1310) (14 Kasım 1894) ve 305 numaralı emirnameye imtisalen değirmeni mezkurun teslimi içün meclis-i acizanemizin kararıyla Mal Müdürü ve Meclis-i İdare Azasından Hacı Tevfik ve Evkaf Vekili Hüseyin Efendinin mezkur Yassıviran karyesine izam olunmuş idi. Memur mumaileyhin değirmene vardıklarında orada hazır bulunan merkumun Hacı Ali ve Hacı Mehmet ve Mustafa Efendiye emirname-i mezkur mealini beyan ve teslim edeceklerini ispat/inbat eylemeleri üzerine merkumun bizler bu emre razı değiliz ibraz edecek yedimizde evraklarımız vardır demelerine mebni teslim etmeksizin memur-ı mumaileyh avdet etmişler ve ba’de ittihaz edilen karara mebni merkumunun merkez kazayı celpleri lüzumu Senirkent nahiyesi müdürlüğüne yazılmış ise de adem-i icabette bulunmuştur. Ve mütevelli-i mumaileyh dahi hasıl olacağı berat-ı ali vakfiye ve emirname ahkamının tenfiziyle mezkur değirmenin herhalde kendisine teslim edilmesini musırrane bir suretle beyan ve ifade etmesine mebni yine meclisimizin kararıyla memur-ı mumaileyh ve zabıta memuru Ali Çavuş maiyetinde zabtiye Abdurrauf terfik edilerek karye-i merkumeye sevk edilmişler ise de Senirkent’te bulunan mumaileyh Hacı Tevfik Efendinin karye-i mezkureye gitmediği cihetle müdür-i mumaileyh kendi maiyetine nahiye Naib Vekili Hacı Arif ve sulhiye azasından Kenan zade Mehmet Efendi ile mezkur Yassıviran karyesi heyet-i ihtiyariyesi mumaileyh Mehmet Efendiyi alarak mezkur değirmene varıldığında değirmen-i mezkuru merkumunun orada hazır bulunan Mustafa’ya etmiş olduğu besayih-i semeresiyle mütevelli mumaileyhe teslim edildiğini vermiş olduğu raporunda göstermesi üzerine keyfiyet 26 Teşrin-i sani sene 1310 tarih (28 Kasım 1894) ve 45 numaralı mazbata-i acizanemizle makam-ı devletlerine arz olunmuştu. Balada arz olunduğu üzere müstedi-i merkuman gerçi ibraz edecek oldukları var demişler ise de ibraz etmedikleri ba-mahkemeye müracaat edeceğiz yolunda bir ifadede bulundukları ve evvel ve ahir yapılan kararlarımızda mezkur değirmenin cebren teslimi hakkında bir kayıt olmadıktan başka hin-i tesliminde de bu yolda cebir ve tehdit vuku’ getirilmediği memuru mumaileyhten ve Kol Vekili Ali Çavuşun ifadesinden anlaşılmış ve memurlar maiyetine zabtiyye terfiki tarafeyn beyninde münaza’a vuku’a getirilmemesi için ittihaz olunan bir tedbirden ibaret bulunmuş ve mezkur arz-ı hal leffen ve iadeten arz-ı terkim kılınmış olmağın ol-babda emr ü ferman hazreti menlehül emrindir. Tarihteki gün ve ay silik olduğu için okunamadı sene 1312/ sene 1310 (1894)

Uluborlu Kaymakamı             ed-Dai Naib    ed-Dai Müftü             Vekil-i Ruhani

Vekil-i Müdür-i Mal               Aza                 Aza                 Aza     Vekil-i Katib-i Tahrirat

 

Diğer Uluborlu kazasının mazbata suretidir

Tarih: 2 Cemaziyel-ahir sene 1312 ve fi 19 Teşrin-i sani sene 1310 (1 Aralık 1894)

Numara: 45

Hamidabad Sancağı Mutasarrıflığı Canib-i Aliyyesine

Uluborlu kazasının Uluköy karyesinde defin-i ıtırnak olan sadat-ı azamdan Veli Baba Hazretlerinin Zaviyedarı Mehmet Takiyüddin Efendi tarafından ita olunan ve meclis-i idare-i livadan olunan derkenar üzerine zaviye-i mezkureye meşrut bulunduğu yedinde bulunan berat-ı ali vakfiye-i mamulü bihiden anlaşılan Yassıviran karyesinde vaki Mehmet Ali Efendi oğulları tarafından vaziyet edilen Uzun Oluklu nam değirmenin mütevelli ve zaviyedarı mumaileyh Seyyid Mehmet Takiyüddin Efendiye 2 Teşrin-i sani sene 1310 tarih (14 Kasım 1894) ve 305 numarasıyla şeref-sudur emirname-i hazreti mutasarrıfi-i efhamilerinden irade ve izbar buyrulmasını imtisalen meclis-i idare-i kaza kararıyla Mal Müdürü Ahmet ve Meclis-i mezkur azasından Hacı Tevfik ve Evkaf Vekili Hüseyin Efendiler mahal-i mezkure me’muren izam kılınarak memur-ı mumaileyhin beraberinde Senirkent nahiyesi Naib Vekili Hacı Arif ve meclis azasından Mehmet Efendilerle mezkur Yassıviran karyesi heyet-i ihtiyariyesi hazır oldukları halde bir güna sızıldı ve suda’a (baş ağrısı) meydan verilmeksizin mezkur değirmen mumaileyh Mehmet Takiyüddin Efendiye teslim kılındığı memur-ı mumaileyhim tarafından verilen rapor muhteviyatından anlaşılmış olmakla arz ve ifade-i keyfiyete cür’et kılındı. Ol-babda emr ü irade hazreti menlehül emrindir. fi 2 cemaziyel-ahir sene 1312 ve fi 19 Teşrin-i sani sene 1310 (1 Aralık 1894)

Uluborlu Kaymakamı             Naib                Müftü             Vekil-i Ruhani            Müdür-i Mal

Aza                 Aza                 Aza                 Aza

Belge 3

Belge yer numarası: Öztoprak Ailesi Arşivi nu. 553-555

Tarihi: 10 Mayıs 1325 (23 Mayıs 1909)

Atufetlü Efendim Hazretleri

4 Mart 325 tarihli (17 Mart 1909) 31 numaralı aleyhimde Uluborlu Kazası Meclis-i İdaresinden bir mazbata gelmiş ve mebusana da keşide ettirdikleri telgraf yine ecli’l-tetkik nezareti celilenize irsal kılınmış ve mezkur mazbatada Veli Baba Dergahı Mütevelli ve Postnişini Takiyüddin Efendi an-asıl Acem muhacirlerinden olup Veli Baba Hazretlerine sülalesi olmak şöyle dursun hiç münasebeti bile yoktur. Sülale-i müşarünileyden olan Ramazan ve oğullarının Şeyh Hüseyin beratını bi’t-takrib tahrif ve kendi namına taklit etmekle cihet-i mezkureteyni uhdesine intikal ettirmiş ve kendisi ise her bir su’i ahlak ile muttasif bulunmuş ve devr-i sabık ricaline hulus etmekle onların nüfuzu sayesinde bir de atik nüfus defterlerinde ismi Sünbül oğlu Mehmet Takiyüddin iken tahrir-i cedidde bir de ismine sadat-ı Hüseyniyeden ilave ettirmiş olduğundan ciheteynin mezkureteynin uhdesinden ref’iyle ehl ü erbabına tevcihi denilmiş haza bühtan-ı azim Haleb anda ise endaze bundadır ölçüp biçip kazamız ve nahiyemiz ahalisinin ne münafık ve ne hasud zalim olduğunu anlarsınız daileri İstanbul’a 1286 (1869/1870) tarihinde geldim medresem Irgat Pazarında Sinan Paşa Medresesidir 1296 (1878/1879) senesine kadar tahsili ulum ve fünun ile meşgul oldum. Okuduğum hocalar ve şürekalarım malum ve ahali-i medrese ve mahalle bilir ve Bab-ı Fetva bilir gazetelere ilan buyurunuz talebelikte bir su’i-halimi gören ve işiten var mıdır? 1296 (1878/1879) tarihinde bi’l-imtihan Bayezid Cami-i şerifine derse çıktım 1312 (1894/1895) senesinde icazet verdim huzur-ı Hümayun muhatablarından bulunuyorum ders vakti ve cami-i mezkur müderris ve imamları ve talebe bil-umum bilirler ve devair-i sairede ekseri zevat bilirler Acem muhacirlerinden imişim bundan evvel mahkeme-i teftişin ilamında Konya Ilgın muhacirlerinden demişlerdi tenakus etmişler tenakusu ise davalarının sıhhatini men eder bunlar kendileridir kalmadığı sülale değildir (burada cümle düşüklüğü var) Veli Baba sülalesinden olan Ramazan oğullarından Şeyh Hüseyin beratını tahrif ile namına taklit etmiş demişler ve buna da bir vafir kesane ki ikinci pederinin ismini bilmez bir takım sebük-magzane (akılsızca) bi’t-talim meclis-i idarede şehadet ettirmişler malum devletleri olduğu veçhile kaza-i mezkure tabi Uluköy namı diğer İlegüb karyesi ecdadımın Sultan Orhan zamanından Kanun-i Sultan Süleyman devrine gelinceye kadar etmiş oldukları hizmet bedelinde karye-i mezkure 984 (1576/1577) tarihinin hududu dahilinde evladiyet ve meşrutiyet üzere vakıf edilmiş 1045 (1635/1636) tarihinde vaki olan münaza’a üzerine tahrir hudud olunmuş ve 1047 (1637/1638) tarihinde müşarünileyh Veli Baba hayatında bir değirmen ve iki kazgan ve iki sofra sahanı ve misafirhane vakfetmiş ve bir vakfiye yazdırmış ve bu cihetle vakfiye Fetvahane-i celilede tasdik bulunmuş ve mahkeme-i teftişin de bila-beyyine mazmunlarıyla amel ve hüküm caiz olur senedat-ı şer’iyeden olduklarını bi’l-hüküm verir suretlerini de bi’t-tasdik yeddime vermiş ve 1053 (1643/1644) tarihinde erbab-ı tımardan Ali namında biri karye-i mezkureyi arazi-i emiriyeden deyu bir hile ile berat ettirmiş ve 1057 (1647) tarihinde defter-i hakaninin ba-hat tevki’-i tashihine ba-irade-i seniye ferman-ı alişan sadır olmuş ve tashih kılınmış ve 1068 (1658) tarihinde hata-i ale’l-hata olarak geri tımara tashih olunmuş ve zikr olunan iki kıta ferman ve iki kıta hudud-name ciheti ve vakfiye-i mezkureler ile bir bab asiyab ile dergahı şerifin tevliyet ve zaviyedarlığı evlattan evlada idare olunarak ecdadımdan Seyyid Nebi Dede ibn-i Seyyid Mehmet Biruci Hacı Bektaş Veli Şeyhi Şeyh Addüllatif Efendiye müracaat eylemesi üzere müşarünileyh tarafından arz olunmuş ve maruzat-ı mezkure:

Uluborlu kazasında İlegüb karyesinde e’izze-i kiramdan Veli Baba zaviyesinin zaviyedarlığı maa’t-tevelliye vakfiye-i mamul-i biha mucebince ber-muceb şürut-ı vakıf evlad-ı evladının ekber ve aslah ve erşedine meşrut olup ber-muceb şürut-ı vakıf ma’al-tevliye zaviyedarı olan evlad-ı vakıftan ekber ve aslah ve erşedi olan Seyyid Nebi Baba ibn-i Seyyid Mehmet Biruci mutasarrıf olup lakin yedinde beratı olmayıp ba-berat olmakla zaviyedarlık maa’t-tevliye ayende ve revendeye itam-ı taam etmek üzere ber-muceb şürut-ı vakıf Hacı Bektaş Veli Şeyhi Şeyh Abdüllatif arzıyla mezkur Seyyid Nebi Baba ibn-i Seyyid Mehmet Biruciye dergah-ı şerifin tevliyet ve zaviyedarlığı 15 Şevval 1208 (16 Mayıs 1794) tarihinde tevcih olunub ciheteyn-imezkureteyn uhdesine tevcih olunduğu (..) berat-ı ali verilmiştir deyu Evkaf-ı Hümayun cihat idaresinin askeri ruznamçesinde mestur ve mukayyed bulunmuştur. Mumaileyh Nebi Dedenin üç biraderi biri Sünbül Pehlivan demekle meşhur Hüseyin Pehlivan Ali en-Naki ve diğeri derviş İbrahim Hakkı’dır. Müşarünileyh Nebi Babanın 1222 (1807/1808) tarihinde vuku’u vefatına mebni mahlulünden aslah-ı ekber-i erşedi Seyyid Hüseyin bin Nebi Baba bin Mehmet Bruciye ciheteyn-i mezkureteyn tevcih olunduğu meş’ar 1226 (1811) tarihinde yedine berat-ı ali verilmiş ve evahir-i Şaban 1227 (Eylül 1812) tarihinde de ba-irade-i seniye defter-i hakaniden mahreç kayıt üzerine ba-irade-i seniye-i ferman-ı alişan verilmiş ise de Acem pehlivanlarını yenmiş olmakla kendisini ağzal etmiştir aldığı ferman defter-i hakaniye kayıt ettirilmeksizin İstanbul’dan gönderilmiştir ve dergaha karip Geyikler tarafında şehit etmişler ve ahz eylemiş olduğu berat ve ferman o meyanda zayi olması hasebiyle tarih-i mezkurdan 20 Recep 1287 (16 Ekim 1870) tarihine kadar evlad ve ahfadına berat tevcih ettirilmeyip tarih-i mezkurda evlad-ı vakıftan ve Seyyid Veli Baba ibn-i Mehmet Taki Biruci sülalesinden pederim Seyyid Musa Kazım tarafından edilen müracaat üzerine ciheteyn-i mezkureteyn uhdesine tevcih olunmuş ve onun mahlulünden de 15 Safer 1312 (18 Ağustos 1894) tarihinde ba-irade-i seniyye beş yüz guruş taamiye tahsisiyle ciheteyn-i mezkuretyn uhde-i daiyaneme tevcih olunmuş olduğu Evkaf-ı Hümayun Cihat İdaresinde mestur ve mukayyed bulunduğu ve nezareti celilesine mersul 4 Mayıs 1325 (17 Mayıs 1909) tarihli Evkaf-ı Hümayun Nezareti celilesinin tezkire-i cevabiyesinde şu ifadatımı müeyyid idüğü ve sadat-ı Hüseyniyeden bulunduğuma da nakibü’l-eşraf tarafından musaddak ve yedimde mahfuz şecere-i aliyye ile mahkeme-i teftiş ilamları ve beratlar isbat-ı müddeiye ma-ziyade vafi ve kafi olduğu cihetle şimdiye kadar hakkımda vuku’ bulmuş ve bulacak olan kaffe-i müfteriyat ve bühtanlardan mütearri bulunduğum nezd-i devletlerince de kanaat hasıl olacağı tabii bulunmakla karye-i mezkurenin vakfiyeti hakkında mahkeme-i teftişin evkaftan verilmiş fetvahane-i celileden ve tetkikat-ı şer’iyeden musaddak iki kıta ferman-ı alişanın yedime ita buyrulmasını talep ve istirham eylerim ol-babda 10 Mayıs sene 1325 (23 Mayıs 1909).

ed-Dai

Evlad-ı Vakıftan Mütevelli ve Zaviyedarı

Seyyid Mehmet Takiyüddin

 

Belge 4

Belge yer numarası: COA MF.İBT. 245-18

Telgrafname

Sevk numarası: 326

İrsal Tarihi: 12 Ağustos 1325 (25 Ağustos 1909)

Maarif / Dahilye/ Maliye Nezareti Celilesine

On sene akdem inşa olunan mekteb-i rüştiyemize idare-i sabıka muallim bulamamış idi. İlan-ı meşrutiyeti müteakip feryadımız üzerine tekiden vilayet-i celileden nezarete bildirilmiş muallim tayini lüzum gösterilmiş iken adem-i nailiyetimizle mebusan riyaseti celilesine istirham olunup istilam-ı vaki merkez kazadan bu hak hakikat arz olunmuş ise de bir muallim ihsan buyrulmamakla nefs-i kasabamızın maa mülhakatı havi olduğu yirmi beş bin nüfuslu evladı bugün garik-i bahr-ı cehildir (cahillik denizinde boğulmuş) ceddi İran muhacirlerinden olup nahiyemizin İlegüb karyesinde mutavattın (yurt tutmuş, yerleşmiş) dersaadet ırgat pazarında Sinan Paşa medresesinde mukim yıldız yadigarlarından müstebit ve mürteci ve üfürükçü Takiyüddin Efendi devr-i sabıkda gayrın hakkı olan silsiliname ve tevliyet beratını sahtelikle rabt ve namına nakil ile Seyyid Veli Baba Dergahını gasp ve misafirhanesini harem-i dairesi ittihaz ile bir ferde su dahi vermemiş iken hazineden dergahla misafirine taamiye namına mah beş yüz guruş verildiği gibi devr-i sabık israfatı devam ediyor beş yüz guruş maaşla bir muallim gönderilmediğinden bir nahiyenin evladı nimet-i maariften mahrum kalıyor şu haller evvelce de ariza-i umumiye ile bildirilmiş ise de henüz semeresi görülememiştir. Bu saatte üç bin evlad-ı vatan efradı Osmaniye Senirkent hürriyet meydanında akd-i içtima ederek kanun-ı esasi ve idare-i meşruta-i meşrua dairesinde hukuk-ı millet olan ızrar-ı hazineyi mucib ahval-i masarıfının ref’ini (Hazinenin zararını gerektiren mevcut masrafların kaldırılması) ve bir rüşdiye mualliminin nahiyemize sürat-i’zamını vükelamızdan istirham eyliyoruz.

12 Ağustos 325 (25 Ağustos 1909)

Senirkent nahiyesi ahali namına müderrisinden Başyiğitzade Süleyman

Diğeri              Diğeri              Diğeri              Diğeri              Diğeri

Halil                Adem              Hasan              Arif                 Ali

 

Belge 5

Belge yer numarası: COA EV.MKT 2125

Tarih: 22 Muharrem sene 1313 / 3 Temmuz sene 1311 (15 Temmuz 1895)

Maliye Nezareti Celilesine

Maruz-ı Çaker-kemineleridir ki

Tevellüden Konya vilayetinin Hamid sancağı dahilinde Uluborlu kazasına merbut İlegüb karyesinde defin-i hak-ı ıtırnak olan Veli Baba Hazretleri suver-i? karye-i mezburede vaki mezkur tekkenin ba-berat alişan zaviyedar ve mütevellisi olan pederim Mustafa bin Ramazan Efendinin vuku-ı vefatına mebni cihet-i mezkurenin ber-muceb şürut-ı vakf-ı acizleri namına tevcihi ve va’d (mükafat vermek) ve vai’dleri (ceza vadetmek) ve enva-ı hayl desayis istimaliyle zikr olunan berat ve evrak-ı saireyi yed-i kemteranemden bilahare dersaadete gelmiş olan ve an-asl Ilgın muhacirlerinden olub karye-i mezkureye iskan edilen Paşa oğlu Takiyüddin Efendi keyfiyet gayri sahih li-sahih şekline vaz ve cihet-i mezkureyi namına tevcih ile berat-ı alişan istihsaline muvaffak olmuş ise de bunların marru’l-maruz mücaseret ittiği sahtekarlığından bahisle kaza-i mezkur mahkeme-i şer’iyesine mukaddema ikame-i dava olunarak husus-ı mezkurun el haletü hazihi istinafen derdesti rü’yet bulunmasına ve mumaileyh Takiyüddin Efendinin tekke-i mezkurede ayende ve revendeye itaam-ı taamiye olunmak üzere Hamid sancağı mal sandığından ahz idegeldiği şehri beş yüz guruş hilaf-ı şürut-ı vakıf cib irtikabına ilka ve sarf sefahatine sarf ve imha itmekte olmasına binaen mahkeme-i (yazı silik bir kelime okunamadı) neticesine değin mahsusat-ı mezkurenin mumaileyhe verilmeyerek mevkuf-ı sanduk tutulması hususunda bir kıta emirname-i aliyye nezaret-i penahilerinin şeref-tasdir ve ihsan buyrulması (iki kelime silik) emr ü ferman hazreti menlehül emrindir.

Pul

Fi 22 Muharrem sene 1313 / 3 Temmuz sene 1311 (15 Temmuz 1895)

Hamid sancağı dahilinde Uluborlu merbut İlegüb karye

Ahalisinden Safi Ramazan oğlu Şeyh Hasan bin Mustafa

Belge 6

Belge yer numarası: Öztoprak Ailesi Arşivi nu.556

Tarih: 4 Nisan 1325 (17 Nisan 1909)

24 Mart 1325 tarihli Nezareti Aliyeleri Cevabıdır

İlegüb karyesinde e’izze-i kiramdan Veli Baba Dergahına mevkuf ve merbut arazi mukaddema bir ahere geçmiş ise de bilahare istirdat olunarak kaydı tashih olunması hakkında ferman-ı hümayun sadır olması üzerine divan-ı hümayun ve kuyud-ı hakani kılınmalarını kayıtları icra ve mucebince arazi-i mezkurenin zaviye-i mezkurun vakfı olduğu tashih kılınmış olduğundan arazi-i mezkure hiçbir taraftan hak ihlaliyle şer’i ve kanuni kalmadığının tevliyet ve meşihati mutasarrıf olan Takiyüddin Efendi müşarünileyh Veli Baba sülalesinden olduğu ve yedinden mahlul olan mezkur tevliyet ve meşihat cihetlerinin mumaileyh uhdesine tevcihin mahkeme-i teftişçe bila-taraf tetkik olunarak mumaileyhin ciheteyn-i mezkureteynin meşrut olduğu ve ehliyet ve keyfiyeti ber-nech-i şer’i tahkik etmesi üzerine muamele-i tevcihi bi’l-icra iktizayı ifa olunmuş olduğunun beyanına ve evrak-ı meb’usenin bu babda cereyan eden muameleyi havi evrak-ı atik ve ilam-ı şer’iye ile birlikte leffen tisyarına mübaderet kılındı ol-babda 26 Rabiul-evvel sene 1327 / 4 Nisan sene 1325 (17 Nisan 1909)

Evkaf Nazırı Halil Hamad

 

KAYNAKLAR

COA MF.İBT. 245-18

COA EV.MKT 2125

Öztoprak Ailesi Arşivi numara: 515-575

 

NOT: Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Dr. İbrahim KARAER

e-mail: [email protected]

 

Yorum bulunmamaktadır.
Konu: VELİ BABA DERGAHI İLE İLGİLİ BELGELER- 8

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.