Dr. İbrahim KARAER

 

Emekli öğretmen Haşim Öztoprak, Senirkent ilçesi Uluğbey köyünde medfun Veli Baba evladından Mehmet Takiyüddin Efendi (1843-1918)’nin torunlarındandır. Haşim Öztoprak ve ataları, Veli Baba Dergahı ile ilgili çok miktarda belgeyi koruyup günümüze ulaşmasını sağlamışlardır. Maalesef bu belgelerden çok azı okunup gün yüzüne çıkarılmıştır. Harita Mühendisi Muharrem Demir, İsmail Boyacı ve Veli Baba Sultan Derneği yöneticileri bu belgelerin okunup, insanların hizmetine sunulması için arayış içine girmişlerdir.

Senirkent ve çevresi ile ilgili Osmanlı Arşivindeki belge okumalarımız, İsmail Boyacı ve Muharrem Demir ile yollarımızı kesiştirdi. Muharrem Demir, Veli Baba Dergahı ile ilgili ellerinde çok belge olduğunu bunların okunmasında kendilerine yardımcı olmamı istedi. Bu teklifi memnuniyetle kabul ettim. Öncelikle Veli Baba Zaviyesi / Dergahı ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığında bulunan belgeleri okuduk ve bunları www.edeyatdefteri.com ve www.dtcfbirlik.com sayfalarında yazdığımız makalelerde yorumladık.

Veli Baba Zaviyesi / Dergahı ile ilgili belgelerin çoğu yukarıda kısaca sözünü ettiğimiz Mehmet Takiyüddin Efendinin mütevelli ve postnişinliği (1894-1918) dönemine aittir. Bu belgelerden ekseriyeti Veli Baba Değirmeni, Veli Baba Zaviyesine taamiye tahsisi ve Uluğbey köyü gelirlerinin Veli Baba Zaviyesine tahsisi ile ilgilidir. Bu belgelerden Osmanlı Arşivinde bulunanları yayınladık. Bundan sonra Haşim Öztoprak Özel Arşivinde bulunan belgeler üzerinde çalışacağız. Yukarıda adından bahsettiğimiz Mehmet Takiyüddin Efendi, Uluğbey köyünün yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden biridir. Takiyüddin Efendi 1843 yılında Uluğbey köyünde doğmuş, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid’in huzur hocalığına kadar yükselmiş, Dördüncü Rütbeden Mecidi ve Osmani Nişan-ı Zişanları ile ödüllendirilmiş, 1918 yılında vefat etmiştir. Haşim Öztoprak Arşivinde bulunan 1910 tarihli bir belgede, Takiyüddin Efendi kendini şöyle tanıtmıştır:

Belge yer numarası: Haşim Öztoprak Özel Arşivi 4036

Tarih: 28 Cemaziyel-evvel sene 1328 ve 24 mayıs sene 1326  (7 Haziran 1910)

28 Cemaziyel-evvel sene 1328 ve 24 mayıs sene 1326  (7 Haziran 1910) pazartesi günü Bab-ı Meşihatten talep olunan tercüme-i hal varakasından sual olunan suallere verdiğim tercüme-i hal cevabının aynıdır.

Cevap

İsmim ve künyem ve şöhretim: Konya vilayetinde Isparta sancağında Uluborlu kazasında İlegüb nam karyede defn-i hak ıtırnak olan sadat-ı Hüseyniyyeden Veli Baba ibn-i es-Seyyid Hüseyin Gazi oğlu Sünbül zade Seyyid Mehmet Takiyüddin pederim veli-i müşarünileyh dergahı mütevelli ve postnişini merhum es-Seyyid Musa Kazım Efendidir. Pederim cihetinden Hazreti Hüseyin Radıyallahu anh Efendimiz hazretlerinin sülalesine mensubum. Validem Fatımatüz-Zehra binti Safi oğlu Turmuştur.

Bin iki yüz elli dokuz sene-i hicriyesi Zilhiccesinin yirmi yedisinde / 6 Kanun-ı evvel 1259 (18 Aralık 1843) Konya vilayeti dahilinde Isparta sancağında Uluborlu kazasına muzaf İlegüb nam karyede tevellüd etmişim.

Isparta’da Geresinli Osman ve Ödemiş’de Cakra? Ahmedzade efendilerden, Konya’da Mesudzade Abdullah Efendiden Şerh-i Akaide kadar tahsilde bulundum. Ba’de Dersaadet’e gelerek Irgat Pazarında vahi Sinan Paşa Medresesine duhul ile ol-vakit Bayazid Cami-i şerifinde tedris ile meşgul olan üstaz-ı esatiz-i kiramdan Rum ili Kazaskeri sabık Oflu el-hac Mahmut Kamil Efendi Hazretlerinin dersine mülazemet ve tekmil nesh ile ahz-ı icazet olduktan sonra doksan altı (1878/1879) tarihinde bi’l-imtihan cami-i şerifi mezkurede tedris-i mübaşeret ile 1311 (1893/1894) tarihinde itayı icazete muvaffak oldum. Bilahare fazıl şehri Amasyalı Abdülkerim Efendi merhumundan mutala’a ve işaret ve mevakıf ve bir miktar şerh-i Çağmini ve Kadı Beyzavi ve tavzih ve saire gördüm ve Laleli Medresesi Müderrisi Beyabadi Merhum Fazıl Osman Efendi muhtasar-ı meani ve Malatyalı Fazıl merhum el-Hac Mehmet Efendinin ve mutavvel Ilgınlı merhum İbrahim Efendinin mir’atı muhaddis Kazım Efendi merhumun Buhari ders-i şeriflerine muvazebet eyledim icazet vermezden evvel bi’l-imtihan mekteb-i nüvvaba duhul ile dördüncü sınıfa nakl olunmuş iken mekteb-i mezkure devamım akşam tedrisatına mani olduğundan mektebi terk ettim. Türkçe ve Arapça tekellüm ve kitabet ederim bir gune te’lifatım yoktur.

1296 (1878/1879) senesinde umum dersiamlara tahsis olunan maaş meyanında garar-ı tevkifat 97,5 guruş maaşa nail olub maaş-ı mezkure 1 Teşrin-i sani sene 1300 (13 Kasım 1884) tarihinde 30 guruş 20 para ve 1 Temmuz 1302 (13 Temmuz 1886) 33 guruşa ve 1 Teşrin-i evvel sene 1304 (13 Ekim 1888) tarihinde 29 guruşa ve 1 Teşrin-i evvel 1306 (13 Ekim 1890) tarihinde 38 guruş, 1 Mart sene 1309 (13 Mart 1893) tarihinde 38 ve 1 Mart sene 1312 (13 Mart 1896) tarihinde 25 guruşa ve 1 Kanun-ı Evvel sene 1314 (13 Aralık 1898) tarihinde yirmi guruş yirmi para ve 1 Mart sene 1315 (13 Mart 1899) tarihinde 38 guruşa ve 28 Haziran sene 1315 (10 Temmuz 1899) tarihinde 44 guruşa ve 7 Ağustos sene 1316 (20 Ağustos 1900) tarihinde 140 guruş 20 para ve 16 Şubat sene 1318 (1 Mart 1903) 37 guruşa ve 19 Ağustos sene 1321 (1 Eylül 1905)’de 38 guruşa ve 4 Kanun-ı sani sene 1324 (17 Ocak 1909) 38 guruşa zamaim icrasıyla 596 guruşa baliğ olmuş iken bu senede icra kılınan tensikatta maaş-ı mezkur bin guruşa iblağ olmuştur. 1322 senesinde (1906) huzur-ı hümayun ders-i şerifi muvazaplığına tayin sene-i mezkurede dördüncü rütbeden Mecidi ve Osmani Nişan-ı Zişanları ile taltif olundum. Ve 10 Şevval sene 1301 (3 Ağustos 1884) tarihinde ibtida-i hariç 23 Rebiul-ahir sene 1310 (14 Kasım 1892) tarihinde hareket-i hariç cemaziyel-ahir sene 1318 (Eylül 1900) tarihinde ibdida-i dahil Zilhicce sene (1322) tarihinde hareket-i dahil ve 9 Zilkade sene 1325 (14 Aralık 1907) tarihinde musale-i sahn ruüslerine nail oldum.

Lehu’l-hamd ve’l-minne hiçbir sebeb ve bahane ile taht-ı muhakemeye alınub da ceza görmedim.

Fi 28 Cemaziyel-evvel sene 1328 / 24 Mayıs sene 1326 (7 Haziran 1910) pazartesi günü

Irgat Pazarında Hüseyin Ağa Mahallesinde Eşref Efendi hanesinde müsteci’ran mukim Bayazid Cami-i Şerifi muciz ders-i’amlarından Ispartalı es-Seyyid Mehmet Takiyüddin

Mehmet Takiyüddin Efendi, dergah mütevelli ve postnişinliği görevini yürütürken yaptığı bütün yazışmaların suretlerini toplamıştır. Babası Musa Kazım Efendi zamanında da (1870-1894) belgelerin saklandığı ve korunduğu görülmektedir. Haşim Öztoprak Özel Arşivindeki belgelerin ne kadar geriye gittiğini, yapacağımız araştırmanın sonunda hep birlikte göreceğiz. Dergah ile ilgili belgelerin saklanması ve korunmasının köklü bir gelenek olduğu anlaşılıyor. 30 Kasım 1925 tarihinde tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra, Takiyüddin Efendinin oğlu, ihtimal Hakkı Efendi, dergahla ilgili belgelerin korunması ile ilgili şu nasihatte bulunmuştur:

Belge yer numarası: Haşim Öztoprak Özel Arşivi 4029

Zinhar ve zinhar bu evrakları zayi etmeyiniz bir zamanı gelir de pek büyük işe yarar ve son derece muhafaza ediniz pederim Seyyid Takiyüddin Efendi merhum yirmi üç senedir raiyyesiyle bu uğurda ayda on iki kırmızı lira (altın) sarf etti.  Nihayet cümlesine muvaffak oldu idi. Fakat tebdili zaman tegayyuru ezmanla metruk kaldı evvelce de dergah-ı şerif nice bir zaman metruk ve muattal kalmış idi yedimizde bir ferman ve bir vakfiye ile tekrar mamuriyet-i dergah-ı şerife muvaffak olduk idik. Yine bir vakti gelir gören gözleriniz gibi cem’i evrakları vikaye ve muhafaza ediniz vesselam

23 Mart sene 1342 (23 Mart 1926)

İmza

Evrak (Bir kelime okunamadı) yekdiğerlerine melfuf olarak buradadır. Tekke uğrunda yirmi üç senedeki sarf olunan kırmızı lira 3212

SONUÇ

Emekli Öğretmen Haşim Öztoprak’ı özel arşivindeki Veli Baba Dergahı ile ilgili belgelerin okunması ve insanların hizmetine sunulmasına imkan sağladığı için, bir kez daha tebrik ediyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Bu belgeler sayesinde Uluğbey köyü ve Veli Baba Dergahı hakkında daha sağlıklı bilgiler öğreneceğimizi, ecdadımızla daha çok gurur duyacağımızı ümit ediyorum. 

Dr. İbrahim KARAER

e-mail: [email protected]

BABA

Yorum bulunmamaktadır.
Konu: HAŞİM ÖZTOPRAK ÖZEL ARŞİVİ ve VELİ BABA DERGAHI İLE İLGİLİ BELGELER

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.