Dr. İbrahim KARAER

 

ÖZET

Bu bölümde incelediğimiz belgeler; Hacı Kibar Hüseyin Efendinin Senirkent’teki evinden 91.000 guruş değerinde nakit para ve eşyayı gasp eden sanıkların cezalandırılması hakkında mahkeme kararları ile Isparta sancağı ve Konya eyalet meclisinde hazırlanan mazbatalar ve ilgili makamlar arasındaki yazışmalara aittir. Söz konusu belgelerde, sanıklardan bir kısmının tamamen, bir kısmının kısmen suçlarını itiraf ettikleri, Hacı Ali ve Hacı İbrahim’in ise suçlamaları ret ettikleri belirtilmiştir. Isparta’da görülen mahkemede sanıkların gasp ettikleri para ve eşyayı aynen iade etmeleri veya bedelini ödemeleri; kararlaştırılmıştır. Söz konusu belgelerden Osmanlı Devletinin 1860’lı yıllardaki adalet sistemi hakkında fikir sahibi oluyoruz. Bugünkü Yargıtay karşılığı olan Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye (Yüksek mahkeme) tarafından cezaların onandığı görülüyor. Hukukçu olmadığımız için bu konuda daha fazla bir şey söylemek istemiyoruz. Hacı Kibar Hüseyin Efendinin hanesini gasp edenlerin sıradan insanlar olmadığı anlaşılıyor. Sanıklardan biri Uşaklı, üçü Afyonkarahisarlı, üçü Uluğbeyli ve üçü de Senirkentli’dir. Farklı yerlerde yaşayan on kişinin bir araya gelmesi düşündürücüdür. Ayrıca bu kişileri suç makinesi olarak nitelendirmek de mümkündür. Sanıklardan biri daha sonra adam öldürmek suçuyla idam edilmiş, biri başka bir gasp olayından 10 yıl süreyle Kıbrıs’ta kürek cezasına mahkum olmuş, biri askerden kaçmış, üç sanık aradan 3-4 yıl geçmesine rağmen firarda oldukları için yakalanamamıştır.

***

Uluborlu kazasına tabi Senirkent köyü Şeyler Mahallesinde bulunan Tortopzade Hacı Ali Ağanın hanesinden 91.000 guruş kıymetinde para ve eşyayı gasp edenler, Isparta mahkemesinde yargılanmışlardır. 11 Ramazan 1278 (12 Mart 1862) tarihli Isparta Mahkemesinin kararına göre; yapılan sorgulamalardan Senirkent halkından eski muhtar Hacı Ali ve Hacı İbrahim ve Yilgovanoğlu Abdülnebi; Uluğbey köyü halkından Kazım Hoca oğlu Mehmet, Sarı Ahmet oğlu Ali ve Abdülnebi; Uşak kazası halkından Kalaycı Kör İbrahim, Milli Aşiretinden Milli Beşenin oğlu Mehmet, Lüleci Aşiretinden Abak Mehmet, Karahisar sancağına tabi Arya Arslan köyünden Hacı Osman’ın olayın failleri olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme kararında çalınan eşyanın isimleri rayiç bedelleri ile birlikte sayılmıştır. Bu eşyalar arasında inciler, elmaslar, altınlar, küpeler, çok sayıda mecidiye ve Osmanlı lirası, Şam alacası, Şam haması gibi kumaşlar, yazmalar, kuşaklar, simli bıçak kabzası gibi kıymetli eşyaların bulunduğu görülmektedir. Kararda sanıklardan bazılarının suçlarını itiraf ettikleri, bazılarının kısmen kabul ettikleri, bazılarının ise tümden ret ettikleri belirtilerek söz konusu eşya bedellerinin suçlulardan (Abak Mehmet beş ay öce idam edildiği için hissesine düşen bedelin terekesinden) tahsiline karar verilmiştir (Belge-13 COA İ.MVL 468-21238-3).

Hamid livası meclisinden Konya Eyaletine yazılan 13 Şevval 1278 (13 Nisan 1862) tarihli mazbatada; olayın mahkeme safhası daha ayrıntılı anlatılmıştır. Hamid sancağı meclisince hazırlanan mazbatada, sanıklara müebbeden kürek cezası verilmesi önerilmiştir (Belge-14 COA İ.MVL 468-21238-5).

Hamid livası meclisinden Sadaret makamına yazılan 13 Şevval 1278 (13 Nisan 1862) tarihli mazbatada; Konya Eyaletine yazılan mazbatadaki benzer ifadeler yer almıştır. (Belge-15 COA İ.MVL 468-21238-7).

Konya Eyaletinden Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’ye yazılan 25 Şevval 1278 (25 Nisan 1862) tarihli yazıda; Hacı Kibar Efendinin hanesinden para ve eşya gasp edenler hakkında Hamid sancağı meclisinde düzenlenen mazbatanın gereği için ekte gönderildiği belirtilmiştir (Belge-16 COA İ.MVL 468-21238-9).

Konya Eyaleti tarafından Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’ye gönderilen Hamid Meclisinin iki mazbatası, sorgu tutanağı ve ilam-ı şer’i yüksek mahkemenin Muhakemat Dairesinde değerlendirilerek 7 Zilhicce 1278 (5 Haziran 1862) tarihinde karara bağlanmıştır. Söz konusu kararda; Tortop oğlu Hacı Hüseyin Efendinin geceleyin silahlı olarak hanesine girip yüz bin guruştan fazla para ve eşyasını ahz ve gasp etmiş olan şahıslardan Lüleci Aşiretinden Abak Kara Mehmet’in adam öldürmek suçundan kısa bir süre önce idam edildiği, Yilgovan oğlu Abdülnebi ve İlegüb (Uluğbey)’lü Sarı Ahmet oğlu Ali ve Arya Arslan köylü Hacı Osman’ın firarda oldukları; Senirkentli Hacı İbrahim ve Hacı Ali ve İlegüb’lü Kazım Hoca oğlu Mehmet ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Uşak kazalı Kör İbrahim ile başka gasp olayından dolayı mahkum olup on sene müddetle Kıbrıs’a irsali derdest bulunan Milli Beşe oğlu Mehmet’in sorgularından birlikte olduklarının anlaşıldığı belirtilmiştir. Ceza kanunu hükümlerine göre; suçluların mahallinde teşhir edilmeleri ve hapis edildikleri 14 Şaban 1278 tarihinden itibaren beş yıl süreyle küreğe konulmak üzere Kıbrıs’a gönderilmeleri ve Kıbrıs mutasarrıfına yazı yazılması, gasp edilen para ve eşyadan arta kalanların aynen veya bedelen sanıklardan tahsil edilmesi, firarda olanların yakalanmaları için gerekenin yapılması, Kazım Hocanın yetmiş yaşında bir adam olması ve hocalardan bulunması sebebiyle kürek cezasına karşılık üç sene müddetle Limni adasına sürgüne gönderilmesi kararlaştırılmıştır (Belge-17 COA İ.MVL 468-21238-11).

Vala-yı Ahkam-ı Adliye (Yüksek Mahkeme)’nin kararı, 16 Muharrem sene 1279 (14 Temmuz 1862) tarihinde padişah makamına sunulmuş, 17 Muharrem sene 1279 (15 Temmuz 1862) tarihinde kararın padişah makamı tarafından onayladığı sadarete bildirilmiştir. Böylece mahkeme kararı kesinleşmiştir (Belge-18 COA İ.MVL 468-21238-13).

(devam edecek)

BELGELER

Belge 13

Belge yer numarası: COA İ.MVL 468-21238-3

Tarih: 11 Ramazan sene 1278 (12 Ramazan 1862)

Der-i devlet mekine-i arz-ı da’i-i kemineleridir ki Hamid sancağı mülhakatından Uluborlu kazasına tabi Senirkent karyesi mahallatından Şeyhler Mahallesi eşrafından Hacı Hüseyin Kibar Efendi ibni el-Hac Ali Ağa sancağı mezkur hükümet konağında mün’akid meclis-i şer’imizde zikr-i cai emval-i malum ve nukud-ı mevcudeyi sirkat eyledikleri mütehakkık olan karye-i mezkur ahalilerinden muhtar-ı esbak el-Hac Ali ve ibn-i el-hac Mehmet ve el-Hac İbrahim bin Kanber ve marru’l-beyan kaza-i mezbure tabi İlegüb karyesi ahalilerinden Mehmet bin Kazım ve Abdülnebi bin Sünbül ve Uşak kazası ahalisinden Kalaycı Kör İbrahim Ahmet ve Milli Aşiretinden Mehmet bin Milli Beşe namun kimesneler muvacehelerinden üzerlerine havi ve takrir kelam edip tarih-i ilamdan üç sene mukaddem yani 1275 senesi Zilkade şerifinin 27. gecesi (28 Haziran 1859) saat altı raddelerinde merkumun refikleri olup tarih-i ilamdan beş mah mukaddem katl töhmetiyle idam edilerek olarak maktul bulunan Lüleci Aşiretinden Abak Mehmet bin Durmuş ile zikr olunan Şeyhler Mahallesinde vaki mezarlık sokak kapısının duvarından aşıp menzilimin avlusuna duhul ederek oda kapılarını ve pencerelerini şikest ederek müsellah oldukları halde sarik-i merkumundan el-Hac İbrahim ve Kör İbrahim ve maktul Abak Mehmet ile diğer refikleri olup gaibun-anı’l-veled zikr olunan İlegüb karyeli Sarı Ahmed oğlu Ali ve Çulabad? Kazasına tabi Arya Arslan karyesi ahalisinden Bozoğlan oğlu el-Hac Osman bin İsmail maru’z-zikr Senirkent karyesi ahalisinden Yilgovanoğlu Abdülnebi nam kimesnelerin her biri hanemin odasına duhul ve merkumun el-Hac Ali ve Mehmet ve Abdülnebi ve Beşe oğlu Mehmet menzil-i merkumun avlu ve sofasından aşarak mahal-i mahremden beheri yirmi beş guruştan ceman 300 guruş kıymetli on iki adet Bursa kumaşı ile kezalik yine topu yüz yirmi beş guruştan ceman 12.500 guruş kıymetli yüz top Şam-haması ve yine beher adeti kırk guruştan cem’an 1.600 guruş kıymetli kırk adet gök yeşil yollu ve kezalik beheri on beş guruştan 1.675 guruş kıymetli yüz on adet fitilli İstanbul yazması ve kezalik beher miskali iki yüz yirmişer guruştan cem’an 3.900 guruş kıymetli on sekiz miskal has inci ve sekiz yüz elli guruş kıymetli bir adet kebir antika altunu ve 12.500 guruş kıymetli çift ay ve yıldız resimli elmas çiçek ve 600 guruş kıymetli bir çift incili küpe ve 150 guruş kıymetli bir adet sim kuşak ve kezalik beheri 10 guruştan cem’an 1.500 guruş kıymetli beş adet Trablusi ve on adet hama kuşağıyla cem’an on beş adet harir kuşak ve 200 guruş kıymetli her biri yarım kıye ibrişim ve kezalik beher destesi 130 guruştan cem’an 1.320 guruş kıymetli ve on iki deste mecidiye fesi ki min haysü’l-mecmu’ 37.155 guruşluk eşya ile ve yine beheri 1.028 guruştan cem’an 24.948 guruşa mu’adil 891 adet beyaz mecidiye ve kezalik beheri rayiç bedeli 15 guruştan cem’an 600 guruş muadil kırk adet muntazam büyük altın ve kezalik beheri rayiç bedeli 150’şer guruştan cem’an 60.000 guruş muadil ve 400 adet Osmanlı lirasına min haysü’l-mecmu’ bir yük 22.703 guruşluk eşya ve nukuddan numune olarak marü’l-beyan 6 top Şam-alacası ve iki kumaş kuşak ve ma’ kolan (örme kuşak) ve bir hama kuşağı ve iki fes iki kıta tarih-i ilamından bir buçuk mah mukaddem maktul merkum Abak Mehmet’in terekesinden bulmamla bi’l-istihkak ba’de’l-isbat ve’l-halef ahz ve kabz etmekle ol-vechile eşya-yı muharrer mezkurlar ile nukud ve mevcudesi merkumundan her biri müsellah oldukları halde zikr olunan haney-i mezkureyi basıp fuzuli ahz ve sirkat ve beynlerinde taksim edip hatta sarik-i merkumundan el-Hac İbrahim ve el-Hac Ali tarih-i ilamdan iki sene mukaddem kadı-i minval meşruh üzere tarih-i mezkurda sirkat ve beynlerinde rüfekalarıyla iktisam eylediklerini kaza-i mezkurun esbak müdürü el-Hac Molla Mustafa Efendi konağının kahve odası ile sarik merkum el-Hac İbrahim’in odasında bi-temamihi bi’l-iftihar ikrar ve itiraf etmeleriyle sual olunup eşya nukud-ı mesrukum mevcut ise aynen müstehleke olduğu halde eşya-i mezkurelerimin kıymet-i hakikiyeleri olan mebaliğ mezbur-ı bade’s-sübut ve nukud-ı mevcudem (..) olmakla emsalini tamamen ve hala bana teslimlerine sarik-i merkumundan her birine tebeyyün olunmak muradımdır deyu dava ettikte lede’l-istintak sarik-i merkumundan ancak Mehmet Abdülnebi ve Kör İbrahim ve Milli Beşe oğlu Mehmet ise her biri tarih-i mezkurda leylen saat altı raddelerinde müdde-i merkumun hanesini müsellah oldukları halde basıp eşya ve nukud-ı muharrer-i mezkurları refikleri maktul merkum Abak Mehmet ve gasıp merkumun Ali ve el-Hac Osman ve Abdülnebi ile maa-sirkat ve beynlerinde iktisam eylediklerini bi-temam tab’an ve kat’iyye ikrar ve itiraf edip lakin kıymet-i hakikiyeleri olan mebaliğ-i mecmu-i mezkuru inkar edip ve merkumdan el-Hac Ali ve el-Hac ibrahim’in her biri dahi madde-i sirkati külliyen inkar etmekle müdde-i merkum el-Hac Kibar Hüseyin Efendi bervechi meşru eylediği ikrar-ı mezbur müddea ile eşyanın kıymet-i hakikiye müddeasını her mahallerinden lede’t-tezkiye adl ve makbulü’ş-şehade ettikleri ihbar olunan salifü’z-zikr Senirkent karyesi ahalisinden Mehmet bin Ali ve mezkur Uluborlu kazası ahalisinden Mestan oğlu Mehmet bin Mustafa nam kimesneler şehadetleriyle bi’l-muvacehe birinci şer’i bade’s-sebatü’l-hüküm mucebince zikr olunan 37.155 guruşluk eşya ve nukud-ı mebaliğ mecmu’u cem’an bir yük 22.703 guruşun ba-marifet şer’i ve hükümet mukaddema 1.069 guruşluk eşya-i malum maktul merkum Abak Mehmet’in terekesinden aynen ahz ve kabz olunmakla mütebakisi olan 36.086 guruşluk eşya ile 85.548 guruşluk nukud muharrer-i mevcudesi cem’an bir yük 21.634 guruşun mevcut olanını aynen müstehliket bulunanların kıymet-i hakikiyeleri olan lede’l-mebaliğ mecmu’ mezkuru müdde-i merkum Kibar Hüseyin Efendiye eda ve teslimlerine sarik-i merkumundan her biri tebeyyün-i şer’i olunduğu tescil ve bi’l-iltimas paye-i serir-i saltanat-ı aliyyeye arz ve ilam olundu fi yevmül-hadi aşer min-şehri ramazanü’l-mübarek li sene seman sebin ve mieteyn ve elf  11 Ramazan 1278 (12 Ramazan 1862)

e’d-dâ’î li’d-devleti’l-‘aliyyeti’l-Osmaniye Ali Rıza Bey hafîdi es-Seyyid Mehmed nâ’ib el-müvellâ-hilâfe bi-medine-i Isparta

 

Belge 14

Belge yer numarası: COA İ.MVL 468-21238-5

Meclis-i Hamid

Tarih: 13 Şevval sene 1278 (13 Nisan 1862)

Nu. 26

Canib-i Vali-i Ali-i Eyalet-i Konya’ya

Hamid sancağına tabi Uluborlu kazası muzafatından Senirkent karyesi ahalisinden ve müderrisinden Tortop oğlu Hacı Hüseyin Efendinin bundan üç sene akdemce leylen ve müsellehan duvardan aşarak hanesine bir takım eşhas duhul ederek ve oda kapılarını ve pencerelerini kırarak 100.000 guruşdan mütecaviz nukud ve emvali gasp ve garat olunmuş ve sariklerin buldurulup emval-i magsubenin istirdadı hakkında müteaddit evamirname-i sami-i şeref-varid etmiş ve ve ol zamandan beri hükümetçe tahrirat fevkalade icra olunmakta olduğu halde emval-i mezkurun gasp ve sarikler karye-i mezkur ahalisinden Silkinti Hacı İbrahim ve muhtar-ı sabık Hacı Ali ve Yilgovan oğlu Abdül-nebi ve İlegüb karyesinden Kazım Hocanın oğlu Mehmet ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Sarı Ahmet oğlu Ali ve Uşak kazası ahalisinden Kör İbrahim ve Milli Beşe’nin oğlu Mehmet ve Arya Arslan karyesinden Bozoğlan oğlu Hacı Osman ve katl töhmetiyle müttehem olarak bundan beş mah önce kısas olunmuş olan Lüleci Aşiretinden Abak Kara Mehmet namun eşhas olduğu mumaileyh Hacı Hüseyin Efendi dava ve iddia eylemiş ve bunlardan elde ve mahbusda bulunan Milli Beşe’nin oğlu Mehmet kıta-i tarik makulesinden olup on sene müddetle Kıbrıs’a irsaline irade-i seniye-i müteallik buyrularak derdest irsal iken husus-ı icabına tevkif kılınmasından ve merkumun Hacı Ali ve Hacı İbrahim ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Kazım Hocanın oğlu Mehmet ve Kör İbrahim dahi derdest olunmasından naşi müdde-i merkum hazır olduğu halde başka başka istintakları icra kılındıkta rüfeka-i meşruhalarıyla birlikte efendi merkumun emval ve eşyalarını gasp ve garat eylediklerini ve beynlerinde taksim ettiklerini ve kendilerinin aldıkları eşya ve akçenin miktarı istintaknamelerinde mukayyed olup akçe ve eşyanın pek çoğu Hacı Ali ve Hacı İbrahim ve Abak Kara Mehmet’te kaldığını merkumundan Milli Beşe’nin oğlu Mehmet ve Kazım Hocanın oğlu diğer Mehmet ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Kör İbrahim’in ikrar ve beyan ve kendileri hane-i mezkurun kapısının önünde durduklarını hanenin derununa girenler rüfekaları olduğunu merkumundan Mehmet ve Abdülnebi ve diğer Mehmet tezkar edip bunlardan Kör İbrahim hane-i mezkureye dahi girdiğini itiraf ve beyan etmiş ve merkumundan Milli Beşenin oğlu Mehmet’in üzerinde bir bıçak ve Beşe oğlu Abdülnebi’nin yanında bir bıçak ve bir tabanca ve bir Macar tüfengi bulunduğu ikrarlarından numayan olmuş ve merkuman Hacı Ali ve Hacı İbrahim lede’l-istintak kaza-i mezkurda ictisarlarını külliyen inkar ve cinayet-i mezkuru makarr bulunan rüfekalarından anifü’l-beyan kimesne muvaceheleri icra kılınmış ise de inkarda ısrar eylemiş olduklarından bi’l-muvacehe müdde-i merkumun ikame-i beyyine etmesiyle (şahit getirmesiyle) merkumanın dahi fezahat-ı merkumada şirket ve refakatleri birinci şer’i şerif sabit olarak ol-babda tanzim kılınan ilam-ı şer’i leffen takdim kılınmış mezkur İlegüb karyesinden tahminen yetmiş yaşında bulunan Kazım Hocanın edepsiz eşkıyalara yataklık eylediği emval-i magsubeden dahi malumatı bulunduğu iddia olunmasıyla merkum dahi celp ile bi’l-muvacehe lede’l-istintak fi’l-hakika hanesinde kıta-i tarik olduklarını bildiği halde maktul merkum Abak Kara Mehmet ve karındaşı Hasan merkum Hacı Osman ve Milli Beşe’nin oğlu Mehmet kadimden beri hanesine gelip gider ve gah hanesinde yatar olduklarını ve hatta Abak Kara Mehmet ile Milli Beşe’nin oğlu Mehmet merkumun hanesini basıp eşyalarını gasp edeceklerinden bahisle vuku bulan taleplerine mebni oğlu Mehmet’i dahi birlikte götürmelerine ruhsat verdiğini ve merkumun eşyasından olduğunu bilerek merkum Abak Kara Mehmet’in istintak-name-i melfufesinde muharrer olduğu üzere eşya-i magsubeyi mübaya eylediği merkum Kazım Hoca haliyen ve muterif olmuş kanun-ı hümayun iki yüz on yedinci maddesinde muharrer beş halin cümlesi sarik-i merkumun mevcut haline ve ilam-ı mezkurda cinslerin? gösterildiği üzere emval-i magsubiyenin miktarı bir yük 22.703 guruşluk nukud ve eşya-i mütenevviden ibaret olduğu müdde-i merkum tarafından iddia kılınmış ve bundan 1.069 guruşluk eşyası Abak Kara Mehmet’in hemşiresi yedinde bulunarak bi’l-ityan şer’i-şerif istirdad olunmuş idüğünden küsur kalan bir yük 21.634 guruşun kanun-ı hümayunun kırk altıncı maddesi ahkamınca merkumundan mütahavvel ve sahib-i kudret olunanlardan mevcudu aynen ve müstahlikleri bedelen tahsili tazmin olunduktan sonra sarik-i merkumunun ber-minvali muharrer kanun-ı hümayunun 217. Maddesi ahkamına tevfikan ve tarih-i hapis olan 14 Şaban 1278 (14 Şubat 1862) tarihinden itibaren müebbeden vaz-ı kürek olunması ve kıta-i tarike yataklık eden merkum Kazım Hocanın dahi kanunun 63. Maddesinin zeyli icabınca tarih-i hapis olan 14 Şaban gününden itibaren mevkuten? vaz-ı kürek kılınması lazım gelmiş istintak-nameleri leffen taktim kılınmış ve icrayı icabı rey-i ali-i asafanelerine mütevakkıf görünmüş ve eşhas-ı merkumandan firarda bulunanların dahi derdestlerine itina kılınmakta bulunulduğundan hin-i ahz ve giriftlerinde bi’l-mürafaa tebeyyün edecek cinayetlerin derecatının inhasına ibtidar kılınacağı bedihi bulunmuş olmağın ol-babda emr ü ferman hazreti menlehül emrindir fi 13 Şevval sene 1278 (13 Nisan 1862)

Mazbatanın altına Hamid livası kaymakamı dahil on bir mühür basılmıştır.

Belge 15

Belge yer numarası: COA İ.MVL 468-21238-7

Meclis-i Hamid

Tarih: 13 Şevval sene 1278 (13 Nisan 1862)

Cevap Nu. 52

Makam-ı Mualla-İttisam-ı Hazreti Sadaret-i Uzmaya

Uluborlu kazasına tabi Senirkent karyesinden Tortop zade Hacı Hüseyin Efendinin hanesini basıp emval ve eşyasını gasp edenlerin zahire ihracıyla muamelat-ı muktezasından icrası ve Bozoğlan oğlu Hacı Osman ile fahişe güruhundan Ayşe’nin buldurulup gönderilmesi Karahisar Kaymakamlığına emr ü irade buyrulduğu 17 Ramazan 1278 (18 Mart 1862) tarihli Meclis-i Valayı Ahkam-ı Adliye Dairesi marifetiyle irade ve tesyar buyrulan emirname-i sami-i hazreti vekalet-penahilerinde emr ü irade buyrulmuş ve şu maddenin vukuu nezd-i alide be-gayet mezmum ve makduh olmaktan ve emniyet-i ahaliyi meslub eder bir halde nabeca bulunmaktan naşi buna mütecasir olanların zahire ihracıyla tebeyyün edecek göre te’dib  emsalinin terhib olunacağından emr ü tahriyatta ikdamat-ı kamile icra kılınmakta olduğu halde emval-i mezkurun gasp ve sarikleri karye-i mezkur ahalisinden Silkinti Hacı İbrahim muhtar-ı sabık Hacı Ali ve Yilgovanoğlu Abdülnebi ve İlegüb karyesinden Kazım Hocanın oğlu Mehmet ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Sarı Ahmet oğlu Ali ve Uşak kazası ahalisinden Kör İbrahim ve Milli Beşe’nin oğlu Mehmet ve Arya Arslan karyesinden Bozoğlan oğlu Hacı Osman ve katil töhmetiyle idam olunarak bundan beş mah akdemce kısas olunmuş olan Lüleci aşiretinden Abak Kara Mehmet namun eşhas olduğu mumaileyh Hacı Hüseyin Efendi dava ve iddiasıyla ve bunlardan elde ve hapiste bulunan Milli Beşe’nin oğlu Mehmet kıta-i tarik makulesinden olup on sene müddetle Kıbrıs’a irsaline irade-i seniye-i müteallik buyrularak derdest irsal iken bu husus için tevakkuf kılınmasından ve merkumun Hacı Ali ve Hacı İbrahim ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Kazım Hocanın oğlu Mehmet ve Kör İbrahim dahi derdest olunmasından naşi müdde-i merkum hazır olduğu halde başka başka istintakları icra kılındıkta rüfeka-i meşruhalar ile birlikte efendi merkumun emval ve eşyasını gasp ve garat eylediklerini ve beynlerinde taksim ettiklerini ve kendilerinin aldıkları eşya ve akçenin miktarı istintak-namelerinde mukayyed olup akçe ve eşyanın pek çoğu Hacı Ali ve Hacı İbrahim ve Abak Kara Mehmet’te kaldığını ve merkumundan Milli Beşe’nin oğlu Mehmet ve Kazım Hocanın oğlu diğer Mehmet ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Kör İbrahim bi’t-tav’ ve rıza ikrar ve beyan ve kendileri hane-i mezkurun kapısının önünde durduklarını ve hanenin derununa girenler refikleri olduğunu merkumun Mehmet ve Abdülnebi ve diğer Mehmet tezkar edip bunlardan Kör İbrahim hane-i mezkureye dahi girdiğini itiraf eylemiş ve merkumundan Milli Beşe’nin oğlu Mehmet’in üzerinde bir bıçak ve Beşe oğlu Abdülnebi’nin beyanında dahi bir bıçak ve bir tabanca ve bir Macar tüfengi bulunduğu ikrarlarından nümayan olmuş ve merkuman Hacı Ali ve Hacı İbrahim lede’l-istintak fezahat-ı mezkure ictisarlarını külliyen inkar ve cinayet-i mezkuru makarr bulunan refiklerinden anifü’l-beyan kimesneler ile muvaceheleri icra kılınmış ise de inkarda ısrar eylemiş olduklarından bi’l-muvacehe müdde-i merkumun ikame-i beyyine etmesiyle merkumanın dahi fezahat-ı mezkurede şirket ve refakatleri birinci şer’i şerif sabit olarak ol-babda tanzim kılınan ilam-ı şer’i merkez eyalete taktim kılınmış ve mezkur İlegüb karyesinden tahminen yetmiş yaşında bulunan Kazım Hocanın edepsiz eşkıya makulelerine yataklık eylediği ve emval-i magsubeden dahi malumatı bulunduğu iddia olunmasıyla merkum dahi celp ile bi’l-muvacehe lede’l-istintak fi’l-hakika hanesinde kıta-i tarik olduklarını bildiği halde maktul merkum Abak Kara Mehmet ve karındaşı Hasan ve merkum Hacı Osman ve Milli Beşe’nin oğlu Mehmet kadimden beri hanesine gelip gider ve gah hanesinde yatar olduklarını ve hatta Abak Kara Mehmet ile Milli Beşe’nin oğlu Mehmet efendi-i merkumun hanesini basıp eşyalarını gasp edeceklerinden bahisle vuku bulan taleplerine mebni oğlu Mehmet’i dahi birlikte götürmelerine ruhsat verdiğini ve efendi-i merkumun eşyasından olduğunu bilerek merkum Abak Kara Mehmet’ten eşya-i mütenevvi mübaya eylediğini merkum Kazım Hocaya haliyen ve muterif olmuş ve kanun-ı hümayunun iki yüz on yedinci maddesinde muharrer beş halin cümlesi sarik-i merkumunda mevcut bulunmuş ve ilam-ı mezkurda cinsleri? gösterdiği üzere emval-i magsubiyenin miktarı bir yük 22.703 guruşluk nukud ve eşya-i mütenevviden ibaret olduğu müdde-i merkum tarafından iddia kılınmış ve bundan 1.069 guruşluk eşyası Abak Kara Mehmet’in hemşiresi yedinde bulunarak bi’l-ityan ba-muvafık emr-i şerif istirdad ba-marifet-i şer-i şerif istirdad olunmuş idüğünden kusur kalan bir yük 21.634 guruşun kanun-ı hümayunun 46. maddesi ahkamınca merkumundan mütahavvel ve sahib-i kudret olunanlardan mevcudu aynen ve müstahlikleri bedelen tahsil ve tazmin olunduktan sonra sarik-i merkumunun ber-minvali muharrer kanun-ı hümayunun 217. Maddesi ahkamına tevfikan ve tarih-i hapsiyetleri olan 14 Şaban 1278 (14 Şubat 1862) tarihinden itibaren müebbeden vaz’-ı kürek olunması ve kıta-i tarike yataklık eden merkum Kazım Hocanın dahi kanunun 63. Maddesinin zeyli icabınca tarih-i hapis olan 14 Şaban gününden itibaren vaz-ı kürek kılınması lazım gelmiş idüğünden istintak-namelerinin leffiyle icrayı icabı ba-mazbata canib-i eyalete bildirilmiş hakikat-ı hal bu merkezde bulunmuş ve eşhas-ı merkumundan firarda bulunanların derdestlerine itina kılınmakta bulunduğundan hin-i ahz ve giriftlerinde bi’l-mürafaa tebeyyün edecek cinayetlerin derecatının merkez eyalete inhasına ibtidar kılınacağı bedihi bulunmuş olmağın ol-babda emr ü ferman hazreti menlehül emrindir fi 13 Şevval sene 1278 (13 Nisan 1862)

Mazbatanın altına Hamid Kaymakamı dahil on mühür basılmıştır

 

Belge 16

Belge yer numarası: COA İ.MVL 468-21238-9

Tarih: 25 Şevval sene 1278 (25 Nisan 1862)

Numara: 26

Makam-ı Mualla-İttisam-ı Hazret-i Vekalet-penahiye

Maruz-ı çaker-kemineleridir ki

Hamid sancağına tabi Uluborlu kazası muzafatından Senirkent karyesi ahalisinden Tortopoğlu Hacı Hüseyin Efendinin bundan üç sene mukaddem leylen müsellah oldukları ve sair çend nefer refikleri beraber bulunduğu halde hane duvarından aşarak ve oda kapıları ile pencereleri kırarak bir yük 22.700 bu kadar guruşluk nukud ve eşyasını sirkat eyledikleri ikrarlarıyla sabit olan ve cünha sabitesinin on sene müddetle vaz-ı kürek olunmak üzere Kıbrıs’a irsali emr ü iş’ar buyrulan Milli Beşe’nin oğlu Mehmet ile İlegüb karyeli Kazım Hocanın oğlu diğer Mehmet ve Kör İbrahim ve Beşe oğlu Nebi’nin istintak-nameleriyle fezahat-ı mezkurede medhal ve müşareketleri olduğu birinci şer’i sabit olan Hacı Ali ve Hacı İbrahim haklarında taraf-ı şer-i şeriften tanzim olunan ilam-ı şer’i gönderildiği ve küsur-ı çend neferlerin firarda olup taharri ve derdestlerine itina kılınmakta olduğu ve merkumanın tarih-i hapsiyle 1278 senesi Şaban-ı şerifinin 14. Günü olup kendileri kanun-name-i hümayunun 217. bendinde ve bunlara yataklık eylediğini ve oğlu Mehmet’i dahi sarikun merkuman ile beraber gönderdiğini ikrar ve itiraf eden Kazım Hocanın dahi kezalik tarih-i merkumdan itibaren kanunname-i mezkurun 63. maddesi zeylinin mahkum bulunduğu ifade ve istizane dair Hamid sancağı meclisinden varid olan mazbata ile mezkur ilam ve istintak-name-i manzur-ı dekayık-nüşur-ı ali cenab-ı vekalet-penahi buyrulmak üzere leffen taktim kılınmış ve firarda bulunan kesanın dahi ahz ve giriftiyle emr ü muhakeme ve istintak-namelerinin icrasıyla tebeyyün edecek halin ba-mazbata inha ve istintak-namelerinin ısrarsı liva-i mezbur kaymakamlığına iş’ar ve inba olunmuş olmakla ol-babda emr ü ferman hazreti menlehül emrindir fi 25 Şevval sene 1278 (25 Nisan 1862)

Bende

Vali-i Eyalet-i Konya

Mühür

Belge 17

Belge yer numarası: COA İ.MVL 468-21238-11

Bab-ı Ali

Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye

Daire-i Muhakemat

Tarih: 7 Zilhicce sene 1278 (5 Haziran 1862)

Numara: 573

Konya Valisi devletli paşa hazretlerinin 5 Zilhicce 1278 (3 Haziran 1862) tarihiyle Meclis-i Vala’ya havale buyrulan bir kıta tahriratıyla Hamid Meclisinin melfuf iki kıta mazbatası ve istintak-name ve ilam-ı şer’i ve muhakemat dairesinde lede’l-mütalaa meallerine nazaran Uluborlu kazasında Senirkent karyesi sakinlerinden ve müderrisinden Tortop oğlu Hacı Hüseyin Efendinin leylen ve müsellehan hanesine girip yüz bin guruştan mütecaviz nukud ve eşyasını ahz ve gasp etmiş olan eşhastan mukaddemce kıssasen idam kılınmış olan Lüleci Aşiretinden Abak Kara Mehmet ile firarda bulunan Yilgovan oğlu Abdülnebi ve Sarı Ahmet oğlu Ali ve Arya Arslan karyeli Hacı Osman’dan maadası olup ahz ve girift olunan Silkinti karyeli Hacı İbrahim (Senirkent karyeli Silkinti Hacı İbrahim) ve Hacı Ali ve İlegüb karyeli Kazım Hoca oğlu Mehmet ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Uşak kazalı Kör İbrahim ile diğer gasp maddesiyle mahkum olup on sene müddetle Kıbrıs’a irsali derdest bulunan Milli Beşe oğlu Mehmet’in tetkikat-ı istintakiyeleri lede’l-icra bunlardan Milli Beşe oğlu Mehmet ve Kazım Hoca oğlu diğer Mehmet ve Abdülnebi ve Kör İbrahim cümlesi birlikte olduğu içlerinden bazıları müsellah bulunduğu halde leylen efendi merkumun hanesi duvarından aşarak avluya girip içlerinden Hacı İbrahim ve Kör İbrahim ve maktul Abak Kara Mehmet ve firari merkumundan Abdülnebi ve Ali ve Hacı Osman kapı ve pencereleri şikest ile odaya duhul ederek sirkat ile malum’ul-miktar nukud ve eşyayı dört adet heybenin ikisini Hacı İbrahim’in hanesine bırakarak diğer ikisini Bademli dağında cümlesi beynlerinde taksim ettiklerini ve nukud ve eşya-yı mezkurenin ekserisi Hacı Ali ve Hacı İbrahim ve maktul Abak Mehmet’te kaldığını ikrar edip merkuman Hacı Ali ve Hacı İbrahim eğerçi suret-i inkarda bulunmuş iseler de bunlarda fezahat-ı mezkureye medhal ve müşareketleri şer’an sabit olmuş ve merkum Kazım Hoca dahi hanesine (iki kelime silik) olduklarını bildiği halde eşhas-ı merkumandan bazılarının hanesine gelip yatmış bulunduklarını ve bu iş için oğlu merkumu talepleri üzerine onlara refik eylediğini makar bulunmuş olduğu anlaşılınca ve mezbur Abak Mehmet’in mukaddema kıssas-ı idam olunmasından ve Milli Beşe oğlu Mehmet’in dahi ber-minval muharrer zaten gasb-ı ceza ile mahkum bulunduğundan naşi merkumanın te’diblerine mahal kalmayıp diğerlerinin icra-yı mücazatları lazım gelerek eğerçi bu maddede muamele-i cebr u şiddet vukuu musarrah değil ise de leylen ve müsellehan birkaç kişi birlikte oldukları hırsızlık edenlerin muvakkaten küreğe va’zı kanun-ı cezanın 221.maddesinde ve kürek cezasına müstehak olan sariklere hal ve hal-i vaziyetlerini bilerek yataklık edenlerin kezalik muvakkaten küreğe kılınması kanun-ı mezkurun 230. maddesi ilavesinde muharrer bulunduğuna mebni zikr olunan sariklerin bu hükümlere tevfikan ve tarih-i hapisleri olan 1278 senesinin Şabanının 14.gününden itibaren 19.madde icabınca mahallinde bade’t-teşhir beş sene müddetle küreğe konulmak üzere Kıbrıs’a irsal olunmaları ve nukud ve emval-i mesrukanın istirdad olunanlardan maadası dahi mahal kararı ve usul-i veçhile kendilerinden aynen veya semenen bi’t-tahsili sahibine ita ve firari bulunan eşhasın dahi bi’t-taharri ile görülmesine itina kılınması zımnında vali-i müşarünileyh hazretlerine ve merkumanın vusullerinde ol-vechile küreğe konmasını dahi Kıbrıs mutasarrıflığına başka başka emirname tastiri ve merkum Kazım Hocanın bunlara yataklık etmesi zikr olunan 230.madde ilavesi icabınca kendisinin dahi muvakkaten küreğe konmasını müstelzim harekatdan ise de bunun yetmiş yaşında bir adam olması ve hocalardan bulunması cihetiyle emsali misali kürek cezasına bedel tarihi hapsinden itibaren üç sene müddetle Limni ceziresine nefy (sürgün) olunması makardan müsaade-i seniye buyrulduğu halde onun için dahi iktiza eden ferman-ı aliyyenin ısdarı tezekkür kılınmağın ol-babda emr ü ferman hazreti menlehü’l-emrindir fi 7 Zilhicce sene 1278 (5 Haziran 1862)

Kararın altına beş mühür basılmıştır.

 

Belge 18

Belge yer numarası: COA İ.MVL 468-21238-13

Tarih: 16 Muharrem sene 1279 (14 Temmuz 1862)

Atufetli Efendim Hazretleri

Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliyeden kale alınıp melfufatıyla beraber manzur-ı ali cenab-ı mülukanelerine buyrulmak için arz ve taktim kılınan mazbata mealinden müsteban olduğu veçhile Uluborlu kazasında Senirkent karyesi sakinlerinden ve müderrisinden Hacı Hüseyin Efendinin leylen ve müsellehan hanesine girip nukud ve eşyasını ahz ve gasp etmiş olan eşhastan mukaddemce kıssasen idam olunan Lüleci aşiretinden Abak Kara Mehmet ile firarda bulunan Abdülnebi ve Ali ve Hacı Osman’dan maadası olup ahz ve girift olunan Hacı İbrahim ve Hacı Ali ve Kazım Hocanın oğlu Mehmet ve Beşe oğlu Abdülnebi ve Kör İbrahim ile diğer gasp hadisesiyle mahkum olup on sene müddetle Kıbrıs’a irsali derdest bulunan Milli Beşe oğlu Mehmet’in icra kılınan istintaklarında fezahat-ı mezkurede medhal ve müşareketleri şer’an sabit olarak merkum Kazım Hoca dahi hırsız ve kıta-i tarik olduklarını bildiği halde eşhas-ı merkumun bazılarının hanesine gelip yattıklarını ve bu iş için oğlu merkumu talepleri üzerine onlara refik eylediğini makar bulunmuş olduğu anlaşıldığına ve mezbur Abak Mehmet’in mukaddema kıssasen idam olunmasından ve Milli Beşe oğlu Mehmet’in dahi zaten gasp-ı ceza ile mahkum bulunmasından naşi diğerlerinin kanun-ı ceza ahkamına tevfikan ve tarih-i hapislerinden itibaren mahallinde bade’t-teşhir beş sene müddetle küreğe konulmak üzere Kıbrıs’a irsal olunmak nukud ve emval-i merkumanın istirdad olunanlarından maadası dahi mahal-i kararı ve usul-i veçhile kendilerinden aynen veya semenen bi’t-tahsil sahibine ita ve firari bulunan eşhasın dahi bi’t-taharri ele geçirilmesine itina kılınması zımnında Konya Valisine ve merkumun vusullerinde ol-vechile küreğe konulmaları için dahi Kıbrıs Mutasarrıflığına başka başka tahrirat tastiri ve merkum Kazım Hocanın da kanunen vaz-ı kürek olunması lazım gelir ise de kendisi yetmiş yaşında olması cihetiyle emsal-i misali cezasına bedel tarih-i hapsinden i itibaren üç sene müddetle Limni ceziresine nefyi makrun müsaade-i seniye buyrulduğu halde onun için dahi iktiza eden ferman-ı alinin ısdarı tezekkür kılınmış ise de ol-babda her ne veçhile emr ü ferman hazreti padişahi isabet-bahş-ı sünuh ve sudur buyrulur ise ona göre hareket olunacağı beyanıyla tezkire-i senaveri terkim kılındı efendim fi 16 Muharrem sene 1279 (14 Temmuz 1862)

Maruz-ı çaker-kemineleridir ki

Reside-i dest-i tevkir? olan işbu tezkire-i sami-i sadaret-penahileriyle evrak-ı maruz-ı meşmul-i nazar-ı şevket eser cenabı padişahi buyrulmuş ve hususat-ı muharrere hakkında tezkire ve istizan buyrulduğu üzere Konya Valisine ve Kıbrıs Mutasarrıflığına başka başka tahrirat tastiri merkum Kazım Hocanın dahi tarih-i hapsinden itibaren müddet-i mezkure ile Limni ceziresine nefyi zımnında iktiza eden ferman-ı alinin tasdiri müteallik şeref-sudur buyrulan emr ü ferman-ı hümayun hazret-i tacidari icab-ı alisinden olarak evrak-ı merkumeye cevab-ı ali hidivanelerine iade kılınmış olmakla ol-babda emr ü ferman hazreti veliyül emrindir fi 17 Muharrem sene 1279 (15 Temmuz 1862)

KAYNAKLAR

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi: İ.MVL 468-21238 / 3-5-7-9-11-13

NOT: Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Dr. İbrahim KARAER

e-mail: [email protected]

 

Yorum bulunmamaktadır.
Konu: HACI KİBAR HÜSEYİN EFENDİ İLE İLGİLİ BELGELER (1859-1967) – 4

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.