Dr. İbrahim KARAER

 

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı sonunda yenilmiş ve 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesini imzalamak zorunda kalmıştı. Bu anlaşmaya istinaden İtilaf Devletleri, kendi aralarında paylaştıkları bölgeleri işgal etmeye başladılar. Osmanlı Devletinin başkenti İstanbul, İtilaf Devletleri orduları tarafından işgal edildi. İtalya, 28 Mart 1919 tarihinde Antalya’yı, buradan hareketle Akdeniz sahil şeridindeki ve Burdur gibi şehirleri işgal etti. Yunanistan, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıktı, işgal sahasını tüm Ege bölgesini kapsayacak şekilde Afyon, Bursa, Eskişehir ve Ankara yakınlarına kadar genişletti. İngiliz ve Fransızlar Güneydoğu Anadolu bölgesini, Irak ve Suriye’yi işgal ettiler.

İstanbul’daki padişah ve hükümet; Fransa, İngiltere, İtalya ve Yunanistan tarafından başlatılan işgal hareketleri karşısında çaresiz ve suskundu. Toprakları işgal edilen halk şaşkın bir vaziyette hükümete başvuruyor, hükümet de onlara çatışma ve karşı hareketlerden sakınmalarını tavsiye ediyordu. Fakat İzmir’e çıkan Yunan kuvvetleri, İzmir halkına katliam yapmıştı. Bu durum Anadolu’da büyük bir infiale yol açtı. Başta İstanbul olmak üzere yurdun dört bir yanında mitingler yapıldı, İtilaf devletleri temsilcilerine protesto telgrafları çekildi. Yunan istilasına karşı yerel milis güçleri canlarını ortaya koyarak düşmanla çatıştılar. Böyle bir ortamda Mustafa Kemal Paşa, bağımsızlık savaşını başlattı ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Büyük Zaferin ardından 9 Eylül 1922’de düşman denize döküldü; 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağımsızlığını kazandı.

Protesto ve mitingler, milli mücadelenin önemli bir simgesidir. Düşman işgaline karşı Türk halkının duygu ve düşüncelerinin en veciz ifadeleri olması bakımından çok önemlidir. Protesto ve mitingler bir toplumun uyanıklığını, tehlikeyi gördüğünü, icap ettiği taktirde bu uğurda ölmeyi göz alabileceğini ifade eden bir kararlılık göstergesidir. Bunun farkında olan Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktıktan sonra her fırsatta işgal kuvvetlerine karşı protesto ve mitingleri teşvik etmiştir. Mesela 28 Mayıs 1919 tarihinde Valilere, Müstakil Mutasarrıflıklara ve Kolordu Komutanlıklarına yaptığı tebligatta; “büyük ve heyecanlı mitingler yapılarak, milli nümayişlerde bulunulması, bunun bütün kasaba ve köylere kadar genişletilmesi, büyük devletlerin temsilcileriyle, Babıali’ye uyarıcı telgraflar çekilmesini” tavsiye etmiştir (Şahingöz, 2002: 727).

Milli Mücadeledeki protesto ve mitinglerle ilgili üniversitelerde doktora ve yüksek lisans tezleri yapılmış, yüzlerce kitap ve makale yayımlanmıştır. Biz bu yazımızda, İtalyanların Burdur’u işgalini protesto etmek amacıyla Uluborlu kazası halkı tarafından İtilaf Devletleri Temsilcilerine, Sadaret vasıtasıyla Paris Sulh Konferansına, Konya Vilayetine, Dahiliye Nezaretine ve Matbuat Müdüriyetine çekilen 800 imzalı ve mühürlü telgrafı değerlendireceğiz. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Burdur’un İtalyan askeri kuvvetleri tarafından işgalini biraz açmakta fayda görüyoruz. İtalyanlar, 28 Mart 1919 tarihinde Antalya’yı işgal ettikten sonra, Antalya’nın çevresinde bulunan kazalar ile Antalya’nın komşuları olan Isparta ve Burdur sancaklarını da işgal etmenin planlarını yapmışlardır. İtalyan sivil ve askeri heyetleri tren yolu inşa etmek ve benzeri bahanelerle Burdur ve Isparta’ya Mayıs ve Haziran aylarında keşif seyahatleri düzenlemişlerdir. Mesela: 25 Mayıs 1919 tarihinde İtalya’nın eski Antalya Konsolosu ve Antalya Mümessili Marki Ferrante ve iki İtalyan subayı ve bir tercümandan oluşan dört kişilik bir heyet Burdur’a varmış ve bu heyet 26 Mayıs 1919 günü Isparta’ya hareket etmiştir. Isparta Mutasarrıflığı, bu İtalyan heyetinin otomobil ile Antalya, Burdur ve Isparta sancaklarının merkez ve çevresinde dolaşmasını “İtalyan işgali için keşif yapmak” olarak değerlendirmiş ve Konya Valiliği, Isparta Mutasarrıflığının bu görüşünü paylaşarak 28 Mayıs 1919 tarihinde Dahiliye Nezaretine bir yazı yazarak gerekli tedbirin alınmasını istemiştir. 14 Haziran 1919 tarihinde İtalyan Generali Baddistoni ile birlikte, bir albay, bir tercüman, bir teğmen ve dört subay Antalya’dan Burdur’a gelmişlerdir. Bu heyet daha sonra Baladız (Gümüşgün) istasyonuna gitmiş ve buradan da tekrar Burdur Hükümet dairesine gelmiştir. Bu heyettekiler, seyahatlerinin maksadını; “İstasyon mahallerini görmekten ibaret olduğunu” söylemişlerdir (Gönüllü, 2010: 594-595). 

Burdur’da bulunan İngiliz Kontrol Zabitleri, 17 Haziran 1919 tarihinde görevlerinin sona erdiğini ve Burdur’dan ayrılacaklarını bildirmişlerdir. Bu tarihten sonra Antalya’daki İtalyan kuvvetlerinin Burdur’a doğru hareketliliği artmış; 19 Haziran 1919 tarihinde üç yüzden fazla İtalyan askeri Antalya’dan Burdur’a doğru harekete geçmiştir. İtalyan Binbaşı Kurozine, 21 Haziran 1919 tarihinde otomobil ile Burdur’dan Dinar ve Denizli’ye gelmiş ve akşam söz arasında, “Buralar bizim işgal mıntıkalarımız içindedir. Birlikte çalışacağız. İtalyanlara itaat edilmesi hakkında hükümetin emri olduğu” tarzında beyanda bulunmuştur. 21 Haziran 1919 tarihinde de tahminen üç yüz kadar silahlı İtalyan askeri ile on üç yük arabası ve on sekiz yük hayvanı Antalya’dan Burdur yönüne hareket etmişlerdir. Yine 21/22 Haziran gecesi saat üç sıralarında üç yüz seksen silahlı İtalyan askeri ile dört obüs ve erzak yüklü yirmi üç araba, seri ateşli cebel topu mermisi taşıyan bir araba ve bir sıhhiye otomobili Burdur yönüne doğru yola çıkmışlardır. Aynı gece sabaha karşı da savaş mühimmatı ve sair askeri levazımat yüklü dört nakliye otomobili ile bir bölük asker, daha önce giden askerleri takiben hareket etmişlerdir. Bu arada Burdur yolu ile hareket eden İtalyanlar, Antalya-Burdur yolu üzerinde ve Antalya’ya on beş kilometre uzaklıkta bulunan Karabayır’da bir piyade bölüğü, otuz kilometre uzaklıkta bulunan Çubuk Han etrafında bir bölük ve iki kilometre uzaklıkta bulunan Hafız Bey Çiftliği’nde levazımatı ile birlikte bir bölük asker yerleştirmişlerdir. Bu arada İtalyan askeri kuvvetler komutanı ile eski konsolos Marki Ferrante, Burdur’a geldiklerinde doğruca hükümet dairesine giderek, Burdur’u işgal etmek için geldiklerini, müteferrik surette yollarda bıraktıkları ve daha sonra gelecek olan askerlerden hiç kimseye zarar gelmeyeceğini ve beraber çalışmaları icap ettiğini Burdur Mutasarrıfına bildirmişlerdir. Burdur Mutasarrıflığı da bu gelişmeler hakkında, Konya Vilâyetine bilgi vermiştir. Burdur Mutasarrıfı Vasfi Bey, 23 Haziran 1919 tarihinde Antalya Mutasarrıflığı vasıtası ile İtalyan Mümessili Marki Ferrante’ye ve İtalyan Birlikleri Komutanına bir protesto vermiştir. Antalya’dan Burdur’a yönelik bu hareketlilik sonunda, İtalyan işgal kuvvetleri 28 Haziran 1919 tarihinde Burdur’u resmen işgal etmişler ve Halıcı Abdi-zâde Edhem Efendinin hükümet karşısındaki evini karargah yapmışlardır. İtalyanların Burdur’u işgal etmeleri, Burdur Asker Alma Dairesi Başkanı Miralay İsmail Hakkı Bey tarafından protesto edilmiştir. İtalyanların Burdur’a asker sevkiyatı daha sonraki tarihlerde de devam etmiştir (Gönüllü, 2010: 594-599). Burdur’da görevli asker ve sivil yöneticiler, Osmanlı merkezi yönetiminin işgaller karşısında göstermiş olduğu duyarsızlık gibi,  İtalyan işgalini sadece protesto etmekle yetinmişlerdir.

İtalyanlar, Isparta sancağını da işgal etmeyi düşünüyorlardı, bu amaçla birkaç defa Isparta’ya keşif ziyaretleri yapmışlardı. 16 Ağustos 1919 tarihinde bir İtalyan heyetinin yanlarında askerle birlikte Isparta’yı ziyaretlerinde hükümet dairesinde yapılan toplantıda; heyete ziyaretlerinin sebebi sorulmuş ve “bu liva dahilinde emniyet ve asayiş son derece mükemmel iken mütareke hükümlerine ve konferansın son kararına karşı bir surette böyle askerle beraber gelerek, halkın galeyana getirilmesine neden lüzum görüldüğünün açıklanması istenmiştir.(Gönüllü, 2010: 600). Bu ve benzeri olaylarda Isparta ileri gelenlerinin kararlı tutumları, İtalyanların Isparta’yı işgalini önlemiştir.

Burdur sancağı yöneticileri, İtalyan işgaline tepki göstermekten aciz kaldıkları gibi, Burdur halkı da bu işgale karşı gerekli tepkiyi gösterememiştir. Veya elimizdeki belgeler bunu ortaya koymakta yetersizdir. Oysaki İzmir’in işgali, Burdur merkez ve kazalarından Sadarete çekilen telgraflarla protesto edilmiş; Maraş mezalimini protesto eden bir miting yapılmıştır. Milli Mücadele döneminde vatanın kurtuluşu için Burdur halkının fedakarca üzerine düşeni fazlasıyla yaptığı bilinmektedir (Gönüllü, 2010: 610-615).

Burdur’un İtalyanlar tarafından işgal edildiği günlerde Isparta sancağına bağlı Uluborlu kazası halkının ortaya koyduğu tepkiler ve sekiz yüz imzalı protestosu dikkat çekmektedir. Uluborlu o tarihte Isparta sancağına bağlı bir kaza merkezi olup, Burdur’u işgal eden kuvvetlerin yol güzargahında bulunmayan bir mevkide idi. Uluborlu kazası halkının ilk anda tehlikeden uzak bir konumda olmalarına rağmen, sekiz yüz imzalı ve mühürlü bir protesto-name hazırlayıp ilgili makamlara göndermeleri çok dikkat çekicidir. İşgale uğrayan Burdur ve kazalarında böyle geniş çaplı bir tepkiyi göremiyoruz. Bu durum, Uluborlu kazası halkındaki milli bilincin yüksekliğinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Burdur işgal edilmezden bir gün önce, Uluborlu Ahalisi Namına Belediye Reisi Abdurrahman, Anasır-ı Gayr-i Müslim Namına Livan ve Ulemadan Nuri tarafından Uluborlu’dan 27 Haziran 1919 tarihinde Dahiliye Nezâretine bir protesto telgrafı çekilmiştir. Bu telgraftan sonra yine Isparta’nın Uluborlu Kazası halkından 29 Haziran 1919 tarihinde Uluborlu Belediye Reisi, Uluborlu Belediyesi İkinci Reisi, Uluborlu Kazası Mukavemet-i Milliye Reisi, Uluborlu Hürriyet ve İtilaf Şubesi Reisi başta olmak üzere sekiz yüz kişi tarafından imzalanarak ve mühürlenerek bir protesto dilekçesi hazırlanmıştır. Bu dilekçeyi imzalayanlar arasında Türk insanı yanında, çok sayıda gayrimüslim insan da bulunuyordu (Gönüllü, 2010: 599-602).

Sayın Gönüllü’nün bahsettiği Uluborlu halkı adına çekilen protestoların çeşitli makamlara değişik imzalarla iletildiği anlaşılıyor. Bizim incelediğimiz belgede, her iki telgraf aynı sayfada yer almıştır. 27 Haziran 1919 tarihinde Burdur’da İngiliz İrtibat Zabitliğine, İstanbul’da İngiltere, Fransa ve Amerika Mahfillerine, Konya Vilayetine ve Dahiliye Nezareti Matbuat Müdüriyetine çekilen protesto-namede, telgrafı çeken zatların adları yazılmamış; sadece telgraf metnine yer verilmiştir. Söz konusu telgrafta; bundan birkaç ay evvel asayiş temini vesilesiyle Antalya’ya çıkan birkaç yüz İtalyan askerinin, şimdi de müphem sebepler üzerine Burdur’a doğru yola çıktıklarının haber alındığı; bu askeri kuvvetin Konya vilayetine girmesinin canlarını acıttığı, üzüntülerinin pek ciddi olduğunun İtalya Hükümeti tarafından anlaşılmasını rica ettikleri; Konya vilayetinin her tarafında dünyanın hiçbir noktasında tasavvur edilemeyecek olan emniyet ve asayiş ve halklar arasında uyumun mevcut olduğunun açık olduğu ve bunu kimsenin inkar edemeyeceğini; Antalya’daki İtalyan askeri kuvvetlerinin mütareke hükümlerine aykırı olarak Burdur’a doğru başlattığı ileri harekatı şiddetle protesto ettikleri; Konya’daki hukuk-ı ırkıyemizin müdafaası ve Anadolu halkı için ilgili madde ekinde yazılan Wilson prensiplerini hatırlamakla iktifa ettikleri ifade edilmiştir (Belge-1: COA DH.KMS 52-62-5).

Uluborlu halkı adına İtalyanların Burdur’u işgalini protesto etmek maksadıyla 29 Haziran 1919 tarihinde İstanbul’da İngiliz Mümessili Siyasiliğine, Fransa, Amerika Mahfillerine, Sadaret-i Uzma vasıtasıyla Paris Sulh Konferansına, Konya Vilayetine ve Matbuat Müdüriyetine; Uluborlu Kazası Mukavemet-i Milliye Reisi, Hürriyet İtilaf Fırkası Reisi, Belediye Reisi başta olmak üzere sekiz yüz imzalı ve mühürlü teki’den ikinci bir telgraf çekilmiştir. Bu telgrafta da; Konya vilayetinin Burdur ve Isparta sancaklarında dünyanın hiçbir noktasında olmayan asayiş ve emniyetin ve halklar arasında uyumun mevcut olduğu halde İtalyan askeri kuvvetinin Burdur’a doğru ilerlemelerini büyük bir üzüntüyle karşıladıklarını; mütareke hükümlerine aykırı bu yürüyüşün maksadını anlayamadıklarını; hala İtalyanların yurdumuza silahlı kuvvetleriyle girmekte ısrar ettikleri; büyük devletlerin namusunu temsil eden mütareke hükümlerinin ayaklar altına alınmasına teessüf ettiklerini, memleketin Osmanlı Devleti ile irtibatını kesmek temayülü gösteren herhangi bir istilaya karşı bütün mevcudiyetleriyle itiraz edeceklerini ilan etmişlerdir (Belge-1: COA DH.KMS 52-62-5). Bu belgeye ait imzaların sonuna; 3 Temmuz 1919 tarihinde Belediye Reisi, Katip ve yedi azanın imzaladığı bir not düşülmüştür. Bu notta; tamamen Türklerle meskun Burdur ve Antalya’nın, İtalyanlar tarafından hiçbir sebep gösterilmeden işgal edilmesinin Mondros Mütarekesi hükümlerine aykırı olduğunu protesto ettikleri, hiçbir istilanın saltanatla olan bağlarını koparamayacağını, İtalyanların ikna veya cebir yoluyla isteklerine boyun eğmeyeceklerini sulh konferansına arz ettiklerini bildirmişlerdir (Belge-2: COA DH.KMS 52-62-12). Protesto-nameye imza koyan ve mühür basan sekiz yüz kişinin adları belgenin ekindeki 23 sayfada yer almıştır. Bu belge ekleriyle birlikte 15 Temmuz sene 1335 (15 Temmuz 1919) tarihinde Dahiliye Nezaretine takdim edilmiştir (COA DH.KMS 52-62-13).

Dahiliye Nezaretinden Konya Vilayetine çekilen 3 Temmuz 1335 / 4 Şevval 1337 (3 Temmuz 1919) telgrafta; Uluborlu cihetlerinde İtalyan işgalinin nerelere kadar geldiğinin acilen bildirilmesi istenmiştir (Belge-4 COA DH.ŞFR 101-3). Bu belgeden, İstanbul Hükümetinin İtalyan işgalinin Uluborlu çevresine kadar genişleyebileceği endişesi taşıdığı veya böyle bir beklenti içinde olduğu anlaşılıyor.

Konya Valisi imzalı Dahiliye Nezaretine gönderilen 17 Şevval 1337 (16 Temmuz 1919) tarih ve 5914/691 numaralı yazıda; vilayetin her tarafında halklar arasında uyum ve asayiş devam ederken Antalya’daki İtalyan askeri kuvvetlerinin mütareke hükümlerine aykırı olarak Burdur’a gelmelerinden dolayı Uluborlu halkının üzüntülerini ve saltanata bağlılıklarını ifade etmek maksadıyla İstanbul’da bulunan İngiliz, Fransız ve Amerikan Temsilcilerine ve bazı makamlara çektikleri 800 imza ve mühürlü protesto ve eklerinin arz ve takdim kılındığı belirtilmiştir (Belge-5: COA DH.KMS 52-62-3). Konya vilayetinin, İtalyan işgalini protesto eden sekiz yüz imzalı Uluborlu kazası halkının telgrafını, Dahiliye Nezaretine on yedi gün sonra gönderdiği anlaşılıyor. Konya vilayetinin bu tavrını, Osmanlı yöneticilerinin düşman işgaline karşı halkın feryadına sesiz ve ilgisiz kaldıkları anlamında yorumlamak mümkündür.

Dahiliye Nezareti bir gün sonra Konya vilayetinden alınan Uluborlu halkı tarafından İngiliz, Amerikan ve Fransa Temsilcileri ile bazı makamlara çekilen İtalyan kuvvetlerinin Burdur’u işgal eylemini protesto eden sekiz yüz imzalı protesto-name ve eklerini Hariciye Nezaretine göndermiştir. Dahiliye Nezareti Kalem-i Mahsus Müdüriyetinden Hariciye Nezaretine gönderilen 18 Şevval 1337 (17 Temmuz 1919) tarihli yazıda; Konya vilayetinin her tarafında halklar arasında uyum ve asayiş devam ederken Antalya’daki İtalyan askeri kuvvetlerinin mütareke hükümlerine aykırı olarak Burdur’u işgal etmelerinden dolayı Uluborlu kazası halkı arasında yaşanan heyecan ve üzüntülerin ve saltanata bağlılıklarını ifade etmek maksadıyla İstanbul’daki İtilaf Devletleri Temsilcilerine ve bazı makamlara gönderilen protesto-name ve eklerinin takdim kılındığı, adı geçen temsilciler nezdinde yeniden teşebbüse geçilmesi istenmiştir (Belge-6: COA DH.KMS 52-62-1).

SONUÇ

Uluborlu kazası dahilinde 1912 yılında 6.446’sı kaza merkezinde olmak üzere toplam 20.533 nüfus yaşamakta idi (Karaer, 2011: 167-168). Kaza dahilindeki yaklaşık yirmi bin kişiden sekiz yüzüne ulaşarak bir protesto-name hazırlamak o günün şartlarında sıradan bir olay değildir. İtalyanların Burdur’u işgali, Uluborlu kazası halkını ayağa kaldırmış, vatanın bütünlüğü için bir araya getirmiştir. Milli konulardaki duyarlılığın en güzel ifadesi olan bu protesto-nameyi imzalayan, mühürleyen atalarımızı minnet ve şükranla anıyoruz.

BELGELER

Belge 1

Belge yer numarası: COA DH.KMS 52-62-5

Tarih: 29 Temmuz sene 1335 (29 Temmuz 1919)

Burdur’da İngiliz İrtibat Zabitliğine

Dersaadet İngiltere, Fransa ve Amerika Mahfillerine

Bir Sureti Konya Vilayetine Diğeri Dahiliye Nezareti Matbuat Müdüriyetine

Antalya’ya temin-i asayiş vesilesiyle birkaç ay evvel duhul eden iki-üç yüz neferlik İtalyan kuvayı askeriye şimdi de bu mübhem esbab üzerine Burdur’a doğru tarik olduğunu haber alıyoruz. Bu kuvayı askeriyenin Konya vilayeti mıntıkasına bu suretle sokulması bizi i’nac ediyor te’essürümüzün pek ciddi azimle olduğunun İtalya Hükümeti tarafından anlaşılmasını rica ederiz. İtalya Hükümeti tarafından bu tarz hareketi te’vil içün insaniyetlik ileriye sürülüyor ise Konya vilayetinin menatık-ı idariyesinde elyevm dünyanın hiçbir noktasında tasavvur edilemeyecek celi bir emn ve asayiş ve beynelanasır hüsn-i amiziş mevcuttur. Bunu kimse inkar edemez. Binaenaleyh İtalyan askerinin şerait-i mütareke ahkamına tamamen mugayir olan bu ileri harekatını şiddetle bir protesto eyler ve Konya’daki hukuk-ı ırkıyemizin müdafaası içün şimdilik Wilson desatir-i aliyyesinin Anadolu sekene-i asliyesi hakkındaki mevadd-ı müzeyyelesini tezkar ile iktifa eyleriz.

Dersaadet İngiliz Mümessili Siyasiliğine bir sureti Fransa, Amerika mahfillerine

bir sureti Sadaret-i Uzma vasıtasıyla Paris Sulh Konferansına

Konya Vilayetine, Matbuat Müdüriyetine

Fi 27 Haziran 1335 tarihli protestomuzu te’kid ederiz. Şöyle ki; Konya vilayetinin bilhassa Hamidili yani Burdur ve Isparta livalarında dünyanın hiçbir noktasında olmayan asar-ı asayiş ve beynel-anasır-ı hüsn-i amiziş mevcut iken İtalya kuvvetinin Burdur’a ilerlediğini kemal-i te’essürle arz etmiş ve mütareke ahkamına muhalif bu yürüyüşün maksadını anlayamadığımızı bildirmiş iken hala İtalyanların mütareke şerait-i tatbikiyesini namus-karane bir surette kabul eden yurdumuza müsellah kuvvetleriyle girmek istediklerini görüyoruz. Düvel-i muazzamanın namusunu temsil eden bu mütareke şeraitinin bu suretle hak-şikenane bir tarzda ayaklar altına alınmasına te’essüf eyler ve memleketimizin saltanat-ı Osmaniyye ile irtibatını kat’ etmek temayülatını gösteren herhangi bir istilaya karşı bütün mevcudiyetimizle itiraz ederiz.

Fi 29 Haziran sene 1335 (29 Haziran 1919)

Pul

Uluborlu Kazası Mukavemet-i Milliye Reisi, Hürriyet İtilaf Fırkası Reisi, Belediye Reisi başta olmak üzere sekiz yüz imza ve mühür basılmıştır

Belge 2

Belge yer numarası: COA DH.KMS 52-62-6-12

Kamilen Türklerle meskun Antalya ve Burdur’u İtalyan kuvvetlerinin bila-sebeb işgal etmesi ve bu işgalin ittisa ihtimalleri ahaliyi fevk-el-had müte’essir ve mütazi etmekte bulunduğundan mütareke-name ahkamına külliyen mugayir bu ileri hareketle İtalyan temayülatının aldığı şu gayrı meşru şekli tekraren protesto ettiğimizi ve makam-ı mukkeddes-i saltanata olan irtibat-ı ezelimizin hiçbir ecnebi istilası karşısında zail olamayacağına natık sekiz yüz mühür ve imza ile bir kat daha te’yid ve temhid eyleriz. Bu defterler müteakip edecektir. Ancak Konya vilayetinde hiçbir hukuk-ı irtibat-ı ve örfiyesi olmayan İtalyanların buralara hukuk-ı şükutane bir surette sokuldukları dakika ve saniyandan itibaren gerek kuvve-yi cebriye ve gerek sair ve vesait-i iknaiye istimaliyle lehlerine istihsal edebilecekleri taahhüdatın gözümüzde hiçbir kıymet ve mahiyeti olamayacağını şimdilik sulh konferansına namusu ve mukaddesatı üzerine yemin ile arz ve ityan eyleriz. Fi üç Temmuz üç yüz otuz beş

Konya Vilayetinin Isparta (Hamidili) Sancağında

Uluborlu Kazası Ahalisi namına

Belediye Reisi, Katip ve yedi aza tarafından imzalanmıştır            

Belge 3

Belge yer numarası: COA DH.KMS 52-62-13

Leffiyle Dahiliye Nezaretine takdim

Fi 15 Temmuz sene 1335

Belge 4

Belge yer numarası: COA DH.ŞFR 101-3

Tarih: 3 Temmuz 1335 / 4 Şevval 1337 (3 Temmuz 1919)

Kalem-i Mahsus 6162

Konya Vilayetine şifre

94 müsta’celdir

Uluborlu cihetlerinde İtalyan işgalinin nerelere kadar geldiğinin seri’an iş’arı

Nazır Vekili

Belge 5

Belge yer numarası: COA DH.KMS 52-62-3

Tarih: 17 Şevval sene 1337 (16 Temmuz 1919)

Konya Vilayeti Mektub-ı Kalemi

Adet: 5914/691

Dahiliye Nezareti Celilesine

Devletlü Efendim Hazretleri

Lehü’l-hamd vilayetin her cihetinde asayiş ve beyne’l-anasır hüsn-i amiziş ber-devam iken Antalya’daki İtalyan kuva-yı askeriyesinin mütareke-name ahkam ve mevadına muhalif bir tarzda Burdur’a gelmesinden dolayı hasıl olan teessürlerini ve makam-ı mukaddes saltanatına olan ezeli irtibatlarını tevsik maksadıyla Uluborlu ahali-i hamiyet-mendani tarafından dersaadet İngiliz ve Fransız ve Amerikan mümessil siyasilerine ve bazı makama hitaben keşide olunan protesto-namelerin ahali tarafından mahtum ve mümza olarak ita ve kaymakamlığından tesyar olunan sekiz yüz imza ve mühürlü protesto mestur samileri buyrulmak üzere leffen arz ve taktim kılınmış olmakla ol-babda emr ü ferman hazret-i menlehü’l-emrindir fi 17 Şevval sene 1337 / 17 Temmuz sene (16 Temmuz 1919).

Konya Valisi

Belge 6

Belge yer numarası: COA DH.KMS 52-62-1

Tarih: 17 Temmuz sene 1335 / 18 Şevval 1337 (17 Temmuz 1919)

Dahiliye Nezareti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti

Hariciye Nezaretine tezkere

Vilayetin her cihetinde asayiş ve beyne’l-anasır hüsn-i aherin ber-devam iken Antalya’daki İtalyan kuva-yı askerisinin mütareke-name ahkam ve mevadına muhalif bir tarzda Burdur’a gelmesinden dolayı husule gelen teessür ve teheyyüçlerini ve makam-ı saltanat ve hilafete karşı kalplerinde mevcut revabıt-ı ezimmeyi te’yid ve tevsik maksadıyla bazı makamat ile hükümet-i itilafiye mümessil-i siyasiye gönderilen protesto-nameler Konya vilayetinin fi 17 Temmuz sene 1335 (17 Temmuz 1919) tarih 5914/691 numaralı tezkeresiyle nezaret-i aciziye mürsel sureti leffen taktim kılındı. Vakıa mümessil-i siyasiye nezdindeki teşebbüsatın te’yid ve tecdidi menut-ı sami-i fahimaneleridir ol-babda

27 Temmuz sene 1335

Tebyiz

KAYNAKLAR

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi

– DH.KMS 52-62-1

– DH.KMS 52-62-3

– DH.KMS 52-62-5

– DH.KMS 52-62-/6-12

– DH.KMS 52-62-13

– DH.ŞFR 101-3

– Gönüllü, Ali Rıza (2010), “Milli Mücadele Döneminde Burdur (1919-1922)”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sayı: 27, ss.589-635.

– Karaer, İbrahim (2011), Dündee-n Bugüne Senirkent (1182-2010), Ankara: Bayrak Ofset Matbaacılık

– Şahingöz, Mehmet (2002), Milli Mücadelede Protesto ve Mitingler”, Türkler 15, Ankara: Semih Ofset

NOT: Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Dr. İbrahim KARAER

Ankara, 29 Ocak 2024

 

Yorum bulunmamaktadır.
Konu: İTALYANLARIN BURDUR’U İŞGALİNE KARŞI ULUBORLU KAZASI HALKININ SEKİZ YÜZ İMZALI PROTESTOSU (29 Temmuz 1919)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.