Dr. İbrahim KARAER

 

ÖZET

Bu yazımızda Isparta ili Senirkent ilçesinin tarihi simgelerinden olan Hıdır Çelebi (Pazar) Camisini değerlendireceğiz. Senirkent halkının katkıları ile 1901-1911 yıllarında inşa edilen bugünkü caminin yerinde, Senirkent’in kurucularından Hıdır Çelebi Dedenin inşa ettirdiği cami bulunmakta idi. Hıdır Çelebi Dede’nin XIV.-XV. yüzyıllarda yaşadığı rivayet edilmektedir. Dolaysıyla caminin geçmişi XV. yüzyıla kadar geriye gitmektedir. Ancak bu bilgi, elimizdeki arşiv belgeleri ile örtüşmemektedir.

******

Hıdır Çelebi Dede Kimdir?

Hıdır Çelebi (Pazar) Camisi, halk arasında yaygın olan rivayete göre; Hıdır Çelebi Dede tarafından inşa etti­rilmiştir. Senirkent’in kurucuları arasında gösterilen Hıdır Çelebi Dede’nin XIV. – XV. yüzyıllarda yaşadığı tahmin edilmektedir. Halk arasında genellikle Pazar Camisi olarak adlandırılan bu yapı, Büyük Cami olarak da anılmaktadır. Toprak damlı eski caminin inşa edildiği tarih bilinme­mektedir.

Hıdır Çelebi Camisi Vakfı İle İlgili Belgeler

XV. ve XVI. yüzyıl tapu tahrir defterleri ve vakıf defterlerinde bu cami ile ilgili herhangi bir bilgiye erişemedik. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde XIX. yüzyıla ait Hıdır Çelebi Camisi Vakfı ile ilgili ima­met ve hitabet tayini ile ilgili iki adet şahsiyet kaydı ile Osmanlı Arşivinde EV.d-15150 numaralı Hamid Sancağı Evkaf defterinde bu vakfın H.1269-1271 (1252-1854) yıllarına ait üç yıllık gelirini tespit ettik.

H.25 Şaban 1233 (30 Haziran 1818) tarihinde es-Seyyid İbrahim Efendi günlük iki akçe ücretle Senirkent köyündeki Hıdır Çelebi Cami-i Şerifi Vakfına imam olarak görevlendirilmiştir. Bu görev, İbrahim Efendiden sonra büyük oğlu Hafız Halil, daha sonra Hafız Halil dahi büyük oğlu Hafız Veliye terk ederek vefat etmeleriyle 13 Safer 1299 (4 Ocak 1882) tarihinde Hafız Veli Efendi uhdesine tevcih olunmuştur. Adı geçenin vefatıyla 1 Cemaziyel-evvel 1329 (30 Nisan 1911) tarihinde oğlu Hafız Halil Rasih Efendiye tevcih olunmuştur (Belge-1 VGM Arşivi 148-254-2024). 30 Nisan 1911 tarihinde Hıdır Çelebi Camisine imam tayin edilen Hafız Halil Rasih Efendi, Senirkent Belediye Başkanlarından Erol Civelekoğlu’nun anne tarafından büyük dedesidir.

Es-Seyyid Veliyiddin ve es-Seyyid Mustafa ibn-i es-Seyyid Mehmet Efendi H. 24 Zilkade 1242 (19 Haziran 1827) tarihinde günlük iki akçe ücret ile Senirkent köyündeki Hıdır Çelebi Cami-i Şerifi hitabet görevine atanmıştır. H. 7 Rabiul-ahir 1298 (9 Mart 1881) tarihinde adı geçen Veliyyüdin’in evladı olmadan vefat etmesi ve Mustafa dahi oğulları Musa ve Muhammed ve Hafız Halil’i terk ederek öldüğü gibi adı geçenin evlatları Musa ve Muhammed’in bu göreve ehil olmadığı beyanıyla 7 Rabiul-ahir 1298 (9 Mart 1881) tarihinde Hafız Halil Efendi uhdesine tevcih olunmuştur. Adı geçenin vefatıyla 12 Şaban sene 1331 (17 Temmuz 1913) tarihinde büyük oğullarından Mehmet Fehmi Efendiye; Veli’nin istifası ile açılan bu görev 17 İkinci Kanun 1341 (17 Ocak 1925) günü ve 154 sayılı yazı ile H. Kamil’e verilmiştir. 13.11.1932 gün ve 309 sayılı yazı ile H. Kamil işten el çektirilmiştir. Ali Şahin halen vazife başında olduğu mahalli (..) 26.04.1948 tarih ve 13309/87 sayılı yazısından anlaşılmakla şerh verilmiştir (Belge-2 VGM Arşivi 148-82-654). Söz konusu belgeden 1930’lu yıllarda bazı cami görevlilerinin mahkemelik olduğu ve görevden el çektirildiği anlaşılmaktadır.

H. 1 Muharrem 1252 – 18 Cemaziyel-evvel 1264 (18 Nisan 1836- 18 Nisan 1848) tarihli evkaf defterinde; Hıdır Çelebi Camisinin 1843-1848 yıllarında altı yıllık geliri, yıllık 18 guruştan 108 guruş olarak yazılmış ve tüm gelir caminin imam ve hatibine vazife karşılığı ödenmiştir. Aynı tarihte Turgutlar mahallesindeki Develioğlu Camisi Vakfının yıllık gelirinin 75 guruş olduğu görülüyor. Develioğlu Camisi Vakfının, Hıdır Çelebi Camisi Vakfına göre üç kat fazla gelire sahip olduğu anlaşılıyor (Belge-3 EV.d 10248).

Hıdır Çelebi Camisi Vakfının adı, H.1269-1271 (1253-1855) tarihli evkaf defterinde Cami-i şerif vakfı olarak geçmektedir.  Cami imamı İbrahim Efendi ile görülen hesapta vakfın yıllık 18 guruştan üç yılda 54 guruş gelir sağladığı belirtilmiştir. Vakfın bu geliri, imam ve hatibe vazife karşılığı ödenmiştir. Bu caminin gelirinde “nukud neması” ifadesinin kullanılmış olması, bu vakfın para vakfı olduğuna işaret etmektedir (Belge-4 COA EV.d-15150).

Hıdır Çelebi Camisi ile ilgili tespit ettiğimiz belgeler ile cami hakkında anlatılan rivayetin örtüşmediği görülüyor. İlk akla gelen bu caminin, Hıdır Çelebi adına XIV.-XV. yüzyıldan daha sonraki bir tarihte inşa edilmiş olmasıdır. Hıdır Çelebi Mahallesinin de daha sonraki bir tarihte 1892 yılında kurulduğunu belirtelim. Hıdır Çelebi Camisi vakfı hakkında ilk resmi kaydın 1818 yılına ait olduğu dikkate alınırsa, caminin bu tarihten önce inşa edilmiş olması gerekir. Şimdilik eski caminin inşası ve bu camiye ait vakfın kuruluşu hakkında kesin bir tarih vermek mümkün değil.

Hıdır Çelebi Camisinin Mimari Özellikleri 

Hıdır Çelebi adına inşa edilen eski cami XX. yüzyılın başında yıkılarak yerine 1901-1911 yılları arasında bugünkü cami inşa edilmiştir. Isparta Kültür Envanterinde Hıdır Çelebi Camisi hakkında şu bilgiler yer almıştır: “Dikdörtgen bir avlunun içinde, son cemaat yeri bulunmayan cami, kare planlı, tek kubbeli ve tek minarelidir. Ana ibadet yeri olan harime üç yönden dört girişle ulaşılır. Bunlar kuzey ana giriş, doğu girişi, batı girişi ve bu yönde sonradan açılmış kadınlar mahfili girişidir. Cephelerde giriş bölümleri de dahil olmak üzere üçer pencere yer almaktadır. Yapı, yöresel köfeki taşı kullanılarak inşa edilmiş olup, kesme taşların örgüsü düzgün ve kalın derzlidir. Minare ise,  gövde kısmında tuğla malzeme kullanılarak yapılmıştır. Yapının iç mekanında çok sayıda bitkisel ve yazı süsleme yer alır. Kubbe göbeğinden zemine kadar inen süslemeler panolar halinde dairesel bodür gibi varyasyonlarla tamamı sıva üzerine kalıp halde oluşturulmuş baskı tekniği kulla­nılarak yapılmıştır. Dış cephelerde de cepheyi hareketlendirmeye yönelik olarak, girişler ve pencere aralarında, başlıklı sütun tarzında plasterler bulunur. Kuzey cephede iki başlıklı olan bu plasterler, diğer cephelerde tek başlıklıdır. Cami girişine doğru çıkan merdivenlerin her iki yanında yola cephe veren iki adet dükkan yapısının da hem malzeme, hem de yapım tekniği olarak cami ile aynı zamanda inşa edildiği düşünülmektedir. Ön cephelerinde geniş cam olarak değiştirilen dükkanların üst tavanında volla döşeme izleri görülmektedir. Dükkanlardan birinin hemen bitişiğinde duvar cephesinde bir kemer izi görülmüş olsa da bunun daha önce ne olduğu anlaşılama­mıştır. Pazar (Hıdır Çelebi) Camii, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 01.06.2009 gün 3165 sayılı kararıyla tescil edilmiştir.” (Isparta Kültür Envanteri, 2010: 80).

Senirkent Müftülerinden Mehmet Hakeri’nin Hıdır Çelebi Camisi ile ilgili tespitleri şöyledir: “Caminin kubbe yüksekliği 25 metre olup, akustik özelliği mükemmeldir. Güneye doğru yükselen bir yapıdır. Duvarlar düzgün kesme taştandır. Caminin iç mekânı 25×25 metre ölçülerindedir. Barok süslemeye sahiptir. Sekizgen kubbe kasnağı dövme demirdendir. Kubbe kasnağının her cephesinde birer pencere vardır. Kubbe eski kalın raylardan kıvrılmış şekilde içleri tuğla yapı ile yapılmıştır. Kubbe üstü kurşun levhalarla kaplıdır. Kubbe bitiminin tam ortasında metal yarım ay, ayın ağzı gökyüzüne bakan alemi vardır. Kuzey yönündeki kapının sağında kesme taştan yapılmış bir minaresi vardır. Toprak damlı eski camiye ait olan minare 1852 yılında yapılmıştır. Yeni caminin inşası sırasında minarenin sağlam olduğu tespit edilmiş ve aynen muhafaza edilmiştir. Kare planlı yüksek bir kaideye sahip olan minarenin silindirik gövdesine üçgenlerle geçilir. Yüksek gövde taş korkuluklu şerefe ve ahşap bir külahla biter. Tek şerefeli bir minaredir. Minarenin kuzey yönündeki kaidesine 1,5 m. yükseklikte 67×70 cm ebadında mermer taş üzerine Türkçe ve Farsça karışık yedi satır on mısralık bir kitabe bulunmaktadır.

Maşallah

Bunun üstadı Hacı Muhammed ve Ali

Kuburzade Hacı Ali ad Berayı uhra kıldı dar

Kılub bu hayratı icad dedi ya Rab kıl imdad

Halil Rasih belin büktü Yazıp tam tarihin döktü

Serfiraz oldu sene geçti .. bad-ı mesud dad

Sene 1268 (M. 1852)

Hıdır Çelebi Camisinin minaresi 170 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu minare, Senirkent ilçesinde Uluğbey köyündeki Veli Baba Cami ve Türbesinden sonra kitabesi bulunan en eski yapıdır. Halkımız arasında bu minare ile ilgili farkındalık oluşturmak gerektiğini düşünüyoruz.

Hıdır Çelebi Camisinin mihrabı, güney duvarının tam ortasında, yarım daire planlı geniş bir “niş”tir. Barok süslemeye sahiptir. Mihrabın sağ-sol ve üstü “Ayetel Kürsi” yazılarak daha iyi bir görünüm sağlanmıştır. Caminin minberi mermerden yapılmış olup, mihrabın sağ tarafındaki duvarın ortasına oturtulmuştur. Minberin sağ üstünde “Sahibül hayrat Bahşişzade Hacı Mustafa sene 1335 (M. 1919) yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Cami içerisinde üst kat cemaat mahalli ve kadın mahveli bulunmaktadır. Caminin altında üç dükkân vardır. Cami yapımında kullanılan kesme taşlar, Senirkent ilçesinin Büyükkabaca kasabası ile Başköy (Bisse) arasındaki taş ocaklarından temin edilmiştir. Bu taşlar, hayırsever Senirkentliler tarafından develerle cami avlusuna taşınmış, o tarihteki taş ustası Artin Usta, bu taşları yontarak işlemiştir. Cami, 1993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir (Hakeri, 1999). Cami, 2022 yılında yeniden restore edilmektedir.

Hıdır Çelebi Camisi, ilk bakışta erken Osmanlı dönemi mimarisi içerisinde yer alan, son cemaat yeri bulunmayan, kare mekânlı, tek kub­beli yapı tarzındadır. Ancak, yapı, tamamen yöresel anlayışın egemen olduğu bir düşüncenin ürünüdür. Mimari oluşum ve süslemedeki bir takım benzer yaklaşımlar, coğrafi ve teknik zorunluluk ile kişisel beğeninin bir sonucudur  (Duymaz, Mayıs 2009: 205).

Vakıflar Genel Müdürlüğünce, Hıdır Çelebi Camisine ait çeşitli tarihlerde eski eser fişi, 1993 yılında da restorasyon ile ilgili rapor hazırlanmıştır  (Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1993). Bu raporlar­daki bilgiler ile yukarıda verdiğimiz Isparta Kültür Envanterinde kayıtlı bilgiler aynıdır. Senirkent ilçesi 21 ada 2 parselde bulunan, Vakıflar mülkiyetinde kayıtlı bu cami, Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 26.03.2009 tarih ve 3041 sayılı kararı ile 1. Grup Yapı olarak belir­lenmiş, 01.06.2009 tarih ve 2165 sayılı yazısı ile de koruma altına alınmıştır (Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2009).

SONUÇ

Senirkent hamamı inşaatının 1894 yılında tamamlanmasından sonra 1901 yılında inşaatına başlanan Hıdır Çelebi Camisi 1911 yılında tamamlanmıştır. Senirkent Hamamı ve Hıdır Çelebi Camisi inşaatı Senirkent halkının katkıları ile gerçekleştirilmiştir. Başka kurum ve kuruluşlardan herhangi bir yardım alınmamıştır. Hıdır Çelebi Camisinin minaresi 1852 yılında inşa edilmiş olup, 170 yıllık bir geçmişe sahiptir. Senirkent halkında eski eser bilincini geliştirmek için bu minareye dikkat çekmek gerekir. Hıdır Çelebi Camisi yüz on bir yıldır Senirkent’in gurur abidesi olmaya devam ediyor.   

BELGELER

Belge 1

Belge yer numarası: VGM Arşivi 148-254-2024

Nev’i cihat: İmamet

Vezaif-i muhassasat esami-i mutasarrifat: Yevmi iki akçe es-Seyyid İbrahim Efendi

Tevcih Tarihi: 25 Şaban 1233 (30 Haziran 1818)

Vakfı ismiyle hayrat-ı müberranın mahal ve mevki’i: Nezaret-i Evkaf-ı Hümayun mülhak evkaftan Uluborlu kazasına tabi Senirkent karyesinde vaki Hıdır Çelebi Cami-i Şerifi Vakfı

Atik esas defteri: Askeri cild-i sani 903

Şürut-ı vakıf: Hitabeti balada (654) numarada mukayyettir.

Vukuat ve mülahazat: cihet-i mezkure mutasarrıf merkum sulbi kebir oğlu Hafız Halil muahharen Hafız Halil dahi kebir oğlu Hafız Veliye terk ederek fevt olmalarıyla cihet-i mezkure müteveffayı ol-mezburun mahlulünden mumaileyh Hafız Veli Efendi uhdesine ba-ferman-ı ali tevcih

Fi 13 Safer 1299 (4 Ocak 1882)

88/1669

Mumaileyhin vefatıyla mahlulünden oğlu Hafız Halil Rasih Efendiye ba-irade-i aliyye tevcih olunmuştur. Fi 1 Cemaziyel-evvel 1329 (30 Nisan 1911)

Hülasa 2088 

27/1383

Belge 2

Belge yer numarası: VGM Arşivi 148-82-654

Nev’i cihat: Hitabet

Vezaif-i muhassasat esami-i mutasarrifat: Hatib nukud-ı mevkufesinden almak üzere yevmi iki akçedir

Es-Seyyid Veliyiddin ve es-Seyyid Mustafa ibn-i es-Seyyid Mehmet Efendi

Tevcih tarihi: fi 24 Zilkade sene 1242 (19 Haziran 1827).

Vakfı ismiyle hayrat-ı müberranın mahal ve mevki’i: Uluborlu kazasında Senirkent karyesinde Hıdır Çelebi Cami-i Şerifi Vakfı

Atik esas defteri: asker-i sani 903

Şürut-ı Vakıf: İmameti zirde 20240 numarada mukayyettir.

Vukuat ve mülahazat: Mumaileyhden Veliyyüdin’in bila veled ve mumaileyh Mustafa dahi oğulları Musa ve Muhammed ve Hafız Halil’i terk ederek fevt olduğu gibi evlad-ı merkumundan Musa ve Muhammed’in na-ehil olduğu beyanıyla cihet-i mezkurenin mütevelli mumaileyha mahlullerinden mumaileyh Hafız Halil Efendi uhdesine ba-hatt-ı hümayun tevcih fi 7 Rabiul-ahir sene 1298 (9 Mart 1881)

arz 144

Mumaileyhin vefatı mahlulünden kebir oğullarından Mehmet Fehmi Efendiye ba-hatt-ı hümayun tevcih olunmuştur fi 12 Şaban sene 1331 (17 Temmuz 1913).

Arz 920           29/2596

Latin harfleri ile: Veli’nin istifası ile açılan bu cihet 17 İkinci Kanun 1341 (17 Ocak 1925) günü ve 154 sayılı musavvere H. Kamil’e Ali verilmiştir 166/58

Ali Efendiden altı ay mukaddema hepsi dolayısıyla (..) 13.11.1932 gün ve 309 sayılı musavvere ile H. Kamil işten el çektirilmiştir 133/58.

Asıl azil olunan Ali Hatip adlı Şahin (..) bulunan Ali Ülker olduğu mahalli müdde-i umumiliğin 20.04.1948 gün ve 1008 sayılı yazısından anlaşılmıştır. Asil hataya Ali Şahin halen vazife başında olduğu mahalli (..) 26.04.1948 tarih ve 13309/87 sayılı yazısından anlaşılmakla şerh verilmiştir 133/58.

Belge 3

Belge yer numarası: COA EV.d 10248

H. 1 Muharrem 1252 – 18 Cemaziyel-evvel 1264 (18 Nisan 1836- 18 Nisan 1848) tarih ve 10248 tarihli evkaf defterinde;

Cami-i şerif Hıdır Çelebi der karye-i Senirkent tabi Uluborlu

1255                           18

1256                           18

1257                           18

1258                           18

1259                           18

1260                           18

Toplam                       108

İmam ve Hatibe vazife 108 guruş

Belge 4

Belge yer numarası: COA EV.d 15150

Tarihi: 29 Zilhicce 1271 (12 Eylül 1855)

Senirkent karyesinde vaki cami-i şerif imamı İbrahim Halife ile rü’yet olunan muhasebesi

Nukud-ı neması

18

18

18

Toplam: 54

Mesarifat: 54

KAYNAKLAR

– Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi (COA): EV.d-15150

– Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi (VGM): 148-254-2024, 148-82-654).

– Vakıflar Genel Müdürlüğü Sanat ve Yapı İşleri Daire Başkanlığı Arşivi

– Duymaz, Abdullah Şevki (Mayıs 2009), “Hıdır Çelebi (Pazar) Camii”, SDÜ Fen-Edebiyat Fak. Sosyal Bilimler Dergisi, (19), Mayıs 2009

  Hakeri, Mehmet ”Senirkent İlçe Müftülüğüne Bağlı Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine Ait Camiler 1999” başlıklı daktilo edilmiş yazıdan yararlanılmıştır.

– Isparta Kültür Envanteri (2010): www.ispartakulturturizm.gov.tr. /kultur-envateri 22.10.2015

NOT: Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. 

Dr. İbrahim KARAER

e-mail: [email protected]

 

Yorum bulunmamaktadır.
Konu: HIDIR ÇELEBİ (PAZAR) CAMİSİ İLE İLGİLİ BELGELER

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.