Dr. İbrahim KARAER

Bu yazımızda, Isparta ili Senirkent ilçesinin en gelişmiş köylerinden biri olan Gençali köyünün tarihi, nüfus gelişimi, sosyal ve ekonomik durumunu değerlendireceğiz.

Gençali Köyünün Konumu

Isparta ili Senirkent ilçesine bağlı Gençali köyü; doğuda Yalvaç ilçesi, batıda Büyükkabaca kasabası, kuzeyde Afyon ili, güneyde Hoyran Gölü ile sınırdır. Gençali köyü, Senirkent–Yalvaç kara yolu üze­rinde olup, il merkezine 94 km. Senirkent ilçe merkezine 23 km. mesafededir.

İlk Çağlarda Gençali Köyü

Gençali köyünün bulunduğu yerde ve çevresinde ilk çağlardan itibaren yerleşim yerlerine rastlanmaktadır. Gençali köyü sınırları içinde Gençali I ve Gençali II höyükleri, Çeştepe I ve Çeştepe II tümülüsleri ile yeri kesin olarak tespit edilemeyen Narazitene adlı bir antik kent vardır. Eski adı Bozdurmuş / Genceli olan ve üç defa yer değiştiren köy, Hoyran Gölü’nün kıyısında doğal bir tepenin üzerinde bulunan Gençali II Höyüğü üzerinde bulunmaktadır.

Gençali I (Göl Kıyısı) Höyüğü

Höyük kelimesi, Türkçe sözlükte; “kazılınca çoğu kez altından eski yapı kalıntıları ve eski eserler çıkan yayvanca toprak tepe” olarak tarif edilmiştir. Gençali I (Göl Kıyısı) Höyüğü, Gençali köyünün üç kilometre güneybatısında, Hoyran Gölü’nün hemen kıyı­sındaki Domuz Tepe’nin üzerindedir. Bu höyük yüzeyinde Prof. Dr. Mehmet Özsait tarafından yapılan araştırmalarda, önceden bilinen İT2 (İlk Tunç Çağı ikinci safhası M.Ö.2600-2400) ve İT3 (İlk Tunç Çağı üçüncü safhası M.Ö.2400-1950) yerleşmelerinden başka İT1 (İlk Tunç Çağı birinci safhası 3300/3000-2400) yerleşmesine ait keramikler bulunmuştur. Arkeolog Kemal Turfan’a göre “1950-1951 kışında göl sularının yükselmesi ve dalgaların vurması sonucu höyüğün gölden tarafı oyulmuş, Frigya, Hitit ve Eski Bronz çağına ait çanak çömlek parçaları meydana çıkmıştır. Burada göl sularının altında kalmış bir neolitik çağ göl beldesinin mevcut olabileceği akla gelmektedir” (Turfan, 1992: 487-488). Bilindiği gibi, Neolitik Çağ (Cilalı Taş Devri), insanoğlunun dünyayı tanıyarak doğaya hükmetmesinin başlangıç dönemidir.

Isparta Kültür Envanterinde Gençali I (Göl Kıyısı) Höyüğü ile ilgili “Gençali Höyük” başlığı altında şu bilgiler verilmiştir: “Gençali köyünün iki kilometre güneyinde Hoyran Gölünün kenarında, balıkçı barınaklarının 500 metre doğusunda yer alır. Tepe mevkiindeki bu höyük 150×100 metre boyutla­rında ve 6-7 metre yüksekliktedir. Eski Tunç Çağı keramik örnekleri veren höyüğün doğu kısmını zamanla göl suları aşındırmıştır. Üzerinde birkaç balıkçı barınağı bulunan bu höyük, doğal bir yükselti üzerindedir. Oldukça geniş bir alana yayılan höyüğün etrafını bazen su bastığı için bataklık olmaktadır. Höyüğün göl kenarındaki kısımla­rında birkaç balıkçı barınağı mevcuttur. Gençali I (Göl Kıyısı) Höyüğü, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22.05.1990 gün ve 760 sayılı kararıyla I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir” (Isparta, 2010: 10).

Gençali II (Köy İçi) Höyüğü

Gençali köyü, Gençali II (Köy İçi) Höyüğü üzerinde bulunmaktadır. Prof. Dr. Mehmet Özsait tarafından köyün bazı bahçelerinde bulunan ilk tunç çağına ait az sayıdaki keramikler; kahverengi hamurlu, ince taşcıklı, bitki katkılı, iyi pişmiş, iç ve dış yüzeyi çoğunlukla kırmızı ve kahverengi boya astarlı ve açkılıdır (Özsait, 1990: 383).

Gençali / Çeştepe Tümülüsleri 1-2

Senirkent ilçesi sınırları dahilinde Yassıören köyü Delipınar mevkiinde beş adet, Gençali köyünde iki adet olmak üzere toplam yedi adet tümülüs mevcuttur. Tümülüs kelimesi, “bir mezarın üstünü örten büyük toprak ve taş yığını olarak” tarif edilmiştir. Tümülüs, mezar odasının üzerine konik bir toprak tepe yığılarak meydana getirilir. Mezar sahibinin önemine göre, yüksek veya alçak olabilir (Meydan Larousse, c.12: 36). Gençali köyündeki Çeştepe I ve II Tümülüsleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Kültür Portalında yer almış, ancak bunlar hakkında ayrıntılı bilgi verilmemiştir (Çeştepe, 2014). Isparta İli Kültür Envanterinde Gençali Çeştepe Tümülüsleri hakkında ayrıntılı bilgi mevcuttur. Bu tümülüsler, Gençali köyünün kuzeyinde, köye yaklaşık 500 metre uzaklıktadır. Köyden yüksek bir noktada olan tümülüsler, köyün her tarafından görülebilmektedir. Tümülüslerden birisi büyük, diğeri küçüktür.

I Nolu Tümülüs: Gençali Köyü’nün kuzeyinde, köye yaklaşık 500 metre uzaklıkta, Eğirdir Gölünün batısında yer alan I Nolu Tümülüs, yaklaşık 20 metre yükseklikte ve 30-35 metre çapındadır. Tümülüsün batısında kuru bir dere yatağı bulunmaktadır. Tümülüsün güney eteği ve tepe noktasında kaçak kazı çukurları mevcuttur. Bu tümülüsün açılmış olma ihtimali yüksektir.

II Nolu Tümülüs: Gençali Köyü’nün kuzeyinde, köye 500 metre uzaklıktaki I Nolu Tümülüsün yaklaşık 30 metre batısında II Nolu Tümülüs yer alır. Bu Tümülüs daha küçük ölçülerde olup, 5 metre yükseklikte ve 10-15 metre çapında ve yayvan olarak yapılmıştır. II Nolu Tümülüsün önceden yapılan kaçak kazılar neticesinde açıldığı ve mezar odasının kare biçiminde ve ardıç ağaçlarından yapılmış olduğu görülmüştür. Tümülüsün üzerinde kaçak kazı çukurları mevcuttur. Her iki tümülüsün de Frig tarzında olduğu düşünülmektedir. Bu Tümülüsler, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.06.2004 tarih ve 6358 sayılı kararıyla tescil edilmiştir (Isparta, 2010: 83).

Eski eser kaçakçıları 1971 yılında Gençali köyündeki Çeştepe tümülüsünde kazı yapmışlardır. Bu kazıdan haberdar olan Kültür Bakanlığında görevli Arkeolog Kemal Turfan, olay yerinde inceleme yapmış, gördüklerini “Senirkent’in Tarihçesi” adlı tebliğinde şöyle anlatmıştır: “Hoyran Gölünün kuzeybatı kenarındaki Gençali Köyünün doğu­sunda Çeştepe adı verilen iki Tümülüs mevcuttur. Gençali köyündeki Tümülüslerden birinin eski eser kaçakçıları tarafından açıldığını haber alınca, Senirkent’te izinli bulunduğum sırada, 3 Haziran 1971’de olay yerine gittim. Bu kaçak kazı sonucunda, muntazam iri kesme taş blokları ile yapılmış aradaki bir kapı ile birbirine bağlı iki mezar odası ortaya çıkmıştır. Kaçakçılar, mezar odasını örten uzun kesme taşlardan köşeye gelen birini kırarak odaya girmişlerdir. Biz de aynı delikten içeriye indik ve şunları gördük. Taban kurumaya yüz tutmuş çamurla kaplı idi. Bu odadan ikinci bir odaya açılan kapının hemen önünde, tavanda ortalama 0.55 m. çapında gelişigüzel açılmış bir delik vardı. Deliğin altına gelen tabanda yukarıdan dökülen toprak yığını dikkati çekiyordu. Vaktiyle tümülüsü soyanlar, tepeden kuyu kazar gibi dikine açtıkları delikten inerek içeride bulunan­ları almışlar, sonra yağmur suları ile bu delikten içeriye akan çamur taba­na yayılmış, taş ve çakıllar da bir yığıntı oluşturmuştu. Zamanla yukarı­dan inen toprağın içindeki iri taşlar kilitlenerek deliği tıkamıştır. Bu defa tümülüse, tavanı kırarak giren kaçakçılar, tabandaki çamur ve toprak yığı­nından başka bir şey görememişlerdir. Bizim girdiğimiz oda mezar odası­dır. Bir kapı ile geçilen ikinci oda ise ölünün yanına konulan eşya odası­dır. Bu ikinci odanın dışa açılan bir kapı ve bunun dışında kurban kesilen taş döşemeli bir zeminin bulunması gerekir. Büyük bir özenle yapılmış ve itibarlı, varlıklı kimselere ait olması gereken bu yığma mezarların yakınında bir şehir harabesinin bulunması dikkati çekmekte­dir” (Turfan, 1996: 31-32).

Bozdurmuş Kalıntıları

Bozdurmuş kalıntıları, Gençali köyüne bağlı Bozdurmuş mahallesinde bulunmaktadır. Bozdurmuş Mahallesi, Eğirdir Gölünün batısında, Gençali köyünün kuzeybatısında, köye kuş uçuşu yaklaşık 5,5 km uzaklık­tadır. Şuhut-Afyon yol ayrımından yaklaşık 5 km sonra sağa ayrılan 1,5 kilometrelik stabilize bir yola girilerek buraya ulaşılabilir. Bozdurmuş mahallesi, Kümbet Tepe ile Kuzey Tepe arasında kalan vadi içinde yer alır. Kuzey Tepenin güney eteği üzerinde bol miktarda kayaya oyul­muş dromoslu mezar odası bulunmaktadır. Küçük olan dromos kısmından iki merdivenle inilen çukurun içinde oyulmuş kare biçimli kapılar ile girilen mezar odalarının tavanları tonozlu veya kırma çatılıdır. Mezar odalarının büyük bir kısmı soyulmuştur. Güney Tepe üzerindeki birkaç ağıl ve köy evinin arasında bol miktarda mimari blok ve iki adet üçgen alınlıklı mezar steli vardır. Steller­den birisi üzerinde cepheden dört insan tasviri, diğerinde ise cepheden üç büst yer alır. Eğimli bir araziye oturan köy evlerinin oturduğu kısımlardaki teraslarda bolca antik malzeme görülebilmektedir. Mahallenin güney eteği ile karşıdaki Kümbet Tepenin kuzey eteklerindeki ana kayaya oyulmuş Roma dönemi mezar odaları bulunmaktadır. Mevcut mezar odaları tamamıyla açılmış ve toprağı boşal­tılmış durumdadır. Burası büyük bir yerleşimden çok, nekropol izlenimi vermektedir. Bozdurmuş kalıntıları­nın bulunduğu yerde yoğun bir kaçak kazı mevcut olup, her türlü tahribata açıktır. Kuzey Tepedeki mezarlık alanı tamamıyla tahribat altındadır. Bozdurmuş kalıntıları, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.06.2004 tarih ve 6358 sayılı kararıyla tescil edilmiştir (Isparta Kültür Envanteri, 2010: 95). 

Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 17.11.2014 tarihinde Bozdurmuş Kalıntıları, Çeştepe I ve II Numaralı Tümülüslerle ilgili koruma alanı sınırlarının sayısallaştırılarak güncelleştirilmesini kararlaştırmıştır. Bu karar sureti aşağıdadır:

Toplantı Tarihi ve Numarası: 17.11.2014/95

Karar Tarihi ve Numarası: 17.11. 2014/3146

Isparta ili Senirkent ilçesi Gençali köyü, Bozdurmuş Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 29.06.2004 tarih ve 6358 sayılı kararı ile tescil edilerek sınırları uygun bulunan Bozdurmuş Kalıntıları I. Derece Arkeolojik Sit Alanı ile Çeştepe Mevkii I ve II Nolu Tümülüs koruma alanı sınırlarının sayısallaştırılarak güncellemesine ilişkin Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Uzmanınca hazırlanan 13.11.2014 tarihli rapor okundu ve dosyası incelendi, yapılan görüşmeler sonucunda;

Isparta ili Senirkent ilçesi Gençali köyü, Bozdurmuş Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 29.06.2004 tarih ve 6358 sayılı kararı ile tescil edilerek sınırları uygun bulunan Bozdurmuş Kalıntıları I. Derece Arkeolojik Sit Alanı ile Çeştepe Mevkii I ve II Nolu Tümülüs koruma alanı sınırlarının, bu alanlarda yapılacak her türlü uygulamaların hassas ve doğru olarak yürütülebilmesi amacıyla sayısallaştırılarak güncellendiği kararımız eki 1/25.000 ölçekli haritanın uygun bulunduğuna (olumlu),

Arkeolojik sit alanlarında Koruma Yüksek Kurulu İlke Kararları, korunma alanlarında ise 2863 sayılı yasanın 8. Maddesinin geçerli olduğuna karar verildi.

Gençali köyünde araştırma yapan David French, Polat Dede Türbesinde, Ali Aslan’ın ahırında, Osmanoğlu Osman’ın evinde, cami bahçesinde ve köy mezarlığında sekiz tane mil taşı tespit etmiştir (French, 1988: 152-153). Günümüzde Polat Dedeye ait mezarın başucunda dikili olan taş da, Roma dönemine ait mil taşıdır.

Gençali Köyündeki Narazitene Antik Kenti

Narazitene antik kenti hakkında elimizde ayrıntılı bilgi yok. Bilge Umar, Narazitene’yi “Eğirdir Gölü batı yakınında Gençali köyünde bulu­nan yazıtlarda halk adı olarak Narazitenos sözcüğünün geçmesinden, o yörede varlığı öğrenilen ancak yeri tam tespit edilemeyen ilkçağ köyü veya kasabası” olarak tanımlamıştır (Umar, 1999: 597). Kemal Turfan, Gençali köyündeki Tümülüslerin yanında bir şehir harabesinin bulunduğundan söz etmiş (Turfan, 1996: 32); ancak bu şehrin adı ve mahiyeti hakkında ayrıntılı bilgi vermemiştir.

Gençali Köyünün Adı

XV. ve XVI. Yüzyıl Osmanlı belgelerinde Gençali köyünün adı, “Bozdurmuş” olarak geçmektedir (438 Numaralı, 1993: 62). XVIII. Yüzyıl belgelerinde “Genceli” ismi kullanılmaya başlanmıştır. Bu isim değişikliğinin sebebi hakkında elimizde herhangi bir bilgi mevcut değil. 1936 yılında yayımlanan “Isparta İli Yer Adları” adlı kitapta; Gençali köyünün adı, Genceli olarak geçmektedir. Yalvaç kazası Hoyran nahiyesine bağlı olan Genceli köyünde bir Türk oymağı veya bölüntüsünün bulunduğu belirtilmiştir (Aksu, 1936: 17). Hatırladığım kadarıyla bu köy, 1960’lı yıllarda  “Genceli” olarak adlandırılırdı. Genceli adının, hangi tarihte Gençali olarak değiştirildiğine dair herhangi bir bilgiye ulaşamadık.

Azerbaycan’da “Gence” adını taşıyan bir yer olduğu gibi, Diyarbakır Çermik ilçesine bağlı “Genceli” ile Aydın ili Kuyucak ilçesine bağlı “Gencelli” köyleri vardır. Ayrıca Türkiye’de “Gençali” adını taşıyan toplam 9 köy mevcuttur. Bu köyler; Afyon Dinar, Ağrı Patnos, Ankara Ayaş ve Polatlı, Bartın Merkez, Burdur Yeşilova, Isparta Senirkent, Mersin Mut, Sivas Kangal ilçelerine bağlıdır (Gençali, 15.12.2013). Senirkent ilçesine bağlı Gençali köyü ile yukarıda isimlerini saydığımız köyler arasında herhangi bir tarihi bağın olup olmadığını bilmiyoruz. Ankara ili Ayaş ilçesine bağlı Gençali köyü/mahallesi tarihi ile ilgili bir yazıda; “köyün adının esas olarak Gençali değil de, Gencelli yani gencin çok olduğu anlamında telaffuzunun yaygın olduğu” belirtilmiştir (Gencali, 14.07.2016).

Gençali Köyünün Kuruluşu

Gençali köyü ve çevresindeki yerleşmelerin tarihi milattan önce 3000’lere kadar uzanır. Senirkent ovası, ilk defa 1074 yılında bir anlaşma ile Türk hakimiyetine girmiş; ancak 1120 yılında tekrar Bizans’ın eline geçmiştir. Uluborlu ve çevresi 1182 yılında kesin ve kalıcı olarak Türk egemenliğine girmiştir. Gençali köyünün Türkler tarafından hangi tarihte kurulduğuna dair elimizde herhangi bir bilgi ve belge mevcut değil. Ancak, 1182 yılındaki fetihten sonra Bozdurmuş mevkiinde bir Türk yerleşmesinin kurulduğunu ve bu yerleşmenin daha sonra Koyungözü Baba Zaviyesi etrafına taşındığını ve Genceli / Gençali adını aldığını düşünüyoruz.

Halk arasında yaygın olan rivayete göre Gençali, Garip ve Büyükkabaca köyleri üç kardeş tarafından kurulmuştur. Bu rivayete göre; kardeşlerden garip olanı Garip köyünü, kaba saba olan büyük kardeşin Büyükkabaca’yı, en genç olanın da Gençali köyünü kurmuştur (Şahin, 2014). Büyükkabaca, Küçükkabaca ve Gençali köylerinin üç kardeş tarafından kurulduğuna dair Büyükkabacalı Zehra neneden 55-60 yıl önce dinlediğim başka bir rivayet daha vardır. Bu rivayetler; Büyükkabaca, Küçükkabaca, Garip ve Gençali köylerinin aynı tarihlerde kurulmuş olduğuna işaret etmektedir. Biz, Uluborlu ve Senirkent ovasının kesin ve kalıcı olarak Türklerin eline geçtiği 1182 tarihinden itibaren bu toprakların süratle Türklerin yerleşimine açıldığını; Gençali köyünün de, 1182 tarihinde veya bu tarihten kısa bir süre sonra kurulduğunu düşünüyoruz. Internet ortamında Gençali köyü ile ilgili bilgilerin yer aldığı bir yazıda, köyün 1214 tarihinde kurulduğu belirtilmiştir (Gençali Köyü, 15.12.2013). Bu bilgi, bizim görüşümüzü doğrular niteliktedir.

Bir başka görüşe göre; “Orta Asya’da, Çin ve Moğolların baskısından bunalan Türk Oğuz aşiretleri, Anadolu’ya göç ederken hudutlarda bekletiliyor, Anadolu’nun çeşitli yerlerine iskana gönderiliyorlardı. Azerbaycan’ın “Gence” şehrinde bekletilen aşiretler de buradan Anadolu’nun muhtelif yerlerine dağıtılıyorlardı. Bu dağıtılan aşiretlere “Gencelliler”, yani o günkü kelime anlamıyla “yeni gelenler” denmiştir ki, bugün Türkiye’nin 116 yerinde Gence, Genceli, Gencelli, Genç veya Gençali gibi isimleri taşıyan yerleşim merkezi (kasaba ve köy) bulunmaktadır. Bunlar hep bu bölgeden gelen topluluklardır. Gençali köyü de, böyle kurulmuştur (Yıldırım; 2003: 51-52). Tarihte “Gençli, Genceli” adıyla anılan bir Türk boyunun mevcut olduğu bilinmektedir. Cevdet Türkay, Gencli, Genceli (Gencli, Gencelü) cemaatinin Türkman taifesinden olduğunu; Kocaeli, Karahisar-ı Şarki Sancakları, Gemlik Kazası ve Hüdavendigar Sancağında yerleşmiş olduklarını belirtmiştir (Türkay, 1979: 371). Gençali köyünü kuranların veya bu köye daha sonra gelip yerleşenlerin Genceli boyuna / oymağına mensup olma ihtimallerini de dikkate almak gerekir.

Yukarıda verdiğimiz bilgiler “Genceli / Gençali” köyünün kuruluşunu açıklamakta yetersizdir. Çünkü Gençali köyü, XV. ve XVI. Yüzyıl defterlerinde “Bozdurmuş köyü” olarak geçmekte ve bugün Afyon Isparta il sınırındaki Bozdurmuş Beli mevkiinde bulunmakta idi. Koyungözü Baba Zaviyesi ile ilgili XVIII. yüzyılın son çeyreğine ait belgelerde köyün adı Genceli olarak geçmektedir. Bozdurmuş köyünden bir kısım halkın, Koyungözü Baba Zaviyesi yakınına taşındıktan sonra burası “Genceli” olarak adlandırılmış olabilir. Veya XVIII. Yüzyıl sonlarında Koyungözü Baba Zaviyesi yakınına Genceli boyundan insanların gelip yerleşmesiyle burası “Genceli” olarak adlandırılmış olabilir. Birinci ihtimal daha kuvvetli görünüyor.

Gençali Köyü Tarihi

XV. ve XVI. Yüzyıl Osmanlı belgelerinde Gençali köyünün bulunduğu yere en yakın yerleşim yeri “Bozdurmuş” olarak geçmektedir. Bozdurmuş köyü, Isparta ile Afyon il sınırında bulunan Bozdurmuş Belinin, Hoyran kısmına bakan kısmında bulunmakta idi. Bugün, burada Bozdurmuş köyüne ait ören yeri mevcuttur (Karacan, 2012: 56). Bozdurmuş köyü ile ilgili en eski bilgileri XV. ve XVI. yüzyıla ait tapu tahrir ve evkaf defterlerinden öğreniyoruz. Bu defterlerde geçen “köhne defter” tabirinden, köyün daha önceden kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Uluborlu kazasında 1478 tarihinde “Karye-i Uzunca Bel” diye geçen yer, daha sonraki kayıtlarda “Bozdurmuş” adıyla geçmektedir. Bu belin güvenliğini sağlamakla görevlendirilmiş olan “Bozdurmuş” adlı kişiden dolayı buraya “Bozdurmuş” adı verilmiş ve burada oluşan köy de “Bozdurmuş” adı ile anılmıştır. 1523 tarihli defterde “Bozdurmuş köyü” hakkındaki kayıt şöyledir: “Karye-i mezbure “Bozdurmuş Beli” demekle maruf belde olup mahuf-ı mevzi ve kamarnas(?) olup hıfz ve hıraseti lazım olup evvelden dahi avarızdan muafiyetle derbendi hıfz ederlermiş. Göresin vakıa mahuf derbend ise girü avarızdan muafiyetle kayd idesin varup hıfz ve hırasetinde olalar deyu hükm-i hümayunda varid olmağın teftiş olunup fi’l-vaki mahuf idüğü zahir olduğu sebebden derbendci kayd olundular ki daim derbendi hıfz idüb avarızdan muaf olalar deyu deftere kayıt olundu” (Karaca, 2012: 286-287).

Kadir Karacan, 1478 tarihli defterde Bozdurmuş köyünün “Ortaluca Beli” olarak yazıldığını; 1530 tarihli 438 numaralı defterde 6 hane, 11 nefer olarak yazılan köyde, 3 de sipahizadenin yazılmış olduğunu belirtmiştir (Karacan, 2012: 55). Karacan, Bozdurmuş köyü ile ilgili olarak Zeki Arıkan’ın kitabından şu bilgileri aktarmıştır: “Hamideli ile Germiyan aralığında harami durağı bel imiş. Öşür ve haraç vermeyüp muhafazat ederlermiş.

Boz Turmuş veledi Mustafa

Tursun veledi

Musa veledi

Saruhan veledi

Peltek Mehdi

Hamza veledi Elyas

Seydi Karaman

Ahmet Paşa dame Uluvvehu Beylerbeyi iken mezkur Turmuş eline mektup vermiş kim mezkur Turmuş zikrolan belde oturup Yayla Ovacık’tan Kirazlu’ya ve Kirazlu’dan Alacalar kuyusuna ve keklik kayasına ve kızılkesti yurduna ve kızılca kütüğe ve Resul derbendine ve eğrice savada varınca haramiden görüb gözetüb Müslümanlar emniyetle geçüb padişahımız hazretlerine hayırlı dualar oluna. Mezkur Turmuş dahi zikr olan beli cemi hududuyla görüb gözetüb kimesneye yazılı olmayan evlerden evler bulup getirib ol beli şenledüb cemi avarız ve tekalifi divaniyeden emin olalar deyü sene seba ve sebinde mektup vermiş ve Uluborlu halkından cemaati kesire şehadet eylediler. Mezkur Turmuş ol yerde oturmazdan öndin çok fesad olurdu. Şimdi Müslümanlar refahatle geçerler. Ol belde ol köy oturmak labüd deyü köhne defterde dahi mezkur Turmuş zikrolunan bele yazıldığı padişahımız hullidet hilafetehu İshak Paşa hazeratı beylerbeyi iken hükmü hümayun sadaka edüb İshak Paşa hazeratı dahi mektup gönderüb ol sebepten deftere sept olunmuş.” (Karacan, 2012: 55-56).

Daha sonraki yüzyıllarda Bozdurmuş köyü ile ilgili herhangi bir belgeyle karşılaşmadık. Evasıt-ı Cemaziyel-evvel 1195 (9 Mayıs 1781) tarihli Koyungözü Baba Mezraası Vakfına mezraadar atanması ile ilgili bir belgede; “Hamid sancağında medine-i Uluborlu kazasına tabi Genceli karyesinde Koyungözü mezra’ası demekle maruf vakf-ı mezra’anın…” şeklinde ilk defa bu köyün adı “Genceli” olarak geçmektedir (COA C.EV-190-9460-1). Osmanlı Arşivinde XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren Genceli köyü ile ilgili daha çok belge bulunmaktadır. İstanbul’da ikamet eden Koyungözü Baba mezraadarı Seyyid Şeyh Abdullah’ın mezra ile ilgili 1799 tarihli şikâyet belgesinde; “Uluborlu kazasına tabi Genceli karyesinde vaki Koyungözü mezrası” ifadesi geçmektedir (COA C.EV-523-26410). 1815 tarihli tımar tevcihatını gösteren başka bir belge de; “balıkağu der hududu karye-i derbend Gençlisi olarak geçen yerin Genceli köyü olduğu anlaşılmaktadır (Karacan, 2012: 64). Ayrıca 1848 tarihli defterde; “Zaviye ve mezra-ı Koyungözü der karye-i Gence” diye kayıt düşülmüştür. Bu zaviye ve mezranın geliri 8.053 kuruştur. Bu zaviye ve mezra ile ilgili daha sonraları da bilgi bulunmakta ve bu zaviyenin Gencelü köyünden arpa, buğday, burçak ve üzümden elde edilen 3.382 kuruşluk geliri olduğu görülmektedir” (Karaca, 2012: 130). H.1252 (M.1836) tarihinde “Uluborlu’nun Genceli köyünde Yalvaç Kazası Ayanı Hüseyin Ağanın yaptırdığı Caminin Hitabetinin Coşdanoğlu Hasan Efendiye” tevcihi (Belge-1 COA HAT-1600-6); H.1276 (M.1860) tarihli belge ise, “Uluborlu kazasının Genceli köyündeki Koyungözü Mezraası Vakfı’nın yarım hisse mezradarlığının Abdullah b. Mehmet Fevzullah’a tevcihi hakkındadır (COA A.DVN-153-100); Koyungözü Baba Tekkesinin şeyhleri ve tekke merkezi (idaresi) 1800’lerden sonra İstanbul’a taşınmış ve bu araziden elde edilen gelirler İstanbul’a gönderilmiştir (Karaer, 29.01.2023). Bu durum Cumhuriyet’e kadar devam etmiş, 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra bu araziler hazine arazisi olmuştur. Gençali köyündeki tekkeye ait araziler, bu arazileri işleyen köylülere verilmiştir. Büyükkabaca sınırları içerisinde kalan arazilerin bir kısmı köylülere verilmiş, bir kısmı da mübadele ile gelen göçmenlere dağıtılmıştır (Karacan, 2012: 27).

Özsait, Gençali köyünün 7 km kuzey-batısında bulunan Bozdurmuş’u Eski Gençali olarak adlandırmıştır (Özsait, 28.04.2014). Günümüzde eski köyün bulunduğu yere “Bozdurmuş” denilmektedir. Son zamanlara kadar hayvancılık yapan ailelerin yaşadığı bu mahalle günümüzde terk edilmiştir. İlk defa “Bozdurmuş” adı verilen yerde kurulan Gençali köyü, daha sonra Hoyran Gölü kenarına, 1956 yılında da bugünkü bulunduğu yere taşınmıştır (Uz, Ocak 1975: 6-7).

Bozdurmuş köyü, XVI. yüzyılda küçük bir köydür. Bu köyde, 1523 tarihinde 6 hanede 11 nefer, 1568 tarihinde 13 hanede 22 neferin yaşadığı görülmektedir (Karaca, 2012: 318). 29 Zilhicce 1261 (29 Aralık 1845) tarihli Hoyran Kazası Temettuat Defterine göre; Gençali köyü 62 haneli, yaklaşık 310 nüfusa sahip orta büyüklükte bir köydür (COA ML.VRD.TMT.d10053). Böcüzade Süleyman Sami, 1910’lu yıllarda Gençali köyündeki sağlık şartlarının elverişsiz olduğunu belirtmiştir. Böcüzade’ye göre; gölün çok defa köy içine kadar taşmasından dolayı civarı bataklık yaptığından havası çok kötüdür. Sağlıklı insan sayısı çok azdır. Köy halkı, köyü daha yüksek bir yere taşımak için girişimde bulunmuşlar, ancak başarılı olamamışlardır (Böcüzade, 2012: 81).

1922 yılında Isparta’da Sağlık Müdürü olarak görev yapan Besim Zühtü, bu yıllarda Gençali köyü hakkında şu tespitlerde bulunmuştur: “Yalvaç kazasının Hoyran nahiyesine bağlı ve Hoyran gölü kenarında bulunan Gençali köyünde bulunan bataklıktan ve suyundan dolayı köy halkı telef olmuş, bir zamanların büyük ve güzel köyü harabe haline gel­miştir. Adı geçen köyü kuşatan bu felaket sekiz on sene evvel işitilmiş ve eski Vali Hüsnü Beyin zamanında bir mühendis gözetiminde inceleme yapılmış ise de sonuç alınamamıştır. Vaktiyle önemli ve büyükçe bir köy olan Gençali, bu bataklıktan kaynaklanan tahribat sebebiyle 60 haneye ve 200 nüfusa düşmüştür. Söz konusu köyde kalan nüfusu kurtarmak gerek­mektedir. Bu köy arazisinin yaklaşık yirmi sekiz bin dönüm olmakla birlikte yetiştirilen ürünün olağanüstü denilebilecek derecede olduğu ve köyün Kaya mevkiine veya başka bir yere nakledilmesi halinde araziden istifade keyfiyeti artırılacak ve halkın sağlığı kurtarılmış olacaktır” (Besim Zühtü, 1922: 39-40).

Gençali köyünün idari yönden Uluborlu, Hoyran ve Yalvaç kazalarına bağlandığı görülüyor. Gençali köyü, Yalvaç kazası Hoyran nahiyesine bağlı bir köy iken, 17 Aralık 1943 tarihinde Uluborlu kazasının Senirkent nahiyesine; 16 Haziran 1952 tarihinde Senirkent nahiyesinin ilçe merkezi olmasıyla Senirkent ilçe merkezine bağlanmıştır. İçişleri Bakanı Hilmi Uran imzası ile Başbakanlığa yazılan 14.12.1943 tarihli “Gençali köyünün Senirkent nahiyesine bağlanması” ile ilgili yazının gerekçesinde:

1- Hoyran gölü kenarında bir yarım ada üzerinde kurulmuş olan Gençali köyünün, içme ve kullanma suyundan yoksun, havası bozuk, sazlık ve bataklık ortamında bulunmasından dolayı köyde sıtmanın yaygın olduğu,

2- Köy halkının sağlık durumunu düzeltmek amacıyla köyün eski Gençali mevkiine taşınması teklifi ile ilgili çalışmanın devam ettiği,

3- Gençali köyünün kendisine daha yakın olan ve ekonomik bakımdan da ilişkili olduğu Uluborlu kazasının Senirkent nahiyesine bağlanmasının uygun görüldüğü belirtilmiştir. Bu gerekçeye istinaden 17 Aralık 1943 tarihinde kabul edilen üçlü kararname ile Gençali köyü, Senirkent’e bağlanmıştır. Kararname örneği aşağıdadır (CCA 030.11.1-164-28-2).

T.C.

Dâhiliye Vekâleti

Birinci Madde – Isparta vilayetinin Yalvaç kazasına bağlı Gençali köyü Yalvaç kazasından alınarak aynı vilayetin Uluborlu kazasının Senirkent nahiyesine bağlanmıştır.

İkinci Madde – Bu kararname hükümlerini yerine getirmeğe Dâhiliye Vekili mezundur. 17 Kânun 1943

Reisicumhur İsmet İnönü

Başvekil                      Dâhiliye Vekili

Şükrü Saraçoğlu         Hilmi Uran

Gençali köyünde, 1955 yılında göl sularının taşması sonucu büyük bir felaket yaşanmış; köyün büyük bir kısmı devlet yardımıyla inşa edilen yeni yerleşim yerine taşınmış, bir kısmı Aşağı Gençali’de kalmıştır. Köyün taşınması sırasında, 6 Mayıs 1955 tarih / 4-5078 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Gençali köyünden 81 aileye kereste yardımı yapılmıştır (CCA 139-43-18/46-8). Bu yardımla ilgili Bakanlar Kurulu Kararı aşağıdadır:

T.C. Başvekalet Kanunlar ve Kararlar

Tetkik Dairesi Karar sayısı: 4/5078 

Hoyran Gölünün tehdidine maruz bulunması sebebiyle yeri değiştirilecek olan Senirkent kazasının Gençali köyünden muhtaç durumda bulundukları anlaşılan ilişik listede adları yazılı 81 aileye inşa edecekleri evler için devlet ormanlarından adları hizalarında gösterilen miktarda, cem’an 648 metreküp tomruk veya muadili 389 metreküp kereste verilmesi; Ziraat Vekaletinin 13.04.1955 tarihli ve 4894-26/1924 sayılı yazısı üzerine, 3116 sayılı kanunun 5653 sayılı kanunla muaddel 17. maddesine göre, İcra Vekilleri Heyetince 06.05.1955 tarihinde kararlaştırılmıştır.

                                                                                                        Reisicumhur

                                                                                                             Celal Bayar

Bakanlar Kurulu üyelerinin imzaları

Gençali köyünden 1971 yılında 50 kişi Almanya’ya gitmiş, bu tarihten sonra köyün kaderi değişmiştir. Gençali köyü Cumhuriyet’in 50. Yılında örnek köy (Uz, Ocak 1975: 6-7); 1983 yılında da 83/7493 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Garip köyü ile birlikte merkez köy seçilmiştir.

Gençali Köyünde Etnik ve Sosyal yapı

Bozdurmuş (eski Gençali) köyünde 1523 tarihinde 1 nim çift, 5 nim çift, 2 mücerred ve 3 muaf olmak üzere toplam 11 nefer; 1568 tarihinde 1 nim çift, 3 çift, 6 mücerred, 9 bennak ve 3 muaf olmak üzere toplam 22 nefer mevcuttur (Karaca, 2012: 186,191). Bu verilerden Bozdurmuş köyünün, XVI. yüzyılda 35-70 kişi civarında halkın yaşadığı küçük bir köy olduğu anlaşılıyor. Hoyran kazası 1845 tarihli temettuat defterine göre; Gençali köyü 62 haneli, tahmini 310 kişinin yaşadığı orta büyüklükte bir köydür. Hoyran Kazası Temettuat Defterinde Gençali köyündeki hane reislerinin en çok Muhammed / Mehmet ismini taşıdıkları görülmektedir. Hasan ve Mustafa isimleri ikinci ve üçüncü sırada yer almıştır. Gençali köyündeki hane reislerinin taşıdıkları isimlerin dökümü şöyledir: Mehmet Muhammed 11, Hasan 9, Mustafa 8, Hüseyin 6, Süleyman 6, Ali 4, İbrahim 3, İsmail 3, Ahmet 2, Halil 2, Musa 2, Abdullah, Cabir Mehmet, İbiş, İsa, Nebi ve Osman isimleri birer kez kullanılmıştır. Hane reisleri genel olarak baba isimleri ile birlikte tanımlanmıştır. Hane reislerini tanımlamada “kara”, “koca”, “köse”, “sarı”, “topal” gibi sıfatlar kullanılmıştır. Araboğlu, Ayanoğlu,  Baloğlu, Yörükoğlu lakapları dikkat çekmektedir. Hane reisleri hakkında verilen bilgilerde, başka ırk ve dine mensubiyeti ifade eden herhangi bir kayda rastlanmamıştır (COA ML.VRD.TMT.d10053). Aynı deftere göre Gençali köyündeki hane reislerinin meslek dağılımı şöyledir; 45 ziraatçı, 1 hatib, 1 tacir, 1 amele, 1 berber, 3 çoban ve 3 hizmetkar. Mesleği belirtilmeyen yedi hane reisinden birinin Karahisar kazasına nakil ettiği, birinin öldüğü, iki hane reisinin pederiyle birlikte yazıldığı, üç hane reisinin de sakat olduğu belirtilmiştir (COA ML.VRD.TMT.d10053). Yaklaşık 310 nüfusa sahip Gençali köyünde hane reisleri arasında “muallim” kaydına rastlanılmamıştır. XIX. yüzyılın ortalarında Senirkent ve köylerinde eğitimin çok ihmal edildiği görülmektedir.

Gençali Köyünde Nüfus Hareketleri

Tapu tahrir defterlerinde kayıtlı bilgiler esas alınarak Gençali (Bozdurmuş) köyünde, 1523 tarihinde 30-35 kişi; 1568 tarihinde ise, 71-72 kişinin yaşadığı hesaplanmıştır (Karaca, 2012: 186,191). Gençali köyü, 1845 yılında 62 haneli bir köy olup, bu tarihte köyde yaklaşık 310 kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Gençali köyünde 1920-1921 yıllarında 60 hanede 200, 1935’de 457, 1940’da, 370, 1945’de 439, 1950’de 481, 1955’de 618, 1960’da 703, 1965’de 877, 1970’de 929, 1975’de 1.080, 1980’de 1.103, 1985’de 1.175 kişiye ulaşan köy nüfusu; 1990’da 927’ye 2000’de 714’e düşmüştür. Bu tarihten itibaren köy nüfusu 700’ler civarında seyretmiş; 2007’de 791, 2010’da 770, 2015’de 774, 2020’de 772 ve 2021’de 764 olmuştur. Gençali köyünde 1935’den 1980’li yıllara kadar istikrarlı bir nüfus artışı görülmektedir. 1985 yılında 1.175 kişi ile zirve yapan köy nüfusu, bu tarihten itibaren düşmeye başlamıştır. 2021 yılı TÜİK verilerine göre Gençali köyü nüfus bakımından, Senirkent ilçesinin en büyük köyüdür. Köy nüfusu yaz ve kış mevsimlerinde farklılık göstermektedir.

Gençali Köyündeki Vakıflar

Senirkent ilçesindeki cami, mescit, zaviye ve türbelere ait yazılı belgesi olan en eski vakıf eseri; Gençali köyündeki Koyungözü Baba Zaviyesi Vakfıdır. Bu zaviye, bazı kayıtlarda “Koyungözlü Baba Zaviyesi” olarak da geçmektedir. Bu zaviyenin vakfiyesi H.701 (M.1301-1302) tarihli olup Isparta Halkevi Mecmuası Ün’ün Temmuz 1935 tarihli 16. sayısında yayımlanmıştır. Vakfiyenin aslının, mütevelli sülalesinden Uluborlulu Senirkent’te oturan dokuz yaşında Topalakçı oğlu Ali Rıza’nın annesi Satıa’nın elinde olduğu belirtilmiştir. Bu vakfiyeden anlaşıldığına göre; Ali Çelebi oğlu Hüsrev Çelebi adında bir kişi; güneyden Hoyran gölü, doğudan Taşkestik, kuzeyden Bozdurmuş dağı, batıdan Kırlangıç çayı ile çevrilen bir arazi parçasını bütün müştemilatıyla birlikte Koyungözü Baba’ya vakfetmek ve vakıf da sahih olabilmek üzere mülkiyet hakkını 112 kırmızı altın karşılığında Sultan Hamid’den (Hamidoğlu Beyliğinin kurucusu) satın almıştır. Koyungözü Baba Vakfını Uluborlu Kadısı Esseyid Muhammed ve dört kişi mühürleri ile tasdik etmiş; beş kişi de şahit gösterilmiştir (Erdem, Temmuz 1935: 224-225). Koyungözü Baba Zaviyesi ile ilgili günümüzde herhangi bir kalıntı mevcut değildir. Koyungözü Babanın günümüzde Gençali köyünde bulunan Polat Dede Türbesinde medfun olduğu görüşü yaygındır. Bu konuda daha geniş bilgi için www.edebiyatdefteri.com ve www.dtcfbirlik.com sayfalarında yayımlanan “Koyungözü Baba Zaviyesi Vakfı İle İlgili Belgeler” başlıklı yazıma bakılabilir.

Gençali Köyü Ekonomisi

Gençali Köyünde Tarımsal Üretim

XVI. Yüzyılda “Bozdurmuş” olarak anılan köyün 1523 tarihinde ödediği öşür ve vergiler; 3 müd buğday karşılığı 240 akçe, 2 müd arpa karşılığı 123 akçe, resm-i çift 147 akçe, resm-i mücerred 12 akçe, resm-i ganem 38 akçe ve bad-ı heva 20 akçe olmak üzere toplam 580 akçedir. Bozdurmuş köyünün 1568 tarihinde ödediği öşür ve vergiler ise şöyledir: 12 müd buğday karşılığı 960 akçe, 10 müd arpa karşılığı 600 akçe, bağ öşrü 50 akçe, afyon öşrü 430 akçe, kovan öşrü 60 akçe, destbani 50 akçe, bad-ı heva 55 akçe, resm-i çift, nim çift, bennak, mücerred 309 akçe ve resm-i zemin 20 akçe olmak üzere toplam 2.534 akçedir (Karaca, 2012: 315,317).

Gençali köyünün XVI. Yüzyılda ödediği vergilerden köyde arpa, buğday, afyon tarımı yapıldığı; bağcılık ve hayvancılıktan gelir elde edildiği anlaşılıyor. 1523 yılında alınan 38 akçe ganem (hayvan vergisi), Gençali köyünde 76 adet koyun/keçi yetiştirildiğini; 1568 yılında alınan 60 akçe kovan öşrü, köyde arıcılık yapıldığını gösteriyor.

Gençali köyü ekonomisi hakkında ayrıntılı bilgileri 1845 tarihli Hoyran Kazası Temettuat Defterinden öğreniyoruz. Bu defterde Gençali köyünün arazi varlığı, tarımsal üretim, hayvan varlığı, gelir kaynakları ve hane reislerinin gelir durumları hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir (BOA.ML.VRD.TMT.d10053). Hoyran Kazası 1845 tarihli Temettuat Defterinden Gençali köyünün 3.968 dönüm araziye sahip olduğu anlaşılıyor. Bu arazinin kullanılış durumu aşağıda gösterilmiştir:

Nadas Tarla                            2.395 Dönüm

Tahıl Tarlası                            1.490 Dönüm

Afyon Tarlası                              46 Dönüm

Bağ                                              37 Dönüm            

TOPLAM                               3.968 dönümdür.

Gençali köyünde arpa buğday ekilen arazi miktarı 1.490 dönüm, afyon tarlası 46 dönümdür. Köyde 37 dönüm bağ vardır. Hane başına düşen arazi miktarı 64 dönümdür. Gençali köyü hane başına düşen arazi miktarı bakımından Senirkent ilçesi köyleri arasında Garip köyünden sonra ikinci sırada yer almıştır. Gençali’deki hane reisleri 10 ile 112,5 dönüm arasında araziye sahiptir. Köydeki arazi varlığının haneler arasında dengeli bir şekilde dağıldığı görülmektedir. Köydeki 45 hanenin yarım ile 2 dönüm arasında afyon tarlası, 49 hanenin 1 evlek ile 2 dönüm arasında bağa sahip oldukları görülüyor. Pederi ile birlikte yazılan 2 hane reisi, Karahisar kazasına göçen 1 hane reisi, vefat eden bir hane reisi, 1 çoban ile sakat olduğu belirtilen toplam 8 hane reisinin emlake dair herhangi bir şeyi yoktur (BOA.ML.VRD.TMT.d10053).

Tanzimat döneminde hazırlanan temettuat defterlerinde kayıtlı a’şâr vergisinden, tahıl üretimi hakkında bilgi ediniyoruz. Defterlerde her hanenin ödediği arpa ve buğday öşrünün kile olarak miktarı ve bunun para olarak karşılığı belirtilmiştir. Hoyran Kazası Temettuat Defterinde Gençali köyünün a’şar ile ilgili kısmında buğdayın kilesi 7, arpanın kilesi 4 kuruştan hesaplanmıştır. 1845 tarihli Hoyran Kazası Temettuat defterine göre Gençali köyü 625 kile buğday karşılığı olarak 4.375 kuruş, 502 kile arpa karşılığı olarak da 2.008 kuruş a’şar vergisi ödemiştir. Gençali köyünde 43.750 kuruş değerinde 6.250 kile buğday, 20.080 kuruş değerinde 5.020 kile arpa olmak üzere 63.830 kuruş değerinde 11.270 kile tahıl üretilmiştir. Gençali köyü 1845 tarihinde tahıl üretiminde; Senirkent, Kabaca-i Kebir ve Yassıviran köylerinin ardından dördüncü sırada yer almıştır.

Gençali köyünde sulu tarıma geçilmesinden sonra meyve üretimi artmış; özellikle kayısı üretiminde önemli mesafe alınmıştır. 2017 yılında 5.000 ton olan kayısı üretimi, 2018 yılında 6.500 tona yükselmiştir. Gençali köyünde 8 Temmuz 2018 tarihinde düzenlenen Birinci Kayısı Festivalinde konuşan Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Gençali köyünde üretilen kayısıların Suriye, Mısır ve Rusya’ya ihraç edildiğini, yakın bir tarihte 20.000 tona çıkacak kayısı üretimi sayesinde bütün dünyanın Gençali ve Isparta’yı tanıyacağını söylemiştir (1. Kayısı Festivali: 08.07.2018).

Gençali Köyünde Hayvancılık

Hoyran Kazası 1845 tarihli Temettuat Defterinde Gençali köyündeki hayvan varlığı şöyledir: Et ve süt hayvanlarından 130 keçi, 80 oğlak; 1.041 koyun, 747 kuzu; 108 inek, 108 buzağı ve 42 düğe; 6 camuz ve 4 camus yavrusu; çiftçilikte ve yük taşımakta kullanılan 103 öküz, 57 tosun; 31 beygir, 19 kısrak, 16 tay; 95 merkep, 48 sıpa, 1 katır ve 2 katır sıpası mevcuttur. Gençali köyünde 130 keçi mevcut olup, hane başına 2 keçi düşmektedir. Köydeki 2 hanede 50’şer, 3 hanede de 10’ar keçi mevcuttur. Gençali köyünde 30 hanede 1.041 koyun mevcut olup hane başına 16,7 koyun düşmektedir. Köydeki 1 hanede 200, 2 hanede 100’ün üzerinde, 3 hanede de 50’nin üzerinde koyun mevcut olduğu görülüyor. Gençali köyünün koyun varlığı bakımından zengin olduğu söylenebilir.

Gençali köyünün büyük baş hayvan bakımından da zengin olduğu görülmektedir. Köyde 108 inek, 42 düğe bulunmaktadır. Hane başına 2,4 inek/düğe düşmektedir. Köydeki 53 hanenin inek sahibi olduğu görülüyor. Ayrıca 6 hanede camus bulunmaktadır. Gençali köyünün çiftçilikte ve taşımacılıkta kullanılan hayvanlar bakımından da zengin olduğu anlaşılmaktadır. Köydeki 46 hanede 103 öküz ve 57 tosun mevcut olup hane başına 2,6 öküz/tosun düşmektedir. Gençali köyü, hane başına düşen öküz/tosun sayısı bakımından Abdülcebbar ve Güreme köylerinden sonra üçüncü sırada yer almıştır.

Gençali köyündeki 38 hanede 31 beygir, 19 kısrak ve 16 tay mevcut olup, hane başına düşen beygir/kısrak sayısı 0,8’dir. Gençali köyü, beygir/kısrak sayısı bakımından Senirkent ve Büyükkabaca köylerinin ardından üçüncü sırada yer almıştır. Ayrıca 53 hanede 95 merkep ve 1 katır mevcuttur. Köyde hane başına 0,8 beygir ve kısrak; 1,5 merkep düşmektedir.

Gençali köyünün 1845 yılı gelirleri toplamı 128.004 kuruştur. Tahıl üretiminden 59.642 kuruş, ticaret ve benzeri faaliyetlerden 49.300 kuruş, afyon tarımından 8.150 kuruş, vergiye tabi hayvanlardan 8.173 kuruş, bağlardan 2.739 kuruş gelir elde edilmiştir. Tarımsal üretimin ekonomideki payı (tahıl, afyon ve bağ dahil) yüzde 55,1; hayvancılığın payı 6,3’dür. Ticaret ve benzeri faaliyetlerden elde edilen gelirin oranı yüzde 38,5’dur. Amele, berber, çoban, hizmetkar,  tacir mesleğine mensup toplam 7 esnaf ve sanatkar mesleki faaliyetlerinden 6.100 kuruş gelir elde etmişlerdir. Mesleki faaliyetlerden elde edilen gelirin, toplam gelire oranı yaklaşık 0,5’dir (COA ML.VRD.TMT.d10053).

1980 yılında Gençali köyünde; 1.436 sığır, 9.509 koyun, 520 keçi, 4.022 kanatlı hayvan, 5 at, 70 katır, 181 eşek bulunmakta idi (Karaer, 2011: 215-216).

Hoyran Gölü kenarındaki Gençali köyü halkı için uzun yıllar balıkçılık ve istakoz avcılığı önemli bir geçim kaynağı olmuştur. Son yıllarda su ürünlerinde yaşanan hastalıktan dolayı avlanma yasağı uygulanmış, gölden elde edilen gelir düşmüştür.

Gençali köyünde Eğitim

Gençali köyünde 1941 yılında açılan üç sınıflı ilkokul, 1954 yılında beş sınıflı ilkokul haline getirilmiştir (Tandoğan, 25 Kasım 1967). Gençali köyünde; 1967-1968 öğretim yılında 3 öğretmen, 128 öğrenci; 1996-1997 öğretim yılında 4 öğretmen, 84 öğrenci; 2007-2008 öğretim yılında 7 öğretmen, 119 öğrenci mevcut olduğu görülür. Gençali köyünde 1976-1977 öğretim yılında açılan ortaokul, öğrenci yetersizliği sebebiyle 1997 yılında Valilik onayı ile kapatılmıştır. 1997-1998 öğretim yılında kesintisiz sekiz yıllık eğitim sistemine geçilmesinden sonra Gençali İlköğretim Okulunda 1 adet anasınıfı ve birden sekize kadar bütün sınıflar açılmış ve tam gün eğitim verilmiştir (Karaer, 2011: 274-278). 2012-2013 öğretim yılında 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesinden sonra Gençali Ortaokulu yeniden açılmıştır. Gençali köyünde dört adet okul binası mevcuttur. Bu binalardan biri ana sınıfı, biri ilkokul, biri ortaokul, biri ilkokul ve ortaokul olarak ortak kullanılmaktadır. Gençali köyünde 2013-2014 öğretim yılında ilkokul ve ortaokulda 102 öğrenci eğitim görmüş ve 11 öğretmen görev yapmıştır (Şahin, 08.05.2014).

Günümüzde Gençali Köyü

Günümüzde Gençali köyü arazisinin %90’ı sulanmakta olup, tarımsal üretim ve meyvecilik gelişmiştir. 2013 yılında köyde 1 ilkokul, 1 ortaokul, 1 sağlık evi, 1 değirmen, 1 cami, 2 bakkal, 2 kahvehane, 1 düğün salonu, 2 kooperatif “Gençali Tarımsal Kalkınma Kooperatifi” ve “Gençali Su Ürünleri Kooperatifi” faaliyet göstermektedir. Köyde 1 imam ve 1 korucu görev yapmaktadır. Köyde 8 minibüs, 92 otomobil, 15 kamyonet 140 traktör ve 150 pat pat mevcuttur. Köyün içme suyu, kanalizasyonu, elektriği ve telefonu mevcut olup, Tv yayınlarından, internet ve cep telefonundan yararlanılmaktadır. Güneş enerjisi kullanılan köyde; Pazar günleri “Pazar” kurulmaktadır. Köyde Sağlık Evi mevcut olup, aile hekimliği sistemi kapsamında ilçe merkezinde bulunan aile hekimi, haftanın belirli günlerinde köyde hizmet vermektedir (Uysal, 24.5.2013).

Sonuç

Gençali köyü, gelişen ekonomisiyle Senirkent köyleri arasında dikkat çekmektedir. Son yıllarda nüfus artmamakla birlikte, köyden göç durma noktasına gelmiştir. Geçmiş yıllarda Gençali ekonomisine büyük katkı sağlayan balıkçılık ve istakoz avcılığı eski önemini kaybetmiştir. Tarımsal üretim her geçen yıl artmakta; özellikle kayısı üretimi, köy ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. 

BELGELER

Belge 1

Belge yer numarası: HAT 1600-6

Tarih: H.17 Rabiul-ahir 1252 (13 Ağustos 1252)

Belge özeti: Gençali köyünde Yalvaç kazası Ayanı HÜSEYİN Ağanın yaptırdığı caminin

hitabetinin Coşdanoğlu Hasan Efendiye tevcihi

Der-i devlet-mekine arz-ı da’i-i kemineleridir ki Genceli karyesinde sahibü’l-hayrat ve’l-hasenattan Yalvaç Kazası Ayanı el-Hac Hüseyin Ağanın müceddeden bina ve ihya eylediği cam-i şerifinde hatib olup müceddiden ba-berat-ı şerif-i alişan hatib nasb ve tayin olunmak la-büd ve lazım olduğundan karye-i mezkur sükkanından Coştan oğlu Hasan Efendi bin Hasan nam da’ileri her veçhile hitabet mezkura şayeste ve ahiren lede’l-imtihan-ı alem bi’l-mesele olduğu zahir ve nümayan olmakla mecdiyet ve salavat-ı cumada eda etmek içün ber-vechi hasbi hitabet mezkuru merkum Hasan Efendi nam daileri üzerine müceddeden berat-ı şerif alişanım sadaka ve ihsan buyrulmak niyazı babında vak’il-hali bi’l-iltimas hasbeten lillah’il-melik’il müteal arz ve i’lam olunan ba-ilam hazreti menlehü’l-emrindir fi’l-yevmi’s-salis aşer min şehr-i Rabiul-evvel sene iseyn ve hamsin ve mieteyn ve elf  (H.13 Rabiul-ahir 1252 / 28 Temmuz 1836)

El-abdu’d-dai li’devleti’l-aliyye-i Osmaniyye

Hafız Ahmed (..) li-medinet-i Uluborlu

KAYNAKLAR

– Arşiv Belgeleri

– Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi CCA 030.11.1-164-28-2

– Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi COA A.DVN-153-100,C.EV-190-9460-1,

C.EV-523-26410, HAT-1600-6, ML.VRD.TMT.d1005, 

-Kitaplar, Makaleler ve Internet

– Aksu, F. (1936), Isparta İli Yer Adları. Isparta:

Besim Zühdü (1922), Türkiye’nin Sıhhi İçtimai Coğrafyası Hamidabad (Isparta) Sancağı, Ankara: TBMM

– 1. Kayısı Festivali (08.07.2018), Isparta’da 1. Kayısı Festivali Düzenlendi, www.yenihaber.com / 10.01.2023

Böcüzade Süleyman Sami (2012), Isparta Tarihi, Isparta: Isparta Valiliği Kültür ve Turizm Müdürlüğü

– cestepe-i-ve-ii-tumuluslleri (2014). http://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/isparta/kulturenvanteri/28.04.2014

– 438 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/ 1530) I. Kütahya, Kara Hisar-ı sahib, Sultan-önü, Hamid ve Ankara Livaları Dizin ve Tıpkıbasım (1993), Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü

– Erdem, Tahir  “Hamitoğulları Tarihine Ait Yeni ve Önemli Bir Belge”, Ün Isparta Halkevi Mecmuası, 2 (16), Temmuz 1935, s.223-225.

French, David (1988), Roman Roads and Milestones of Asia Minor / Küçük Asya’daki Roma Yolları ve Miltaşları Fasikül 2, I. Bölüm. Ankara: British Institue of Arhaeology at Ankara

– Gençali Çeştepe Tümülüsleri 1-2. www.ispartakulturturizm. gov.tr./kultur-envanteri 22.10.2015

– Gencali.http://yerelnet.org.tr/koyler/ 15.12.2013

– Gencali.https://tr.m.wkipedia.org>wiki>/14.07.2016

– Gençali Höyük (2010), www.ispartakulturturizm.gov.tr./kultur-envanteri 22.10.2015

Gençali Köyü. http://yerelnet.org.tr/koyler/ 15.12.2013

– Isparta Kültür Envanteri (2010), Isparta: Isparta Valiliği

– Karaca, Behset (2012), XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Uluborlu Kazası, Isparta:

– Karacan, Kadir, (2012), Büyükkabaca ve Yöresi Tarihi, İstanbul: Büyükkabaca Belediyesi

– Karaer, İbrahim (29.01.2023), “Gençali Köyündeki Koyungözü Baba Zaviyesi Vakfı İle İlgili Belgeler”, www.dtcfbirlik.com

– Karaer, İbrahim (2011), Dünden Bugüne Senirkent (1182-2010), Ankara: Senirkent Kültür ve Yardımlaşma Derneği

– Karaer, İbrahim (29.01.2023), “Koyungözü Baba Zaviyesi Vakfı İle İlgili Belgeler”, www.edebiyatdefteri.com

– Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedisi, c.12

– Özsait, Mehmet (1990), “1987 ve 1988 Yılı Senirkent Çevresi Tarih Öncesi Araştırmaları”. – Araştırma Sonuçları Toplantısı [7.: 1989: Antalya] – Ankara: Kültür Bakanlığı

– Özsait, Mehmet (28.04.2014), “Apollonia’dan Yeni Anıt ve Yazıtlar”,http:/akmedadalya.com ozet

– Şahin, Rıdvan (08.05.2014), Gençali Ortaokulu Müdürü Rıdvan Şahin ile 08.05.2014 tarihinde yapılan görüşme.

– Şekercioğlu, Hüseyin (1989), Gelendost Tarihi, İstanbul:

– Tandoğan, Ayten (25 Kasım 1967), “Gençali İlkokulu” Senirkent Postası, sayı: 12

– Turfan, Kemal (1992), Isparta’nın Dünü, Bugünü ve Yarını Sempoz­yumu. Ankara:

– Türkay, Cevdet (1979), Başbakanlık Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul: Tercüman Yayınları

– Umar, Bilge (1999), Türkiyede’ki Tarihsel Adlar. İstanbul:

– Uysal, Musa (24.05.2013), Gençali Köyü Muhtarı Musa Uysal ile 24.5.2013 tarihinde yapılan görüşme

– Uz, Bekdeş (Ocak 1975), “Gençali Köyü Raporu”, Senirkent Halk Eğitimi Merkezi Bülteni, yıl:2, sayı:10

– Yıldırım, Salih Zeki (2003), Tarihte Kabacalılar ve Büyükkabaca, Isparta: Tuğra Ofset

 NOT: Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Dr. İbrahim KARAER

e-mail: [email protected]

Yorum bulunmamaktadır.
Konu: GENÇALİ (GENCELİ) KÖYÜ TARİHİ

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.