Dr. İbrahim KARAER

 

GİRİŞ: XVI. Yüzyılda Büyükkabaca (Yörükkabacalı) köyünde üç adet vakıf bulunduğunu görüyoruz. 1570-1571 tarihli defterde kayıtlı Uluborlu kazasındaki vakıflar arasında Yörükkabacalı köyündeki Cami-i Şerif Vakfının 2.316 akçe; Karye-i Yörükkabacalı Vakfının 7.090 akçe; Muallimhane-i Ali Hâce Vakfının 5.605 akçe hasılı (geliri) olduğu kayıtlıdır (Karaca, 2012: 133-134,165). Kanuni Sultan Süleyman zamanında Yörükkabacalı köyünde inşa edilen çeşmenin tamirat ve bakımı için köyün gelirleri bu çeşmeye vakfedilmiştir. Karye-i Yörükkabacalı Vakfının bu çeşmeye ait vakıf olduğunu düşünüyoruz. Çaylak Köyü gelirlerinin vakfedildiği Çaylak Kuyusu Vakfı ile Yörükkabacalı Köyü Vakfı; Kanuni Sultan Süleyman zamanında “Çaylak Kuyusu ve Çeşmesi Vakfı” olarak birleştirilmiştir. Bu vakıfla ilgili daha geniş bilgi için https:ibrahimkaraer32.wordpress.com, www.dtcfbirlik.com ve www.edebiyatdefteri.com  sayfalarında yayımlanan yazıma bakılabilir.

Büyükkabaca Kasabasındaki Cami Vakıflarıyla İlgili Belgeler

1570-1571 tarihli evkaf defterinde adı geçen Cami-i Şerif Vakfı adına, 1 Rabiul-evvel 1287 (1 Haziran 1870) belgede rastlıyoruz. Aradan geçen 300 yıllık sürede bu vakıfla ilgili elimizde başka bilgi ve belge mevcut değil. Bu belgeden, Uluborlu kazası Kabaca-i Kebir köyünde bulunan Cami-i Şerife 1 Rabiul-evvel 1287 (1 Haziran 1870) tarihinde Halil Efendi’nin günlük 4 akçe ücretle hitabet tayin edildiğini öğreniyoruz. Halil Efendinin ölümüyle boşalan hitabet görevine 4 Rabiul-ahir 1330 (23 Mart 1912) tarihinde büyük oğlu Hafız Mehmet Efendi atanmıştır. Söz konusu belgelerde Kabaca-i Kebir köyündeki caminin adı belirtilmemiş, “Cami-i Şerif” ifadesi kullanılmıştır (Belge-1 VGA 150-240-4708). Bu ifadeden, Kabaca-i Kebir Köyü Camisi, anlamını çıkarmak mümkündür. Ancak bu tarihlerde Kabaca-i Kebir köyünde “Hacı İbrahim Ağa bin Mustafa Cami-i Şerifi” adında başka bir cami daha bulunmaktadır. XVI. yüzyıldan XX. Yüzyıla intikal eden Cami-i Şerif, günümüzde Dere Mahallesi Camisi olarak varlığını sürdürmektedir.

Büyükkabaca köyünde 1870’li yıllarda bulunan Hacı İbrahim Ağa bin Mustafa Cami-i Şerifine 26 Şaban sene 1290 (19 Ekim 1873) tarihinde Hafız Mustafa Efendi imam olarak atanmıştır. Hafız Mustafa Efendinin ölümüyle boşalan imamet görevine 17 Cemaziyel-evvel sene 1317 (23 Eylül 1899) tarihinde büyük oğlu Fahreddin Efendi; Fahreddin Efendinin ölümüyle boşalan bu göreve 11 Mart 1931 günü vekaleten İbrahim oğlu İsmail atanmıştır. Aynı belgeden, Hacı İbrahim Ağa bin Mustafa Cami-i Şerifi Vakfının para vakfı olduğu anlaşılıyor (Belge-2 VGA 149-316-4290). Günümüzde, Büyükkabaca kasabası Orta Mahallede bulunan H. İbrahim Ağa Camisi, bu caminin devamı olmalıdır.

Üçüncü belge; Kabaca-i Kebir köyünün Aşağı Mahalle Camisi hatipliğine İbrahim’in atanmasıyla ilgilidir. İbrahim’in atanma tarihi belirtilmemiştir. Ali oğlu İbrahim’in 29 Ocak 1930 tarihinde istifasıyla boşalan hatipliğe; ehliyet-i kamile sahibi olduğu belirtilen İbrahim oğlu İsmail, 11 Mart 1931 tarihinde vekaleten atanmıştır (Belge-3 VGA 149-316-4302).

Günümüzde Büyükkabaca Kasabasındaki Camiler

Büyükkabaca kasabasında günümüzde sekiz cami bulunmaktadır. Bu camiler hakkında Cami Mahallesi Muhtarı, Sultan Süleyman Mahallesi Muhtarı, Karşı Mahallesi Muhtar Vekili Mustafa Cengiz, köy halkından Ahmet Temurçin, Emekli İş Müfettişi Fazıl Ölmez ve Makine Mühendisi Kürşat Bozkurt ile yaptığımız telefon görüşmeleriyle aşağıdaki bilgilere ulaşılmıştır.

Dere Mahallesi Camisi

Büyükkabaca kasabasının en eski camisi Dere Mahallesi Camisidir. Bilindiği gibi Büyükkkabaca köyü Dere Mahallesinde kurulmuş, zamanla güneydoğu istikametinde genişlemiştir. Günümüzde mahallenin adı, Cami Mahallesi olarak değiştirilmiştir. 1570-1571 tarihli defterde ve 1870 tarihli belgede adı geçen Cami-i Şerif, bu cami olmalıdır. Toprak damlı olduğu söylenen eski cami yıkılarak, yerine 1970 yılında bugünkü Cami inşa edilmiştir.

Hacı İbrahim Ağa Camisi

1870 tarihli belgede adı geçen Hacı İbrahim Ağa Camisi, Orta Mahallede bulunmaktadır. Toprak damlı olan eski cami 1958 yılında yıkılarak, yerine 1962 yılında bugünkü cami inşa edilmiştir. Orta Mahalledeki Hacı İbrahim Ağa Camisinin 200 metre ilerisinde, Hacı İbrahim Ağa Camisinden daha eski bir cami daha bulunmakta idi. Bu cami 1960’larda yıkılmış, yerine cami yapılmamıştır (Mustafa Cengiz ve Ahmet Temurçin, 13.03.2023).

Aşağı Mahalle Camisi / Kara Kubbe Camisi

Aşağı Mahallenin adı, günümüzde Zafer Mahallesi olarak değişmiştir. Bu mahallede üç cami bulunmaktadır. Zafer Mahallesindeki en eski cami Zafer Mahallesi (Kara Kubbe) Camisidir. Tek odalı ve toprak damlı olan eski cami 1965 yılında yıkılarak 1967 yılında bugünkü cami inşa edilmiştir (Ölmez, 14.03.2023). 1930 tarihli belgede geçen Aşağı Mahalle Camisi, bu cami olmalıdır.

Zafer Mahallesindeki Merkez Camisi / Çarşı Camisi,

1960 yılında yapılan Çarşı Camisi, 2009 yılında yıkılarak, yerine 2011 yılında bugünkü cami inşa edilmiştir (Bozkurt, 16.03.2023).

Zafer Mahallesindeki Pazar / İmir Camisi ise 1999 yılında inşa edilmiştir.

Büyükkabaca Kasabası Karşı Mahallesindeki Yeni Cami 1995,

Büyükkabaca Kasabası Sanayi Camisi 1995,

Sultan Süleyman Mahallesinde bulunan Sultan Süleyman Camisi, 2001/2003 yılında inşa edilmiştir.

Sonuç

Büyükkabaca köyünde 1870’li yıllarda “Cami-i Şerif” ve “Hacı İbrahim Ağa bin Mustafa Cami-i Şerifi” adlı iki cami bulunduğunu, bu iki caminin 1900’lü yılların başında varlıklarını sürdürdükleri görülüyor. Ayrıca, 1930’lu yıllara ait belgeden “Kabaca-i Kebir Köyü Aşağı Mahalle Camisi”nden haberdar oluyoruz. Üç caminin yapılış tarihi ve bu cami vakıflarının kuruluş tarihleri hakkında elimizde bilgi mevcut değil.

Günümüzde Büyükkabaca kasabasında sekiz cami bulunmaktadır. 1870 tarihli belgede adı geçen “Cami-i Şerif”in, günümüzde Dere Mahallesi Camisi adıyla; Hacı İbrahim Ağa bin Mustafa Cami-i Şerifinin, Orta Mahallede bulunan Hacı İbrahim Ağa Camisi olarak varlığını sürdürdüğü anlaşılıyor. Günümüzde Büyükkabaca kasabasındaki Aşağı Mahallenin ismi, Zafer Mahallesi olarak değişmiştir. Zafer Mahallesinde üç cami bulunmaktadır. Bu camilerden en eski olan Zafer Mahallesi (Kara Kubbe) Camisi, 1930’larda Kabaca-i Kebir köyünde bulunan Aşağı Mahalle Camisinin devamı olmalıdır.

BELGELER

Belge 1

Belge yer numarası: VGA 150-240-4708

Nev’i cihat: Hitabet

Vezaif-i muhassasat esami-i mutasarrifat: Yevmi 4 akçe, Halil Efendi

Tevcih Tarihi: 1 Rabiul-evvel 1287 (1 Haziran 1870)

Vakfı ismiyle hayrat-ı müberranın mahal ve mevki’i: Evkaf mülhakatından Uluborlu kazası muzafatından Kabaca-i Kebir karyesinde kain cami-i şerif vakfı

Atik Esas Defteri: Askeri (..) 170

Şürut-ı Vakıf: –

Vukuat ve mülahazat: Mumaileyhin vefatıyla mahlulünden kebir oğlu Hafız Mehmet Efendiye ba-hatt-ı hümayun tevcih olunmuştur fi 4 Rabiul-ahir 1330 (23 Mart 1912)

Arz 784

27/9318

Belge 2

Belge yer numarası: VGA 149-316-4290

Nev’i cihat: İmamet

Vezaif-i muhassasat esami-i mutasarrifat: Senevi 200 guruş, Hafız Mustafa Efendi

Tevcih Tarihi: 26 Şaban sene 1290 (19 Ekim 1873)

Vakfı ismiyle hayrat-ı müberranın mahal ve mevki’i: Uluborlu kazasına tabi Kabaca-i Kebir karyesinde el-hac İbrahim Ağa bin Mustafa Cami-i Şerifi nukud-ı mevkufesi

Atik Esas Defteri: 486/ 1025

Şürut-ı Vakıf:

Vukuat ve mülahazat: Mumaileyhin vefatıyla kebir oğlu Fahreddin Efendiye ba-irade-i aliyye tevcih fi 17 Cemaziyel-evvel sene 1317 (23 Eylül 1899)

Hülasa 1041

Mumaileyhin ölmesiyle açılan bu cihat makamının 11.03.1931 gün ve 121 sayılı musavere ve karar ile vekaleten İbrahim oğlu İsmail’e verilmiştir

527/58

 

Belge 3

Belge yer numarası: VGA 149-316-4290, VGA 149-316-4302

Nev’i cihat: Hatiplik

Vezaif-i muhassasat esami-i mutasarrifat: İbrahim

Tevcih Tarihi: –

Vakfı ismiyle hayrat-ı müberranın mahal ve mevki’i: Uluborlu ilçesine bağlı Senirkent bucağının Kabaca-i Kebir köyünün Aşağı Mahallesi Camii

Atik Esas Defteri: –

Şürut-ı Vakıf: –

Vukuat ve mülahazat: Ali oğlu İbrahim’in 29.01.1930 tarihinde istifa ile açılan hatipliğine ehliyet-i kamile sahibi (..) kardaş İbrahim oğlu İsmail’e vekaleten ciheti tevcih cihet-i heyet-i müşavirliğinin 11.03.1931 gün ve 121 sayılı kararı ile

529/58

KAYNAKLAR

– Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi: VGA 149-316-4302, VGA 150-240-4708

– Bozkurt, Kürşat (16.03.2023), Makine Mühendisi Kürşat Bozkurt ile yapılan görüşme

– Büyükkabaca kasabası Cami Mahallesi, Karşı Mahalle, Orta Mahalle ve Sultan Süleyman Mahallesi Muhtarları ile 13 Mart 2023 tarihinde yapılan telefon görüşmesi

– Karaca, Behset (2012), XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Uluborlu Kazası, Isparta:

– Ölmez, Fazıl (14.03.2023), Emekli İş Müfettişi Fazıl Ölmez İle Yapılan Görüşme

NOT: Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. 

Dr. İbrahim KARAER

ANKARA, 15 Mart 2023

 

Yorum bulunmamaktadır.
Konu: BÜYÜKKABACA (YÖRÜKKABACALI / KABACA-İ KEBİR) KÖYÜNDEKİ CAMİ VAKIFLARIYLA İLGİLİ BELGELER (1870-1931)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.