Üniversitelerimizde bilimin neden gelişmediğini değil, rektörleri, atama şeklini, tepkileri; tepki gösterenlerin kimlerin maşası olduğunu… sündürerek konuşuyor, özle değil biçimle uğraştırılıyoruz. Buna alıştırıldık. Sündürmek, tarafların; iktidarın, muhalefetin, zararlı ve gizli örgütlerin işine geliyor. Kazanan onlar, kaybeden Türk milletidir. Asıl sorunların çözümlerini değil, bin kez konuşulsa faydası olmayacak şeylerle zaman kaybediyoruz. Küçük bir konu ama özü ilgilendiriyor; Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesine Prof. Namık Ak rektör olarak atandı ve ardından tuhaf bir açıklama yaptı. Daha çok bir teşekkür. Öncelikle, KMÜ’ne imlamıza uymayan “Mehmetbey” adı, bir hatayı zincirleme yayacağından, hemen düzeltilmelidir. Bildiğiniz gibi kişi adlarından önce ve sonra gelen unvanlar, saygı sözleri, rütbe adları ve lakaplar büyük harfle başlar ve ayrı yazılır. Bu yanlış, en başta bilmeden yapıldıysa çok yazık, bilerek yapıldıysa ihanettir. Bu hatayı düzeltene kadar kendisine “Rektör Namık Ak Bey” değil “Ak” diyeceğim.

İlk işi üniversitesinin adını değiştirmek olmalı iken Ak, kendisini göreve getirenlere teşekkür için açıklama yazmakla işe başlamış. Bırakın rektörlüğü, okutmanlığa atanan birinin bile yapmayacağı bu saçma sapan açıklamaya (uzun bir metin[1] ve yerim dar olduğu için) dikkatle baktım:

  1. Ak’ın Türkçesi berbat. Cümleler uzun ve gereksiz söz fazlalığı içeriyor. Dil ve anlatım sıfır. Meramını da anlatamıyor. Ona Türkçe dersi verenlere yuh olsun.
  2. Kendisini o göreve getirenlere yaptığı teşekkür çok abartılı, cahil ve edepsizce. Biliyorsunuz şükr, verdiği nîmetler için Allah’a karşı duyulan minneti dile getirmek, Allah’tan veya insanlardan gelen nimet ve iyilikten dolayı minnettarlığını ifade etme, nimete söz ve fiille mukabelede bulunmaktır. Kuşeyrî, tasavvufun önde gelenlerinin, şükrü “derin bir saygıyla nimet sahibinin iyiliğini anmak” diye tarif ettiklerini belirtir. Türkçede Allah’a karşı minnettarlık için şükür, insanlara karşı minnettarlık için teşekkür kelimeleri kullanılır. S. Uludağ, şükür, nîmet içinde nîmeti vereni düşünmektir, diyor.[2] Ak, Allah’tan başka ne kadar çok kişiye şükran duyup teşekkür ediyor! Bu da getirildiği görevi hak etmediğini düşündürüyor. Ayrıca Cumhurbaşkanına, partilere, derneklere, tarikat arkadaşı gönüldaşlara… İnsanlara yaptığınız teşekkür yazısına Allah’ı koyar, O’na “şükür” edip insanlara da “şükranlar” sunarsanız, bu açıkça edepsizlik olur.
  3. Müslüman bir Rektör atanmış, bazıları bunu çekemiyor, diyecekler ama hayır! Müslümanı değil, ben Müslümanım diye ulu orta bağıranları anlamıyor, sevimsiz buluyorum. Rahmetli Erol Güngör de Konya’da sabah namazlarına gitmişti ama biz bunu O öldükten sonra öğrendik. Ak, açıklamasındaki üslubuyla bırakın dinini, sanki tarikatını bile bağırarak yola çıkmış. Sorarım, hangi ciddi tarikat mensubu kendini böyle açık eder? Bu tutumların, insanların Kadirilere değil Müslümanlığa bakışını değiştirdiği açıktır.
  4. Bir bilim adamının değil, sıradan bir insanın, tesadüfen bir üniversitenin başına geçtiğinde söyleyebileceği bilimsel! hedefler de söylemiş, ancak çok yetersiz.

Şimdi bir bilim adamının dilinden ve üslubundan yola çıkarak Türkiye’deki bilimin, bilim dilinin seviyesini söylemek ne kadar doğru diyeceksiniz. Haklısınız. Ak bir değil ki! Keşke böyle genellemeler yaptırmasalar. Hem samimi bir Müslüman hem Türk milletini çok seven biri; sevdiği için de bilimin en üst noktalarına, çalışarak gelmiş bir bilim adamı olunamıyor mu? Aynı şeyhle poz vermek rektör olmak için yeterli mi Sayın Cumhurbaşkanım, yoksa konuşulacak rektör sayısını arttırmak mı istediniz?

… (Bilgi için)

Szü edilen Açıklama

“Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesine Rektör olarak atanmam vesilesiyle evvela Mevla-yı Zülcelal hazretlerine sonsuz şükürlerimi arz ediyorum. Şahsımı bu göreve layık gören Cumhurbaşkanımız Devlet Başkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan Beyefendiye, YÖK Başkanımız Sn. Prof. Dr. M. Yekta Saraç’a, kıymetli YÖK üyelerimize, STK yetkililerine, siyasi parti yöneticilerimize, emeği ve katkısı olan herkese şükranlarımı sunarım. Mevla’m utandırmasın, mahcup etmesin. Halisane duygularla dua eden, şahsımı cesaretlendiren, moral veren, kavli ve fiili duada bulunan, destekleyen, fedakâr, diğergam, gönül dostlarıma minnettarım ve kendilerine ayrı ayrı teşekkür ederim.

Rabbim sizlere, bizlere ve üniversitelerimize ilim, irfan eğitiminde asrın gereklerine göre hizmet etmeyi nasip eylesin. Üniversitemizin ileri düzeydeki üniversiteler seviyesine ulaşması, ülke kalkınmasına faydalı hizmetler sunması için bize güç versin. Sağlık, afiyet, huzur içinde hizmet etmeyi nasip eylesin. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Mevla’m siz arkadaş, kardeş ve dostlarımızın fani kardeşi için güzel düşündükleri nitelikleri bilfiil gerçekleştirmeyi nasip etsin. Hayra hizmete vesile kılsın.

Evrensel, girişimci, yenilikçi, araştıran, sorgulayan, dünya ölçeğinde “ilk 500 üniversite arasında”, Türkiye ölçeğinde “araştırmacı, gözde, aranan, tercih edilen, bölge kalkınmasında öncü” eylesin!

Gönülden, samimi kavli ve fiili duada bulunan siz gönüldaşlarıma, kardeşlerime teşekkür eder; selam, sevgi, hürmet ve dualarımı tekraren arz ederim. Huzurunuz daimî olsun.

Allah’a emanet olunuz!”

Rektör Prof. Namık AK’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın kararıyla Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörlüğü’ne atanması ile ilgili 2021/ 102 no.lu karar, Resmî Gazete’nin 5 Şubat 2021 tarih ve 31387 sayılı nüshasında yer aldı.

 


[1] https://www.karaman.net.tr/kmu-yeni-rektoru-ak-hoca-ilk-aciklamisini-yapti/58075/

https://www.karamansondakka.com/kmu-yeni-rektoru-namik-ak-tan-ilk-mesaj/49503/

[2] http://www.lugatim.com/s/%C5%9E%C3%9CK%C3%9CR%E2%80%93%C5%9E%C3%9CKR https://islamansiklopedisi.org.tr/sukur

 

http://arslanevi.blogspot.com/
Contributor
Do you like Arslan KÜÇÜKYILDIZ's articles? Follow on social!
Yorum bulunmamaktadır.
Konu: Üniversitenin Dili; Fotoğraf Kardeşliği

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.