Her günkü gibi haberleri izliyordum. Ekranda Sayın Cumhurbaşkanımız göründü ve “3. çeyrekte en büyük yükseliş Türkiye’de.” dedi.

Nasıl yani?” demişim yüksek sesle. Mutfaktan eşim “Kiminle konuşuyorsun?” diye sorunca fark ettim yüksek sesle konuştuğumu. Susup hemen klavyenin başına geçtim.

Neden bu kadar hayret ettim sorusunu cevaplamadan önce ekonomik büyüme, çeyrek büyüme gibi terimleri kısaca açıklayayım isterseniz. Bilgiler Google amcadan: “Ekonomik büyüme, bir dönemden diğerine kıyasla, ekonomik mal ve hizmet üretiminde bir artıştır. Bir yıl, üçer aylık dört dönemde değerlendirilir. Çeyrek bunların üç aylık bir bölümüne denir.” Bu bilgiyle 3. çeyreğin de temmuz, ağustos, eylül aylarını ifade ettiğini de belirtmeliyim.

Benim şaşırıp da “Nasıl yani?” dediğim yerde kalmıştık. Rahmetli Ahmet Mithat gibi anlatımı kesip ansiklopedik bilgi vermişim. Artık konumuza dönebiliriz.

Aslında Sayın Cumhurbaşkanı bu açıklamanın işaretini 21 Eylül’de vermişti. Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Veriler üçüncü çeyrek için çok güçlü yükseliş mesajları veriyor.” demişti. Ben o zaman da şaşırmıştım.

Hemen ,T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı sitesine girdim.  Ayrıntılı büyüme rakamlarına ulaştım. Buna göre yatırımlar yılın 3. çeyreğinde bir önceki yıla göre yüzde 22,5 artmış. Makine-teçhizat yatırımları ise yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 23,5, inşaat yatırımları yüzde 14,7, sanayi yüzde 8 büyümüş.

Neyse rakamlara boğmayayım. Aklınıza gelen her alanda büyümüşüz.

Yani kısacası zenginleşmişiz ve Avrupa’da birinci olmuşuz.

Kaynağa baktım: TÜİK, yani Türkiye İstatistik Kurumu.

Hani, ekim döneminde hem istihdam hem işsizlik rakamlarının azaldığını açıklamıştı ya!

Hani Devlet, otoyol ve köprülerin geçiş ücretlerine, çeşitli vergilere yaklaşık yüzde 25 zam yaparken…

Hani Doç. Dr. Aysel Gündoğdu’nun aynı marketten, aynı marka ve aynı miktar ürünlerle hazırladığı “Geçim Sepeti” bir yılda %32,78 artarken…

Yıllık enflasyonu %14 olarak açıklamıştı ya!

Devlet de bu rakamları köprü, otoyol ve vergilerde değil de memur ve memur emeklilerine yapılan zamlarda ölçü almış ve onlara ilk altı ay için toplam yüzde 7.36 zam yapmıştı ya!

Hani 22 Mayıs’ta başkanı bir kez daha yenilenmişti ya…

İşte o kurumdan söz ediyorum.  Rakamlarına ister inanırsınız, ister inanmazsınız ben karışmam.

Avrupa birincisi olduğumuz üçüncü çeyreğin “gerçek” rakamlarını işte bu kurum açıkladı. Bu rakamlara göre yılın 3. çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 6,7 büyüme kaydetti. Hele hele sadece bu dönemin rakamı çok müthiş(!): Bu arındırılmış rakam tamı tamına yüzde 15,6.

Tam da burada güzel güzel yazarken kafamı karıştıran iç sesim devreye girdi:

Madem ekonominin üçüncü çeyreğinde her şey muhteşem gitmişti…

O zaman neden Merkez Bankası Başkanı dördüncü çeyrekte görevden alındı?

O zaman neden Maliye Bakanı hiç rastlanmayan bir biçimde “sosyal medyadan istifa etti” de Bakanlar Kurulu’nda “görevden affı” kabul edildi.

Bu işte bir terslik yok mu?”

Ben bilmem dedim iç sesime. Ben yazarım okuyucularım ne derse başım üstüne!

Contributor
Do you like Ercan ÇALIŞKAN's articles? Follow on social!
Yorum bulunmamaktadır.
Konu: Madem Her Şey Yolundaydı

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.