DTCF Akademi grubunun “Türkiye Cumhuriyeti’nin dil politikası nasıl olmalıdır? (Ülkücü hareket nasıl bir dil politikasını savunmalıdır?)” konulu, ilk programlı çalışması 18/05/2020 Pazartesi günü saat 13’te başlayacaktır.

Bu çalışmada tartışma düzenine yön vermesi, çalışma sınırları hakkında bilgi vermesi bakımından arkadaşımız Prof. Dr. Vahit Türk’ün “DİL POLİTİKASI” adlı makalesi esas alınmıştır. Bu çalışmada esas konuya yönelik olarak alanlarında yaptıkları çalışmalarla gurur kaynağımız olan Prof. Dr. Vahit Türk, Prof. Dr. Ayşe İnce İlker ve Doç. Dr. Aziz Gökçe’nin birer değerlendirmesi yer alacak; ayrıca dil politikası belirlenirken hatırlanması ve bilinmesi şart olan “1926 Bakü Türkoloji Kongresi” ni de bugünkü tartışma amacımıza ulaşırsa daha ileriki bir tarihte yapmayı düşünüyoruz. Bu nedenle bugünkü tartışmada kısaca yer verme maddesini programdan çıkardık.

Aşağıda çalışmanın programını ve toplantı öncesi okunması tavsiyesiyle adı geçen makaleyi bir kere daha paylaşacağız.

Pazartesi günü yapacağımız bu çalışma, eksiğiyle fazlasıyla bir örnek çalışma, Akademi grubunun bundan sonraki çalışmaları bakımından da yol gösterici olacaktır. Bu çalışmaya katkıda bulunacak arkadaşlarımız yıllarını bu konulara vermiş, Türkiye’de belli yerlere gelmiş arkadaşlarımızdır. Onların değerlendirmelerini okuduktan sonra, bu arkadaşlarımıza soru sorma fırsatımız da olacak. Bu şekilde eksikliklerimizi kaynağından giderme, farklı bakış açılarını görme fırsatını yakalamış olacağız. Bize düşen bu fırsatı iyi kullanmaktır. Bu bakış açısıyla nice güzel çalışmalara imza atacağımıza, başta hedeflediğimiz “ÜLKÜCÜ HAREKETİN KÜLTÜR ALTYAPISINA KATKIDA BULUNMA” hedefini gerçekleştireceğimize inanıyoruz.

İhtimal az ama bu çalışma “Onlar ne bilir, en iyisini ben bilirim. Dediğim dediktir.” felsefesinin etkili olduğu bir çalışmaya dönüşürse, bundan sonrası için programlı bir çalışma yapılmayacaktır.

Bilginizi rica ederiz.

DÜZENLEME KURULU

 

PROGRAM

1. Çalışma sunumu- Şerif Kutludağ

2. Çalışma temel makalesinin özeti- Ercan Çalışkan

3. Dil politikası üzerine değerlendirmeler:

a) Prof. Dr. Vahit Türk

b) Prof. Dr. Ayşe İlker İnce

c) Doç. Dr. Aziz Gökçe

YAZILARIN OKUNMASI VE ANLAŞILMASI İÇİN İKİ SAATLİK ARA. (Bu arada grup paylaşıma kapatılacaktır.)

4. Grup arkadaşlarımızın soru paylaşımları

5. Arslan Küçükyıldız yönetiminde soruların uzmanları tarafından cevaplandırılması

6. Çalışmanın raporlaştırılması- Arslan Küçükyıldız

Contributor
Yorum bulunmamaktadır.
Konu: TÜRK DEVLETİNİN DİL POLİTİKASI NASIL OLMALI ÇALIŞMALARINA DAVET

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

‘Ortak Değerimiz Atatürk’ bildirisine destek ver

Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve

Ortak Değerimiz Atatürk

ATATÜRK! TÜRK MİLLETİ SANA MİNNETTARDIR

Her millet, sahip olduğu değerlerle geleceğini inşa eder. Geleceğin harcı olan değerlerine sahip çıkan milletler, geçmişten ders çıkararak, gelecekte aynı hataların tekrar edilmemesi için millî bir hafıza oluşturur. Bu hafızanın en önemli değeri, Millî Mücadele’nin lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e periyodik olarak uzun zamandır yapılan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunların sonuncusu geçtiğimiz günlerde Ayasofya’da hem protokolün hem de milletimizin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi bir esaret belgesi olan Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne atan Mustafa Kemal Atatürk, bir savaş ve diplomasi kahramanı olarak, Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, başta Ayasofya olmak üzere, camileri ve tarihî eserleriyle yeniden milletimize kazandırmıştır. Yine Trakya ve Batı Anadolu’yu Yunanistan; Doğu Anadolu’yu da Ermenistan olmaktan kurtarmış, ezanımızı susturmamış, Misak-ı millî sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mart 1924’te, halkı aydınlatma, İslam’ın Kur’an’a göre yaşanmasını sağlama, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, ibadet yerlerini yönetme görevlerini yerine getirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Ayrıca Kur’an’ın tefsiri görevi Atatürk tarafından Elmalılı Hamdi Yazır’a verilmiş ve “Hak Dini Kur’an Dili” böylece ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın Türkçe tefsiriyle Türkler, dinini öz kaynağından, kendi dillerinden okumaya ve öğrenmeye başlamışlardır.

Hâl böyleyken son yıllarda Millî Mücadele’mizin millî ve manevi mimarı Mustafa Kemal Atatürk, maalesef periyodik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir millete sinsice düşmanlık etmenin yollarından biri, o milletin kahramanlarını itibarsızlaştırmaktır. Bunun en kolay yolu ise dinimizi kirli emellerine alet etmektir.

Son olarak Ayasofya’daki icazet töreninde bir imam Ayasofya’yı kastederek; anlatım bozukluklarıyla dolu “…Bu ve bu gibi mabetlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir!… Yarabb’i bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma!” gibi suç oluşturan ifadeler kullanmış ve haklı olarak bu söylem halkımızda büyük bir infiale yol açmıştır.

Atatürk, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozan bir lider olup Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ülkemizin en başta gelen birleştirici ve bütünleştirici unsurudur. Mustafa Kemal Atatürk’e üstü kapalı yapılan bu saldırı aslında onun silah arkadaşlarına, Türk milletinin birlik ve beraberliği ile Cumhuriyet’imize yöneliktir. Atatürk’e yapılan ve yapılacak olan saldırıların nihai hedefi Türk milletidir, Türk devletidir. Bu bakımdan bu ve benzeri saldırıların hedefinin Türk devleti ve milleti olduğu konusunda halkımızı uyarmayı, vatanını ve milletini seven bir grup olarak görev addederiz.

Hedeflerine ulaşmak için geçmişte de bazı cahil kimseleri kullananlar, bugün de aynı yöntemlerle hareket etmektedir. Bu son saldırının kaynağının da aynı güçler olduğu şüphesizdir. Millî ve manevi değerlerimize, başta Atatürk olmak üzere Türk büyüklerine, her türlü tarihî mirasımıza yönelik saldırılar nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin, millî birliğimizi asla bozamayacaktır. Aşağıda imzaları bulunan DTCF Birlik üyeleri ve Türk aydınları olarak bu çirkin ve kötü niyetli ifadeleri şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

DTCF Birlik Üyeleri

**İmza: **

Bildiriyi paylaşarak destek verebilirsiniz:

 

En çok beğenilenler

Giriş

Welcome to Typer

Brief and amiable onboarding is the first thing a new user sees in the theme.
Join Typer
Registration is closed.